Geçen yıl, bir daha 1 Mayıs kutlamasına katılmayacağımı yazmıştım.
Alternatif kutlama olan, 1 Mayıs sonrası kutlamalarına katılmayı düşünüyorum!.
Miting sırasında ve sonrasında birahaneleri dolduran “devrimcilere” katılacak; onlarla beraber 1Mayıs (İÇKİ Bayramını) kutlayacağım.
Radikal sloganları duymazdan gelecek, yeni sloganımı sessizce atacağım.
“Dinlene dinlene kazanacağız!”..
Ne yani!
Konuyu ben mi sulandırıyorum, yoksa1Mayıs’ı Enternasyonal yerine İstiklal Marşı ile kutlayanlar mı sulandırıyor?!..
…
Tarkovski’nin “Kendinizi, kendinizle zaman geçirmeyi yalnızlık sanmayacağınız şekilde yetiştirin.” Önerisini, o nu okumadan önce de düstur edinmiştim.
İnsanın yalnız olması ile yalnızlaşması aynı şey değil!.
Yalnızlaşmak duygu ile alakalıdır.
Kalabalık içinde de kendimizi yalnız hissettiğimiz anlar az değildir.
Ortak duygu ve düşünce sahibi olmadığınız, salt kendi yararını gözeten kalabalık içinde yaşamak, bence gerçek yalnızlıktır!.
Cumartesi akşamı evde PC den yabancı dizi izlerken elektrikler kesildi.
Genellikle kapadığım ışığın düğmesini açıp, zifiri karanlıkta yatağıma uzandım.
Yaklaşık bir saat sonra, tam dalmışken geldi elektrik ve PC yi tekrar açtım.
Eskiden her akşam kesilirdi. O zamandan biliyorum ki, uzun kesinti sonrası elektrik bir daha son kez kesiliyor.
Manisa da yaşayan Mustafa Kutlu sanki “elektriğin geldiğini gördüm” dercesine telefondan aradı.
1 Mayıs için İzmir’e bir arkadaşıyla geleceğini söyledi.
“4-D ile yürüyelim sonra bir yere otururuz” Dedi. Son teyitten sonra yine arayacağını söyledi.
Arkadaşım bana zeytinyağı da getirecekmiş.
Üzgünüm! Hepimize yetmez.
Yanılmamışım! Elektrik yine kesildi.
Yine uzandım ve yine tam uyuyordum ki elektrik geldi.
“Bu defa kesilmez” diye düşünerek açtım diziyi.
Telefonum yine çaldı. Ve yine Manisa’dan arayan bir dostum.
Onore edici cümleler sıraladı ve beni mutlu etti.
Bu arkadaşım Bucak ailesi ile hasım bir aşiretin önemli bir üyesi.
Eski yıllar da bir dönem Bucak’lar ile çatışmışlar.
Onlar dan farkı olarak devrimcilere, özellikle de eylemci devrimcilere değer veriyorlar.
Birçok devrimciden daha fazla devrimci tanıyor. Çoğu da ağır ceza yatmış devrimciler.
Bir yer de oturmuş demleniyorlar.
“Neden hiç gelmiyorsun? Bak masada kimler var” diyerek isimlerini saydı.
Ben size mesleklerini yazayım. Başhekim Yrd.. Prof… Adli tabip… Aşiret ileri geleni…
Başhekim Yrd.nın odasına girdiğim an hemen, usulca PC den Ahmet Kaya şarkıları açıyor.
“Geç olmadı dersen, sana araba göndereyim hemen gel”….
Gecenin karanlığı, yalnızlaşmamı üstüme yorgan gibi örtmeye çabalıyordu.
Dostlarım, haber almış gibi buna izin vermediler.
Yanılmadım, elektrik sabaha kadar kesilmedi.
Doğrusu kesilseydi bile umurumda olmazdı…














