sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa YAZARLAR

IRKÇILIK VE YABANCI DÜŞMANLIĞI BİR PSİKOLOJİK HASTALIK MI? -2-

Molla Demirel Ekleyen Molla Demirel
Mart 27, 2024
in YAZARLAR
0
IRKÇILIK VE YABANCI DÜŞMANLIĞI BİR PSİKOLOJİK HASTALIK MI? -2-
0
Paylaş
1
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Burada fabrikada yaşadıklarımdan bir örnek anlatmamda yarar var.

Ben öğrencilik dönemimde Hiltrupta ki BASF (Boya Fabrikasında çalıştım. Orada Hitler döneminde öksüzler yurdunda büyüyen sürekli Hitlerin sevdiği türküleri mırıldayan bir iş arkadaşımız vardı. Bizim Almanca Vorarbeiter denilen usta yardımcısı Wolfgang çok iyi bir insandı. Ancak çok önyargılıydı. O bir yemek molasında Vergi dairesinden şikayetçi oldu. Yıl sonu denkleştirmesinden Vergi Dairesi ondan 3640 Mark daha istemiş. Bu bir çalışan için yüklü bir para. Çünkü oh tarihlerde bir ayda net olarak kazandığından çok daha fazla bir ücret. Oysa sonuçta bir tek aylık geliri olan insan. Üç çocuğu var ve eşi çalışmıyor. Ayrıca annesinin emekliliği yok ve sosyal yardım almasını istemiyor, onun tüm masraflarını karşılıyordu.

Ben mümkün olmadığını bir hesaplama hatası olduğunu söyledim. O öksüzler yurdunda büyüyen ve Hitler hayranı arkadaşımız. Aynen şöyle dedi. „Almanya‘nın Vergi Dairesi’nin bir Mali Müşavirine bir yabancı hesap hatası yapmış diyecek, gel de gülme.„

Ben gayet sakin. „Evet ben yabancıyım, özünde bu dünyada hepimiz yabancıyız, hepimiz, misafiriz. Ama siz beni yabancı olarak kabul edin. Wolfgang, bana Vergi denkleştirmek için var olana ve vergi dairesine sunduğu bütün belgeleri ve Annesi için bir bakım belgesi, ev, araba sigortasına ve kişisel, sigortaya ödedikleri belgeler getirsin ben itiraz edeyim. Eğer bu itirazımın sonucunda halen bu yüksek miktardaki meblağı Wolfgang‘da isterlerse onun 1000 Markını ben ödüyorum“ dedim. O günde tesadüfen cüzdanımda 1000,00 (bin) Mark vardı, çıkarıp Wolfgang’ın önüne koydum. Ayrıca hepinizin Cuma günü akşamki oturumumuzda yiyecek ve bira masrafınızı da ben ödeyeceğim. Ama ben haklı çıkarsam arkadaşım bir akşam yemeğinin parasını sen, bir akşam yemeğinin parasını da Wolfgang ödeyecek” dedim. Ustabaşı yardımcımız olan belgeleri getirdi. Gerçekten ondan 3640,00 daha vergi ödenmesi isteniyordu. Ben bir itiraz yazısı hazırladım ve kendim götürüp belgelerle vergi dairesine verdim.

Birkaç hafta sonra Ustabaşı yardımcısı Wolfgang gülerek geldi.  „Sayın Demirel gel sana bir kahve ısmarlayayım“dedi. Sonra ekledi. Bu cuma akşamı hepimizin akşam yemeğini ve birasını ısmarlayacaksın” dedi. Ben „Dur arkadaşım. Sen önce Vergi Dairesinden gelen yanıtı ver bana. Ayrıca benim 1000 Markımı bar olarak bana geri ver. Ve Cuma günü biz Akşam iş alanımızı temizleyip yıkadıktan sonrada önce o Hitler hayranı arkadaşımız yemeklerimizi ve biralarımız hazırlasın” dedim. Evet hata yapılmıştı. Hiç unutmam Wolfgang‘ın banka hesabına  2480 Mark gönderilmişti.

Sonra bizim Ustabaşı yardımcısı Wolfgang bana bir gömlek, bir kravat ve bir güzel çiçek alarak eşiyle bize geldiler. Oğlum trafik kazası yapıncaya kadar her yıl yıllık vergi denkleştirme işlemlerini ben düzenledim. Benim belgelerle birlikte vergi dairesine verdim. O tarihten sonra arkadaşımız Wolfgang ailecek Cemiyetimizin sosyal çalışmalarını destekledi. Aynı şekilde o Hitlerci dediğim iş arkadaşımda özür diledi. Cemiyetimize üye oldu ve yıllarca çalışmalarımızı destekledi.

