sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa YAZARLAR

Kırmızı Gagalı Karakuş

ASAF DEMİRHAN Ekleyen ASAF DEMİRHAN
Mart 10, 2025
in YAZARLAR
0
Kırmızı Gagalı Karakuş
0
Paylaş
165
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Geçtiğimiz baharda doğa uzun süren kış uykusundan uyanmış, yeşilin tonları doğayı sarmaşık gibi sarıp sarmalamış, nergis kokusu taşlara, otlara, ağaçlara, böceklere, kuşlara ve insanlara sinmişti. Nisan ayının ilk haftasında, Kuzguncuk Bahçesi’nde tohumu toprağa bırakmak için bellemeye başlamıştı. Her gün öğle molasında bir saat kadar toprağı işlerken yanına gelen davetsiz bir konuğu vardı.

 İlk günlerde birbirine iki yabancı gibiydiler. Başta onun varlığına aldırmıyordu. Diğer kuşlara ne kadar yakınsa ona da o kadar yakındı. O da fazla yaklaşmıyor, çimende bir o yana bir bu yana gidiyor, tomurcuk açan bir daldan diğerine konuyor, avını bulduğu anda çivileme dalış yaparak alıp uzaklaşıyordu. Temkinliydi. Yaşadığı dünyanın, bir taşla iki kuşun öldürülebildiğini biliyordu.

Dortmund/Scharnhorst mahallesindeki terzihanede, hoş sohbetli yaşlı bir müşteri yoksa, öğle saatinde iş yerini kapatır, Waid Kamp’ta bulunan Kuzguncuk Bahçesi’ne giderdi. Bahçe beş dakikalık yürüme mesafesindeydi. Daha içeri adımını atmadan, o çimlerin üzerinde ya da ağaç dallarının arasında varlığını hissettirirdi. Cik cik ederek kendini görünür kılar, her gün tam vaktinde beklerdi. Geç kaldığında naz yaparcasına minnacık tırnaklarıyla toprağı patoz gibi savururdu.

Nisan ayının ikinci yarısından sonra terziyle dostlukları tamamen pekişmişti. Ne zaman tarım aletlerinden birini eline alsa, etrafında sarı kelebekler gibi uçuşurdu. Taze toprağın kokusunu aldığında sevincinden dört köşe olur, o an takla atar, gagasıyla eşeler, bereketli toprakta kısmetini gözetlerdi. Küreğin keskin ağzına ya da tırmığın sivri dişlerine kanatları dokunmasın diye onu ürkütmeye çalışsa da artık korku ve kaçış onun lügatında silinmişti. Solucanı bulduğu anda gagasına alıp kursağına indirirdi. Kuzguncuk Bahçesi güven duyduğu bir liman olmuştu ona.

Göz kamaştıran kapkara tüyleri vardı. Tavus kuşunu andıran ışıltısıyla, gerdanındaki kırmızıya çalan tek tüyü ona apayrı bir güzellik katıyordu. Minnacık kafası, küçücük kırmızı gagası ve ışıl ışıl kanatlarıyla daldan dala atlarken, çimenlerin üstünde nazlı nazlı sekerken, balerinleri kıskandıran ritmiyle insanda hayranlık uyandırıyordu. Doğa bilimlerine inanmasa, ona kutsallık atfeder, bir keramet olduğunu düşünebilirdi.

Doğa insana yalnızlığı unutturur; kent yaşamının yarattığı stres ve gürültüden arındırır, yeni dostluklar edinmesini sağlar. Karakuş, doğanın ona sunduğu büyük bir hediyeydi. Bir yaz boyunca onunla yaşadı. Birlikte güldüler, birlikte ağladılar. Hasret giderip birlikte türküler söylediler. Birlikte bir diyardan başka bir diyara uçup gittiler.

Ve Ayrılık

Yaz bitmiş, ikinci bahar başlamıştı. Yapraklar sararıp dökülmüş, ağaçlar hüzünlü günler yaşıyordu. Günlerdir bahçe ıssız bir ada gibiydi. Karakuş görünmez olmuştu. Yoksa o da diğerleri gibi uzak diyarlara, gurbete mi savrulmuştu. Gurbetin gurbetliği aklına geldi. Gurbet, canlıların hayatında sıcak hava ile soğuk hava kütlesinin yer değiştirmesi gibi bir şey. Tıpkı denizlerde umut yolculuğuna çıkan, bedeni sahile vuran insanlar gibi, Karakuş da bir maceraya kapılıb umut yolculuğuna çıkmış olabilir miydi?

