Yılın o büyülü günleri geldi.
Hani şu, insan olduğumuzu hatırlamak için takvime işaret koyduğumuz hafta…
Evet, İnsan Hakları Haftası.
İnsanlığın unutmaması gereken bir şeyi, unutmamak için özel olarak belirlediği günler bütünü.
Ne kadar “insanız” ki insan olmayı hatırlamak için alarm kurmuşuz.
Bir düşünün:
İnsanız… ama insan haklarını hatırlamak için bir haftaya ihtiyaç duyuyoruz.
Bana göre trajikomedi tam da burada başlıyor. Yanılıyorsam bağışlayın.
Beyanname Niye Yazıldı?
Biz Unuttuk da Onun İçin mi?
Bugüne kadar “Kim yazdı, ne zaman yazdı?” diye sorma gerekçemiz ne?
Sanki yazan kişinin imzasında sihir var; ezberlersek her şey çözülecek.
Özetle:
“Biz beceremedik… Bari yazılı hale getirelim de belki birileri okur.” diye mi?
Yoksa ne anlamı var ki?
Madem insanız, niye birbirimizi bizden koruyoruz?
Bu da ayrı bir soru.
Düşünün:
Kediler kendi aralarında “Kedi Hakları Evrensel Sözleşmesi” yazma ihtiyacı duymuyor.
Maymunlar “Muz paylaşımı adil olmalıdır” diye komite kurmuyor.
Hayvanlar âlemi “Taciz yasaktır” diye bildiri yayımlamıyor.
Ama biz?
Biz her şeyin hakkını tek tek yazmışız:
İnsan hakları
Kadın hakları
Çocuk hakları
Hayvan hakları
Hasta hakları
Mülteci hakları
Öğrenci hakları
Hatta tüketici hakları!
Yani haklarımızın kabarık bir özgeçmişi var ama uygulamada sabıkamız çok daha kabarık.
Sanırım insan türü olarak şu mesajı veriyoruz:
“Kendimize güvenmiyoruz. Birbirimizi ancak belgelerle dizginleyebiliriz.” Ama nafile
Bana Göre Özel Günler:
Vicdanı Kısa Süreli Rahatlatma Kampanyalarıdır
Her yılbaşında %50 indirim olur ya; insanlık da vicdanı için indirim günleri yaratmış: Kanımca
Bugün şiddet yok.
Bugün hak ihlali yok.
Bugün insan gibi insan olacağız.
Ama yarın kaldığımız yerden devam şiyari ile …
Bence şöyle bir tabela assak kimse yadırgamaz:
Siz ne dersiniz
İnsanlık sezonu kampanyası.
Yalnız İnsan Hakları Haftası’nda Geçerlidir.
Aklıma bir fıkra geldi; sanırım insanlık hâlimizi özetler nitelikte.
Adamın babası cuma günü ölmüş. Rivayete göre cuma günü ölen mezar azabı çekmezmiş.
Çocuk hocaya soruyor:
“Hocam, babam cuma günü öldü. Cennete gider mi?”
Hoca soruyor:
“Dînî görevlerini yerine getirir miydi baban?”
Çocuk: “Yok…”
Hoca cevaplıyor:
“Evladım, cumayı bilmem ama cumartesi babanın anasını belerler.”
İşte insan hakları denen kavrama da böyle bakıyoruz:
Bizim beyanname cumayı anlatıyor ama cumartesi uygulaması yok.
İşin İronisi:
Bütün Haklar Aslında Bir Cümlede Toplanıyor
Bunca madde, bunca paragraf, bunca özel gün…
Hepsinin özeti şu:
“Kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma.”
Bu kadar basit.
Bu cümleyi uygulayabilsek:
Beyannameler çöpe gider
Savaşlar biter
Şiddet biter
Ayrımcılık biter
İnsan Hakları Haftası diye bir şey kalmaz
Hatta belki insanoğlu ilk defa “insan” olur.
Ama ne yazık ki insanlığın çoğu hâlâ “Cumayı bilmem ama cumartesi…” seviyesinde olduğu için, takvime daha çok özel gün eklemeye devam edeceğiz.
Belki bir gün “Düşünme Hakları Haftası” da ekleriz; kim bilir.
Aslında Sorun:
Çok Zor Ama Çok Basit
Kendimize reva gördüğümüzü başkasına da görelim.
Başkasına reva görmediğimizi de kendimize yapmayalım.
İnsanlık o zaman insan olur.
Ama o gün gelene kadar biz yine, bir sonraki yılın İnsan Hakları Haftası’nı takvim sayfasında işaretleyelim.
Ne olur . Ne olmaz.