Bu örnek bile dostluk ve yardımlaşmanın dışlamanın, yabancı düşmanlığına karşı sabırla  ilişki yürütmenin en iyi metot  olduğuna ışık tutuyor.

Toplumun yabancı düşmanlığına ve Irkçılığa karşı neler yapmalı?

Benim davet edildiğim panellerde, toplantılarda ve okumalarda en çok sorulan bir başka soruda şu: „Toplumlar ırkçılığa karşı durmak veya ırkçılık ve ötekileştirmeye karşı koymak için başka neler yapabilir? Ne gerekiyor?“

Türkiye halklarının çok güzel bir deyimi var „Ağaç yaşıyken eğilir, bükülür. “

Biz çocuklarımızı evde, kreşte, okulda çok dilli çok kültürlü yetiştirirsek ırkçı düşüncelerden uzak duran bir nesil yetiştirmiş oluruz. Çünkü kasıtlı yada kasıtsız, çoğu insan günlük yaşamında  ırkçı bir şekilde davranır veya konuşur. Bu nedenle ırkçılığa karşı en iyi çare kendinizsiniz ve kendi eylemlerinizi ve söylemlerinizi eleştirel bir gözle incelemeli. İşte büyük Felsefecisi Immanuel Kant’ın „Herkes kendi kapısının önünü temizlerse. Kent temiz kalır” cümlesine burada hatırlayalım. Eğer her insan kendisinden var olan önyargılardan, aşırı milliyetçilik duygulardan arındırırsa barışık bir toplum için iyi bir adım atmış oluruz. Ayrıca İnsanların hepsi Âdem ile Hava ‘dan geldiğini ve hepsi bir Tanrıya inandığını söylüyor. O halde hepimiz aynı ağacın meyvesi olduğunu bilmemiz gerekir ve çocuklarımıza küçük yaşta dünyanın evimiz ve ırkımızın sadece insan olmamız olduğunu ve inancımızın insanlara hizmet olduğunu daha küçük yaşta öğretmemiz gerekir. Her kent etnik ve inançlara dayanan çalışmaları değil o kentte yaşayanların hepsinin o kentli olduğunu birlikte yaşadığını ve birlikte bir birbirinden barış ve sevgi içinde öğrendiğini gerçekleştiren projeleri çalışmaları desteklemeli ve yaygınlaştırmalıdır. O kent sadece kendisi için değil dünyaya örnek olacak birçok kültürlü, çok dilli barış ve sevgi kenti olduğunu kanıtlamalıdır. Ancak bu söylediklerimin dışında insanlar kendi başına her insanın yaşadığı toprakta ve toplumda en az kendisi kadar hak sahibi olduğunu ve değerli olduğunu kabul etmesi gerekir. İki bu insanlığın asıl görevi olmalıdır.

Her düzeyde görünürlük, temsil ve çeşitlilik: Şehir yönetimi, yönetimde ve otoritede farklı çeşitliliğe ve özellikle ırksal özelliklere sahip insanların oranı açısından şehir toplumunun gerçekliğini yansıtacak şekilde temelde nasıl daha çeşitli hale gelebilir? Kota bir çözüm olabilir mi ya da bu yönde neler yapılabilir?

Bu Kota konusunu genellikle muhalefette kalan demokrat ve sol görüşlü siyasiler genellikle seçip propagandalarında kullanıyorlar. Bence kentin temsili ve çeşitliliğinde kota sadece insanların iş alanında verilmiş bir şans olarak görebiliriz. Ancak Yasalarla sınırlı olan kotalar bireylerin ne dostça birlikte yaşamasını ne de de toplumun içindeki ön yargıları tek başına ortadan kaldırabilir. Kent yetkililerinin, eğitim ve sosyal kurumların halkına bu kentte yaşayan her insanın M yaşadıkları kentin bir üyesi olduğunu ve hepsinin yaşamın her alanında eşit olduğunu kavratması gerekir. Tabi başta bunun önemini eğitimciler, kenti yöneten ve kentin kurumlarında çalışanların kendilerinin kavramaları ve eksiksiz uygulamaları gerekir. Aynı yerde çalışan iş arkadaşın ile iyi bir diyalog kurması gerekir. Aynı iş yerinde çalışanlar arkadaşlarını, aynı binada, oturan komşusunu, aynı sınıfta okuyan çocukları doğum gününe çağırmasa, birlikte sinemaya, konsere, tiyatroya gitmesi, bayramları, yılbaşılar birlikte kutlamaları gerekir. Yabancı kökenli insanları sadece kullanılacak bir alet olarak görmeyi bırakmaları gerekir. Aynı göz seviyesinde görmeleri gerekir.  Ancak önyargılar ve yabancı düşmanlığın yok edilmesi için kent yöneticileri, eğitimciler, siyasetçiler önce kendileri dostluğu eşitliği, birlikte bölüşmeyi uygulamalı. Yabancı düşmanlığı ve ırkçılık ancak böyle engellenir ve eritilir.

