Bodrum’da Belediye binası neredeyse Bodrum’un tam orta yerine denk gelir. Biz eski Bodrumluların LİMAN olarak andığı, yeni neslin MARİNA olarak dillendirdiği tekne barınağının da kenarında yer alır. Bodrum, zaten LİMAN’ın ve KALE’nin çevresinde oluşmuş bir şehirleşmedir. Yürüyüşlerin çoğunluğu deniz kenarlarında yapılır.
Kale yapılaşmasının hemen dibinde, Liman Meydanı’nın bir kenarında Denizciler Derneğimizin ofisi/lokali/kafesi vardır. Sık sık uğrar, dostlarla rastlaşır iki lafın belini kırarız.
23 ocak 2023 öğle saatleri saat 13.15 civarıydı, yine Bodrum Belediyesi önünden geçip Limana doğru/Kaleye doğru/ Derneğe doğru gidiyoruz. Belediye meydanını geçip liman sınırları içine henüz girmiştik ki gökyüzünde yüzlerce (abartmıyorum) karga bir telaş içinde bağrışıp uçuşuyorlardı. Sahile yakın Palmiye Ağaçlarına konuyorlardı. Bir an ne oluyor diye şaşkın şaşkın bakınıyordum ki Filiz hayretle “KARA BEPPE yiyorlar” diye bağırınca dikkat kesildim ve telefona sarılıp olayı belgelemeye çalıştım. Biraz geç kaldımsa da ritüelin sonuna yetişmiştim.

Kargalar palmiye ağaçlarının meyve salkımlarına konuyor ve Bodrumluların “KARA BEPPE” dediği Palmiye meyvelerini yiyorlardı (BEPPE : Leblebi için kullanılan sözcük). Yüzlerce karga aynı anda. Sanki biri kargalara “EVEEEET ŞİMDİ KARA BEPPE YEMEK SERBEST HÜCUUUM” diye start vermiş gibiydi. Bir kuşun meyve yemesinde bir gariplik yoktu elbet ancak aynı anda bütün kargaların palmiye meyvelerine adeta saldırırcasına hücum etmesini hayretle seyrettim. 10 dakika sonra bütün kargalar işlerini bitirip yine aynı yaygara ile teknelerin direklerine, çarmık tellerine konmaya geri döndüler. Geri döndüler diyorum çünkü gün boyu zaten hep orada konuşlanırlar. O andan sonra hiçbir karga “KARA BEPPE” yemeye gitmiyordu. Kara Beppe yeme seansı bitmiş gibiydi. Kargalar için “KARA BEPPE” yeme saati mi vardı acaba? İsteyen karga istediği saatte gelip yiyebileceği BEPPE ler bir yere gitmiyor, başkaca bir alıcısı da yok, uzun süre de orada olacaklardı. Bu ritüel niye idi anlamak zor.

Birden çocukluk anılarımdaki bir mahalle dolusu çocuğun bir çete gibi hareket ederek, birinin liderlik yapıp ya da fişeklemesiyle çağla, erik, dut, nar ağaçlarına saldırışımızı hatırladım. O ağaçlar orada dururdu, istediğimiz zaman gidip yeme olanağımız olduğu halde toplu hareket etmeyi beklerdik. Kargalar da bizim gibi sürü psikolojisine ya da disiplinine sahip topluluk mu oluşturmuşlardı.
Ben bu gözlemimi face sayfamda yayınladıktan sonra bazen dost meclislerinde benzer konular konuşulurken anlatma isteği duyarım. Ethem Amca, ile de her konuda sık sık muhabbet eder eskilerden dem vururuz. Ethem Demiröz amca 95 yaşında DP/AP Bodrum ilçe başkanlığı, Bodrum Belediyesi meclis üyeliği yapmış, çok tarakta bezi olan Bodrum’a ilişkin 3 kitap yazmış, hala bir tane daha yazma isteği olan gıpta edilecek bir dinçlikte. Konu nasıl denk geldiyse bu gözlemimi anlattığımda “bu da bir şey mi?” dedi ve kendi gözlemini anlattı…
***
Bodrum’un neredeyse orta yerinde oturuyorum. Atatürk Caddesinin biraz kuzeyinde. Havanın sıcak olduğu yaz günlerinden biriydi. Evin içerisinde yatmak ızdırap gibiydi. Üç katlı evimin üçüncü katın balkonunda yatıyordum. Sabahın erken saatinde uyanmıştım. Uyku mahmurluğumu geçirmek üzereyim. O arada karşı evin damında kargalar bağrışıyordu. Karşıdaki komşu ev benim evden alçak olduğundan damı kuş bakışı seyrediyorum. Kule tipi evin damında çepeçevre yarım metrelik duvarlarında birkaç karga bağrışıp duruyorlar. Bodrum’da kale civarlarında çokça karga yaşadığından. Kalenin taşları arasına ve evlerin bacalarına da yuva yaparlar karga bağrışmalarına alışığız.
Ben uyku mahmurluğumu geçirmeye çalışırken gayri ihtiyari kargaları seyre koyuldum. Başka kargalarda gelmeye başladı. Damdaki kargalar çoğalmaya başladı belki 20 kadar oldular. Belki de daha fazla. Biraz nizami duruyorlardı. Bir kısmı bir duvar üzerinde bir kısmı da karşı duvarda, söylenip duruyorlar. Bir grup karga daha geldi onlar duvara konmadı evin damın ortasına tabana kondular.
