İnsanların arasına ne zaman karışıyor olsam, yazacak yığınla konu gözleye bildiğimi görüyorum.
Onbeş gün boyunca yakın bir şehire gidip gelmem gerekti. Çay içtiğim cafenin tam karşısında mezarlık olduğunu farkettim. Kabul edin, bu hiç de iç açıcı manzara değil. Hesabı öderken oturduğum yerin ismini konumu itibarıyla çok manidar buldum “Nabız Cafe.”
Aklıma Murathan Mungan’ın, insanların içinin çürüyerek ölebileceğini kast ettiği şiirinden “Sokaklar öldüğünü farketmeyen insanlarla dolu” Sözleri geldi.
Cafeden çıkarken nabzıma bakmalarından korktum!..
“Yeter sokakta dolaştığın yallah karşıya” Deseler, sorarım size ne diyeceksiniz?!..
Gözüme ilişen her absürtlüğü yazmaya kalksam, inanın günlerce yazarım.
Bu süreçte gözlediğim bir olayı daha yazayım, şimdilik yeterli olur diye düşündüm.
Bornova’da metroya biri başı açık diğeri başı kapalı iki kadın bindi.
Başı açık olan benim yanıma diğeri onun karşısına oturdu. Yanımdaki kadın telefonda muhtemelen eşi veya sevgilisiyle konuşuyor. Poposunu bana dönüp oturduğu için, sanırım konuştuklarını benim duyamayacağımı düşünüyor.
Karşıda oturan kadının elinde kitap var ve kitabı bitirmek üzere, son sayfalara gelmiş.
Okuduğu kitabı merak ettim doğrusu ve kabına odaklandım.
Aziz Nesin okuyor, hem de “Zübük” kitabını..
Bir bizim açığa bir de onların kapalısına bak!. İçimden kendi kendime mırıldandım ” Değişelim mi?!”
Yeni yılınız gönlünüzce geçsin ve her şey gönlünüzce olsun..














