Arapça bir sözcük olan hutbe, insanlara hitap etmek, söz söylemek, yani söylev, nutuk anlamına gelir. Hutbe’yi yapana da hatip denir.
Bugün 30 Ağustos Zafer Bayramı.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü unutturmamak için, tedbiren bugün ben de hatiplik yapayım dedim.
Yani bu yazı normal bir hitap ve hatibi de benim.
Falih Rıfkı, 30 Ağustos Zaferini şöyle anlatır:
“Nemiz varsa, eğer bağımsız bir devlet kurmuşsak, hür vatandaşlar olmuşsak, şerefli insanlar olarak dolaşıyorsak, yurdumuzu batının pençesinden, vicdanımızı ve düşüncemizi Doğu’nun pençesinden kurtarmışsak, şu denizlere bizim diye bakıyor, bu topraklarda ana bağrının sıcaklığını duyuyorsak, belki nefes alıyorsak, hepsini, her şeyi 30 Ağustos Zaferine borçluyuz.’’
Evet: Nemiz varsa hepsini, her şeyi gerçekten 30 Ağustos’a borçluyuz.
Çünkü 30 Ağustos Zaferi olmasaydı, Malazgirt Zaferinin, İstanbul’un Fethinin, Çanakkale Zaferinin bir anlamı kalmayacaktı.
30 Ağustos Zaferi olmasaydı 9 Eylül olmayacaktı, Lozan Barış Antlaşması olmayacaktı, Demokratik, Laik, Türkiye Cumhuriyeti olmayacaktı.
Ama şunu da unutmayalım ki;
30 Ağustos’u da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e borçluyuz!
Biz; o yüzden Mustafa Kemal’in askerleriyiz!
O yüzden; yolumuz Cumhuriyet, pusulamız Atatürk!
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu,
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bize bu vatanı ve cumhuriyeti armağan eden tüm şehitlerimizin ruhları şad olsun!
Sevgi Ve Saygılarımla!
Ulvi Puğ














