Artık çok net olandır, o şey…
Bu ülkede…
Duyguda, özlemde…
Ve dahi “GÜÇ”TE, iki DEVLET var..
Biri…
“Kurucu önderin” kurduğu…
1938 yılından itibaren…
Çok uluslu, emperyalist çetelerin…
Türlü kumpaslarla erozyona uğrattığı…
Yıkmak için…
Yerli işbirlikçiler eliyle en alçakça darbelerle hedef yapıldığı…
Türkiye Cumhuriyeti…
Diğeri ise …
2000’li yılların başından itibaren…
Kuruluş süreci CIA tarafından ilmik ilmik örülmüş kukla devlet..
Çok ihanet yaşandı…
Manevi varlıklarımızda…
Maddi varlıklarımızda tarumar edildi…
Böyle olmasaydı…
“Hainsel zenginlik (!)” bu kadar fütursuz bir azgınlığa doğru yelken açmasaydı…
“Truva’ya gizlenmiş emperyal uşaklar bu kadar kolay zafere ulaşamazdı…
Neyse, ne…
Nostalji içinde hayıflanıp kendimizi eritlelim…
Ne de ah vahla kendimizi tüketelim…
Gün o gün değil…
Mevzu derin…
Mevzu bizden de öte ve kıymetli…
Mesela…
Ben bir 78’liyim…
Tıpkı çoğunuz gibi…
Elbette bir de 68’li ağabeylerimiz var…
Çoğunu yıldızlarla buluşturmuş olsak da…
Kalanlar yeter…
Şunu anlayalım bir kez olsun…
Ðönemi, yılıyla anılan sadece iki kuşak var…
68’li ve 78’li kuşaklar…
Tarihi jenerasyonlar…
Diğerleri..
80 sonrası…
Y kuşağı…
Z kuşağı vs…
Bizleri özel ve ayrıcalıklı kılan ise…
Kurucu önderimizin…
Onca “örselenmesine rağmen” gençliğe emanet ettiği bir ülkede….
O emaneti baş tacı yapıp,
Temeli, Cumhuriyet harcıyla karılmış bu güzel vatana sahip çıkmaktı…
Sevdalarımıza da…
“Vatan namusu”na… bağlılığımız da oradan gelir…
Bu yüzden her ikisi de kıymetlimizdir…
20’li yaşlarda canımızdan vaz geçtik…
İşkencelere yattık…
“Enver”lerle, İbrahim”lerle ..
Ve daha nicesiyle…
Çırılçıplak ve buza kesmiş havada teslim almak istedi kör karanlık…
Ama teslim olmadık…
60, li, 70’li yaşlarda mı teslim olacağız bu derin puştluğa…
Bin kez hayır!
Geçin bir kalem…
Hayallerimiz daha baharında iken…
Akarken kanımız delicesine…
O zaman mı teslim olduk?
Sokakları şahit bırakmadık mı, her renkten fırça darbelerimizle?
Tanık değil mi meydanlar, kanlı 77?
Vücudumuzu 3-5 ilaca bağladık diye mi, ruhumuzu teslim edeceğiz bu şerefsizliğe?
Evimizde otururken…
Tv ekranlarından her gün gözümüze sokulan…
Bu istila ve işgale suskun kalıp…
Son yıllarımızı…
O büyük utancın kollarında mi tükeneceğiz sahi?
Asla…
Katta…
Bizler…
68’li,78’liler…
Buna izin vermeyiz…
Bir kişi kalana kadar bu kavga bitmecek…
Gün gelecek…
Yine dağlarında çiçekler açacak bu aziz yurdumuzun…
Gün gelecek…
Sevdaya yanık türkülerimiz eşliğinde halaylara duracağız hep birlikte…
Gün gelecek…
Fidanlarımızı kalleşçe kurdukları pusulada, kaldıkları otellerde…
Bir çıra gibi tutuşturanlardan hesap soracağız…
Sonra…
O Semahlar yine dönecek…
Korkusuzca…
Barışla…
Kardeşçe…
Tüm kötüler kaybedecek o zaman işte…
İnanın….
Güvenin…
Asla inanıcınızı yitirmeyin…
Yüzünüzü “GÜNEBAKAN”LARA ÇEVİRİN!…
Ve o zaman…
Aydınlığın sıcaklığını hissedeceksinuz…
Yaklaşmakta olan ZAFERİN ayak seslerini işiteceksiniz!…














