SEVMEYE ALIŞMAK
Dün (4 Ekim) Hayvanları Koruma Günü olunca, bu haftaki ( Pazar’lık) hakkımı, pandemi döneminde yazdığım bir yazımı paylaşarak kullanmak istedim.
Öğretmen 1. sınıf öğrencilerine mucize kelimesinin anlamını anlatmaya çalışıyormuş. Küçük Temel’i tahtaya kaldırıp sormuş;” İnsan 20. kattan düşüp ölmezse buna ne denir?”
Temel umursamaz şekilde cevap vermiş;” Tesadüf denur öğretmenum. “
“Peki!” demiş öğretmen sabırla” Peki, ayni insan ikinci kez 20. kattan düşüp ölmezse buna ne denir?”
Temel aynı rahatlıkta cevap vermiş;” Püyük şans denur öğretmenum!”
Öğretmen artık öfkelenmiş ve ;” Peki ulan!” demiş “ Ya üçüncü kez 20. kattan düşüp ölmezse…”
Küçük Temel bu kez gayet ciddi şekilde:
“ İşte o zaman öğretmenum.” demiş “Punun adu alişkanliktur!”

Fotoğraftaki köpek Lila.
Lila 4 aylık ve kızım Duygu’nun bir arkadaşının köpeği. Arkadaşı geziye giderken üç günlüğüne kızıma bırakmış.
Son akşamı da birlikte geçirdik Lila ile.
Yabancı bir eve gelmenin huzursuzluğuna bir de yabancı adam görmenin tedirginliği eklenince, Lila ince sesiyle havlayarak bana gözdağı vermeye çalıştı. Ben de gözdağını gönül bağına çevirmeye…
Akşam çok başarılı olamasam da ertesi gün Lila’yı teslim etmeye kızımla birlikte gittim.
Duygu;” Yürüyerek gidelim babacım!” dedi “ Hem Lila’yı gezdiririz hem de ben yol üzerinde bir iki alışveriş yaparım.”
Eee, Duygu alışveriş yapacağı mağazaya girince Lila’yı kucağıma verdi. Lila önce Duygu’nun arkasından cami avlusuna bırakılmış bir bebek edasıyla baktı sonra kafasını çevirip kucağında durduğu şapkalı adamın yüzüne…
Ben hiç köpek bakmasam da bebek bakmaktan provalıyım dükkan önünde beklemeye. Lila’yı da kucağıma geldiğine pişman etmemek için elimden geleni yaptım.
Evlerine kadar kucağımdan hiç inmedi. Oturduğu sokağa yaklaşınca ayrılık vakti geldiğini anlamış gibi kafasını çevirip yüzüme baktı. Sonra o beni yaladı ben onu öptüm ve vedalaştık.

Kızım, Lila’yı Tarihi Asansörün bir üst sokağındaki evine bırakıp geldi. Asansörün balkonundan İzmir körfezine baktık bir süre ve asansörle Dario Moreno sokağına indik.
Duygu;” Lila’yı bırakınca sen de içinde bir boşluk hissetmedin mi babacım?” dedi.
“ Hissettim güzel kızım!” dedim “ Hadi gel içimizdeki boşluğun bir kısmını birer bira içerek dolduralım.”
Kızımla hukuktan sanata, sevgiden barışa bir çok konuda sohbet ettik biralarımızı yudumlarken.
Kalkmadan önce ;” En sevdiğim düşünür Fa-Lanca şöyle demiş” dedim kızıma;
“İnsanların arasına sevgi tohumu atanların roketatarlardan daha önemli, bir hayvan severin bir uçaksavardan daha yararlı olduğunu anladığımız gün dünya çok daha güzel olacak!”
“ Fa- Lanca ki yazıldığı gibi okunur” dedi kızım koluma girerken” Benim de en sevdiğim düşünürdür.”
Alışmak sevmekten daha zor geliyor, der ya Ümit Besen güzel şarkısında.
Alışmak sevmekten daha zor mu bilmem ama sevmeye alışmak hiç de zor bir şey değil.
İçinizden sevgi, yüzünüzden tebessüm hiç eksik olmasın.
Herkese iyi Pazarlar!
Ulvi Puğ