Irkçılığa karşı aktif ve uyanık kalmanız için sizi motive eden nedir? Ayrıca çalışmalarınızın başarısını nerede ya da nerelerde görüyorsunuz?

Bence en yor olan bir insanın kendisini ve yaptığı çalışmaları anlatmaktır. Ben kendim doğduğum büyüdüğüm kente çok dil konuşulurdu, çok farklı kültürler ve inançlar yaşardı. Biz de Hristiyan, Müslüman, Yezidi veya Türk, Kürt, Arap Ermeni diye kimse ayırt etmezdi bayramları, eğlenceler hep birlikte kutlardık. En ufak bir işte birbirimize yardım ederdik. Benim en iyi arkadaşlarım Ermeni Hristiyan arkadaşlarımdı. Biz Almanya Münster kentinde 34 yıl aynı caddede oturduk. Orada çocuklarım Alman Katolik ve Protestan inançlı ailelerin çocuklarıyla birlikte büyüdüler. Biz onları evlerimize davet ettik, doğum günlerini kutladık. O ailelerde bizim çocuklarımızı ve bizleri evlerine davet ettiler ve doğum günlerimizi kutladılar. Halen ailevi ilişkilerimiz var. Benim üç çocuğum meslek sahibi olmasında onların büyük katkısı var. Benim çocuklarım arkadaşlarının ev ödevlerine yardım ettiler. Alman anne ve babaları kendi çocuklarına “bunlar yabancı nasıl sana yardım edebilir” demediler. Çocuklarım arkadaşlarına yardım ederken de kendileri de öğrenmiş oluyorlardı. Onun için ben O ailelerin hepsine teşekkür ediyorum. Bu nedenledir ki ben sürekli tekrarlıyorum insan insandan öğrenir. Bu nedenle 1972 de ilk bir grup halinde 1976 yılında cemiyet haline getirdiğimiz Radyo Kaktus Münster eV. Hep sosyal çalışmalarında etnik çalışmayı ret etti. Çocukları, insanları yerli ve yabancı olarak ayırmadı, birlikte olmalarını sağlamaya çalıştı ve çalışıyor. Budur bizi 50 yıldır bir arada tutan. Budur bize burada bir Enternasyonal Çocuk Oyuncaklar Müzesi kurdurma düşüncesi sağlayan. Bu çalışmadır bana 49 kitabı yazma ve yayınlama ve lise ve lise üstü öğretmenler için hazırlanan ders kitaplarında şiirlerim, öykülerim yer aldı ondan fazla dile çevrildi, olanağı yarattı. Bu nedenle derneğimizin çalışmalarına, bana, çocuklarımı, kendi çocuklarından ayırmayan halen yaşadığımız bu Münsterli vatandaşlara her zaman teşekkür ettim ve ediyorum.

Sonuç olarak Bir kente yaşayan her insanın kökeni, milliyeti, dili, inancı ne olursa olsun yaşadığı kentlidir ve hepsi eşit haklara sahiptir. Cümlelerimize son verirken halkımızın bu güzel sözünü hatırlatmaktan yarar var. “Önce çuvaldızı kendine batır ve sonra yanındakine iğneyi batır.” Bende oldukça sıkça kullandığım cümlemi tekrarlamalıyım. Hepimiz bu yer yüzünde yabancıyız ve misafiriz. Hepimiz dünyayı evimiz ve insanlara hizmet etmeyi inancımız ve görevimiz olduğunu içselleştirirsek. Dost oluruz, barış içinde yaşarız. Yoksulluğu, yabancı düşmanlığı ve ırkçılığı yok edecek kapının anahtarı bu son cümlede olduğunu kabullendiğimiz an huzur içinde yaşamaya başlamış oluruz….

09.03.2024 / Molla Demirel

Post Views: 523
Önceki yazı

‘Eski Tüfekler’den Duman’a destek

Sonraki Gönderi

İKİ AYRI ŞAHSİYET ve BİR KURT

Molla Demirel

Molla Demirel

Sonraki Gönderi
İKİ AYRI ŞAHSİYET ve BİR KURT

İKİ AYRI ŞAHSİYET ve BİR KURT

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.