Ortaya konan kargaların ortalarında bir karga yalnız duruyordu. Diğerleri etrafını çevirmişlerdi. Duvarlardan da birkaç karga daha ortadaki gruba dahil oldu bir karganın etrafında çember oldular. Durum ilginçleşmeye başlayınca ben de pür dikkat seyretmeye başladım.
Garip garip bağrışmalar devam ediyordu. Ortadaki yalnız olan kargaya doğru bağrışmalar başladı. Ortadaki karganın hiç sesi çıkmıyordu. Tabandakiler de duvardakiler de ortadaki kargaya doğru bağırıyorlardı. Yerdeki iki karga ortadaki karganın yanına gelip kargaya doğru sanki suçlar gibi sert bağrışmalar yaptılar. Azarlıyor gibilerdi. Bir süre azarlamalar devam etti. Derken yerdeki kargaların birkaçı daha duvarın üzerine uçtular. Tabanda sadece suçlu gibi görünen azarlanan karga ile iki karga kaldı.
Yerdeki iki karga benim de suçlu gibi muamele ettiklerini gördüğüm kargayı gagalamaya başladılar. Ortadaki karga hiç karşılık vermiyor kaçmıyor ve darbeleri kabulleniyordu. Gaga darbeleri uzun sürdü, dayak yiyen karga bir süre sonra dayanamayıp yere yattı debeleniyor darbeleri savuşturmaya çalışıyordu.
Bu ara benim bir taş bulup atasım geldi. Öldürecekler kargayı diye endişelenmeye başlamıştım. Ancak üçüncü katın balkonunda taşı nerden bulayım. Mecbur seyretmeye devam ettim.
Bu arada suçlu karga yerde yatıp dayak yerken diğer kargalar uçup gidiyorlardı. Bir süre sonra damdaki bütün kargalar uçtu gitti. Suçluyu döven kargalar yalnız kaldı. Dövme işi bittikten sonra onlar da suçluyu öylece yerde yatar bırakıp uçup gittiler.
Yerde yatan karga bir süre hareketsiz yattıktan sonra silkelenip kalktı. Sersemliğini atlatana kadar öylece durdu ve ardından üstünü başını düzeltti. Bir süre sonra uçup duvara kondu orada bir süre dinlendikten sonra diğer kargaların uçup gittiği yönün tersine uçtu gitti. Bütün kargalar Kale tarafına uçmuşlardı bu dayak yiyen karga ise aksi tarafa Yokuşbaşı’na doğru uçtu gitti. Ne suçu vardıysa mahkeme ettiler, cezasını verip toplumlarından dışlamışlar gibi bir durumu seyretmiştim.
Ara sıra büyüklerin muhabbetlerinde karga mahkemesi diye bir deyim duyardım. Kargalar mahkeme kurar, suçlu kargaya ceza verirler diye muhabbetlerine şahit olmuştum ancak bana efsane gibi gelirdi. Ben bu olayı hayretler içinde seyredene kadar. Bu gördüklerimi çok kişilere anlattığımda benzer hikayeler de onlardan dinledim bu mahkemelerin benzerini ağaçlarda seyredenler olmuş…
***
Sembollerin dili sözlüğünde yazdığına göre geçmiş zamanlarda karga, cadılarla birlikte kötülüğün simgesi olarak görülürmüş. Babil, Arap, Slav, Kelt ve Germen mitolojilerinde, doğanın kendisine sağladığı üstün yetenekleri sayesinde tanrılar tarafından gönderilen ölüm habercisi olduğu düşünülürmüş. Kehanette bulunabildiğine inanıldığı için, kutsal hayvanlar arasında sayılırmış.
Bodrum’un Kargaları sürüler halinde eskiden beri kalenin civarlarında yaşarlar, bu nedenle kargalara “KALENİN KARGALARI” gözüyle bakarız. Bodrum Kalesi 1. Dünya Şavaşı sırasında Fransızların Bodrum’a asker çıkarma girişimi kıyıdaki askerlerce engellenir ve kayıplar verirler. Buna sinirlenen Fransızlar 26 Mayıs 1915’te Dubleks zırhlısı ile Bodrum’u bombardımana tutarlar. Şehirde pek bir hasar yaratamazlar ancak kaleye oldukça fazla zarar verirler. Kalemiz uzun yıllar harap halde kaldı ve henüz düzenlenme ve tadilata alınmadan önce de herkesin girişine serbestti, bekçisi falan yoktu. Vardıysa da biz görmüyorduk. Biz çocuklar arada sırada kaleye gider orada da oyunlar oynardık. Bazen kale taşlarının aralıklarına yuva yapmış kargaların yavrularından birini çalar evde beslerdik herhangi bir işe yarayacağından değil elbet sadece beslemek güdümüzü tatmin içindi. Kargaya dut ikram ederken onun GAAAK diye bağırması hoşumuza giderdi. Uçma çağına gelince de salardık uçar giderdi. Artık düşmanları da kalmamış sanki ki epeyce çoğalmışlar. Teknecilerin belası haline gelmişler, direklerine konup güverteyi pisliyorlar, engelleme imkânı da yok gibi sanki, Bodrum’un karakteristik bir yaşam formu gibiler ve de bu olayı hayra yormak lazım. Belki de uğur getiriyorlardır.
Saygılarımla Ali Dizdar














