sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa SAĞLIK

Pandeminin üç dili: BİLİM, DUYGU, SORUMLULUK

Zeki Gül Ekleyen Zeki Gül
Aralık 13, 2025
in SAĞLIK, YAZARLAR
0
Pandeminin üç dili: BİLİM, DUYGU, SORUMLULUK
0
Paylaş
5
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Türkiye 2025 sonbaharı, adeta unutmanın ve hatırlamanın arasında gidip gelen bir sarkaç. Pandeminin bıraktığı izler ise bu salınımın tam orta yerinde duruyor.

Bilim, dünyanın nasıl işlediğini anlatır;

Edebiyat, dünyanın nasıl hissettirdiğini;

Etik ise, bütün bunların arasında nasıl yaşanması gerektiğini.

Pandemi, bu üç dilin aynı cümlede birleştiği nadir anlardan biriydi. Belki de bu yüzden bıraktığı en kalıcı iz, bir hastalıktan çok daha fazlasıydı: Bir toplumun kırılganlığını, bağımlılığını ve eşitsiz yüklerini yeniden görme zorunluluğu.

COVID-19, yalnızca biyolojik bir olay değil, bir ontolojik ayna oldu:

• Kırılganız.

• Birbirimize bağlıyız.

• Aynı riski taşısak da aynı yükü taşımıyoruz.

Bu üç cümle, modern toplumun yüzyıllardır sürdürdüğü “özerk birey” anlatısına ince bir çentik attı. Meğer birey dediğimiz, bir solukla başkasının bedenine değiveren bir ağın düğümünden ibaretmiş. Bu hakikati reddedenlerle kabullenenler arasındaki çatışma ise hâlâ devam ediyor: Kamusal hayatta, siyasette, aile sofralarında, hastane koridorlarında…

Pandemi, etik düzlemde iki büyük soruyu yeniden açtı.

İlki: Bir toplum, içindeki en kırılganları koruyabildiği ölçüde mi etik sayılır? Yoğun bakım kapılarında ve ASM sıralarında görünür hale gelen şey yalnızca virüsün yayılımı değildi; eşitsizliğin dokusuydu. Aynı şehirde, aynı gün, aynı risk karşısında birileri evden çalışabilirken birileri metroya binmek zorundaydı.

İkinci soru: Özgürlük ile sorumluluk arasında yeni bir denge kurulabilir mi?

2026’ya bugünden baktığımızda gündelik yaşamın ipuçları şunu fısıldıyor: Türkiye, salgın hastalıklar bağlamında, tıpkı depremlerde olduğu gibi, hâlâ unutma ile hatırlama arasında gidip gelen bir ülke.

Sokaklar unutmak istiyor.

Kalabalıklar yeniden çoğaldı, maskeler ceplerde kayboldu, hayat eski akışına dönmekte ısrarcı.

Ama hastaneler, ASM’ler, eczaneler unutmuyor.

Oralarda hâlâ ince bir fısıltı dolaşıyor: “Birbirimize bağlıyız. Ve sorumluluklarımız var.”

Denebilir ki pandemi, Türkiye’nin toplumsal dokusunda üç sessiz iz bıraktı:

• Sessiz bir farkındalık: Hastayken uzak durmanın, maskeyi gerektiğinde cebinden çıkarıp takmanın, büyükannenin aşı randevusunu takip etmenin bir tür kamusal nezaket olduğuna dair yeni bir duyarlılık.

• Sessiz bir güvensizlik: Resmi açıklamalara ve kurumlara duyulan temkinli mesafe. Bu boşluğu dolduran ise hekimlerin yüz yüze sözü, mahallenin iç iletişimi, küçük toplulukların kendi mikrootoriteleri.

• Sessiz bir dayanışma: Pandemide ve büyük deprem sonrasında tekrar görülen mahalle lütfu: Kapıya bırakılan çorba, gönüllü ağlarının gölgede ama canlı örgütlenmesi, birlikte ayakta durma alışkanlığı.

Bu üç sessizlik biçimi, pandemi sonrası Türkiye’sinin görünmez şiirini oluşturuyor. Ve bu şiirde, pandemiyle bugüne uzanan olumlu dönüşümlerin bazıları ne yazık ki sınırlı kaldı.

Misal; hastayken işe gitmeme davranışı. Beyaz yakalılar için evde kalmak artık daha meşru hale gelse de, mavi yakalılarda ve düzensiz çalışanlarda neredeyse hiçbir değişiklik yok: Geçim baskısı davranışı kilitliyor.

Dijitalleşme (e-Nabız, tele-tıp) bir yandan erişimi artırdı, diğer yandan “sürekli izlenen beden” tartışmasını büyüttü.

Pandeminin en kalıcı etkilerinden biri ise sosyologların “eşitsizlik intensifikasyonu” dediği olgu:

• Eğitimde fırsat eşitsizliği keskinleşti.

• Yoksul bölgelerde solunum yolu enfeksiyonları daha sık ve ağır seyrediyor.

• Uzun COVID yükü düşük gelirli ve beden gücüyle çalışanlarda belirginleşti.

Aslında görünmez bir mirastan bahsediyoruz. Türkiye, bugün pandemiyi hem unutmuş hem de unutmamış bir toplum. Bir yanda “normalleşme” arzusu var; diğer yanda hastanelerin ve ASM’lerin koridorlarında dolaşan kolektif bir hafıza.

Ve bu hafıza hâlâ şunu hatırlatıyor:

Etik olan, bulaştırmama inceliğinde saklıdır.

Felsefi olan, özerkliğin sınırlarında.

Sosyolojik olan, eşitsizliğin gövdesinde.

Bilimsel olan, kırılgan bedenlerimizin birbirine değen soluklarında.

Geriye kalan öz cümle şu:

“Hastalanırsan kendini değil, bir başkasını da düşün.”

Ama unutmayalım ki, özgürlük ve sorumluluk arasındaki denge arayışı, etik düzlemden yapısal düzleme taşınmak zorundadır. Etik sorumluluk bulaştırmama inceliğinde saklı olsa da, sistemsel sorumluluk hastayken işe gitmek zorunda kalanlara en azından geçim güvencesi sağlama zorunluluğunda gizlidir.

Sağlıcakla kalın.

Pandeminin üç dili: Bilim, duygu, sorumluluk – Zeki Gül – Evrensel

Post Views: 310
Önceki yazı

İnsan  Olmayı Hatırlamak İçin Kaç Hafta?

Sonraki Gönderi

BU ADAM VAR YA, BU ADAM…

Zeki Gül

Zeki Gül

Sonraki Gönderi
BU ADAM VAR YA, BU ADAM…

BU ADAM VAR YA, BU ADAM…

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.