Terzihane cadde üstündeydi. Tek katlı,çatısız. Sıcak günlerde içerisi hamam gibi olur, vantilatör bile tesir etmezdi. Bir an önce kendini bahçeye atmak isterdi. Bir gün iş saatinin bitiminde bahçeye vardığında, eşi bostanın içinde ayrık otlarını temizliyordu.

“Karakuşumuzdan bir haber var mı?”

“Hayır, Karakuş’tan haber gok,” dedi.

“Gok” demesi, ona yıllarca oğullarına bisiklet  oyuncak alamadıkları yılları hatırlattı. Derin bir nefes aldı. Üç yıl olmuştu oğlunu, gelinini ve dünya tatlısı torununu görmeyeli. Kendisi ülkeye gidemiyordu, onlar da vize duvarına takılıp kalmıştı. Dünya, insanların hüküm sürdüğü bir gezegen ama kendi kendine yasak uygulayan, sınır çizen, duvar ören insanın dışında bir başka canlı türü var mıydı acaba? İnsanoğlu neden kendi elleriyle sınırları çizer, duvarları örer, yasakları koyardı? Adına “değer” ve “norm” diyerek büyük anlamlar yükler, sınır tanımayan kuşlardan neden bir şey öğrenmezdi.

Şafak Vaktiydi

Sabaha karşıydı ama hala karanlıktı. Bahçe, gecenin derinliğinde nefes alıp verirken insanı ürperten bir karanlık vardı. Yıldızlar gökte salkım salkım akıyordu. Yumuşacık çimde yürürken, Karakuş’u uyandıracağının hissine kapıldı birden. Hepi topu 300 metrekarelik bir alanda kendilerine yeni bir dünya kurmuş, doğanın sunduğu nimetlerden yararlanmanın huzurunu yaşıyorlardı.

O sabah yine bahçedeydi. Mor renklere bürünmüş lavanta ve reyhanın yanına vardı. Dokundu. Reyhanın mis gibi kokusu ona tazelik ve huzur verdi. Bostanda toprağı eşeledi. Solucanlar kıvrıla kıvrıla gün yüzüne çıkarken gözleri onu aradı. 

Eylül ayının son günleri, havalar hâlâ çok sıcaktı. Bahçe, nefes alıp verdiği Heidi’nin evi gibiydi ama minnacık karakuştan haber yoktu. Nereye gitmiş olabileceğini düşündüğünde, bir turnanın kanatlarından, kırk yıldır görmediği topraklara, bin bir çelişkiyi içinde barındıran yaşadığı köylere, kasabalara, büyük kentlere uçuyordu. Göçmen kuşlar gibi bir yerden bir yere gelişlerini, atlattığı badireleri, yaşadığı güzel günleri, edindiği dostlukları bir film şeridi gibi gözlerinde canlandırdı.

Bir düş görüyordu. Onu düşünden bir kuşun kanat çırpması uyandırdı. Pır pır ederek çimene konduğu gibi ayak uçlarına basacak kadar yaklaştı.

O da ne? Zümrüdüanka’mız!

Ama tedirgindi. Ne o pırıl pırıl siyah tüyleri kalmıştı ne de gerdanını süslüyen tüy.

Belliki  “Altın kafeste “ kaçmıştı. Yorgundu.

Eşine seslendi. Geldi.

“Karakuşum, al yazmalım! Günlerdir nerelerdeydin?

Bosporus’a mı gittin? Kuzguncuk Bostanı’na mı uğradın?” diye seslendi kuş dilinde. Onu sevip okşadı.

Sonra…Karakuş bir sıçrayışta omzuna kondu. Ürkmesin diye nefesini tuttu ama o, bir anda mavi göğe kanat çırptı.

Belki bir gün dönerdi. Belki de bu bahçeye veda etmişti.

O günden sonra ne zaman bahçeye gitse, ne zaman toprağı eşelese, ne zaman bir dalın ucuna baksa, onun pır pır eden minik kanatlarını görecekmiş gibi bir duyguya kapılırdı terzi.

Ve Cahit Sıtkı Tarancı’nın,

“Memleket isterim

Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;

Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun…”

dizeleri dilinden dökülüp gökyüzüne karışır.

Asaf Demirhan

5 Mart 2022, Dortmund

Post Views: 318
Önceki yazı

Biyolojik saatleri ayarlama enstitüsü: Barış iklimi

Sonraki Gönderi

ANAERKİL AİLE

ASAF DEMİRHAN

ASAF DEMİRHAN

Sonraki Gönderi
ANAERKİL AİLE

ANAERKİL AİLE

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.