sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa YAZARLAR

Kuzey Ege’yi Gezmek…

Salim Çetin Ekleyen Salim Çetin
Kasım 22, 2025
in YAZARLAR
0
Kuzey Ege’yi Gezmek…
0
Paylaş
5
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Çanakkale, Ezine, Edremit, Akçay, Burhaniye, Küçükkuyu, Güre ve Ayvalık…

Sonrası İzmir.

Bu yollar ve bu ilçeler, Gökçeada (İmroz) Öğretmen Okulu’ndayken onlarca kez geçtiğim yerlerdi.

Her tatil bu yollara düşer İzmir’e varır, sonrası geldiğimiz yoldan gerisin geri okula dönerdik.

1970’li yıllar, başımızda kavak yelleri…

Öğretmen olmak, Anadolu’da bir köye ‘Feride’ gibi ışık götürmek başta gelen amacımızdı.

Aradan onca yıl geçmiş…

***

2025’in Eylül sonlarında bir grup öğretmen arkadaşla, o eski “okul yolu”nun olduğu yerlere bu kez “turistik gezi” yapıyorduk.

Bir yanı Kaz Dağlarına yaslı, öbür yanı Ege’nin berrak dalgalarında çalkalanan bu kasaba irisi yerler meğer burnumda tütüyormuş; her birine vardığımızda eski bir dosta kavuşmanın sevincini yaşadım.

Gençlik günlerimdi o günler ne de olsa…

Tatilleri özlemle bekler, İzmir’e gitmenin heyecanını yaşardık.

Önce feribotla Çanakkale, sonra otobüs, ver elini İzmir.

Bu yollar nasıl da bitmez görünürdü gözümüze!

Anımsıyorum; otobüsümüz şehri ikiye bölen uzun caddelerden geçer, denize paralel saatlerce yol alırdı.

Bense denizin uzak ufkunda kaybolur giderdim.

Bugün de o caddeler aynı biçimde varlıkları sürüyor.

Bu kez etrafı, çok katlı yapılar ve AVM’lerle çevrilmiş durumda.

Bu yüzden deniz sanki küsmüş, almış başını uzaklara kaçmış…

***

1970’lerin ortasında eğitimin son iki yılını Kars Susuz Öğretmen Okulu’nda tamamlama zorunluğu doğmuştu ve ben artık İda’dan, Ege Denizi’nin mavi dalgalarından ayrı kalmıştım.

Bu kez okul yolum; Sarıkamış, Selim, Arpaçay gibi ilçelerden geçip Kars’a uzanıyor, derken Susuz’da noktalanıyordu.

Elbette oralarda deniz uzak bir düştü.

Bunun yerine biteviye düzlükler ve geniş steplerle çevrili ovalar vardı.

Otobüsümüz bu yollarda kıvrıla büküle yol alırdı.

O denize paralel uzun caddeler artık düşlerde kalmıştı.

İçinden geçtiğimiz kasabalar çoğu düz ovaya serilmiş birer ikişer katlı yapılardan oluşuyordu.

Baharları tarlalar ve çayırlar göz alabildiğince uzayıp giderdi.

Kış ayları ise her yer beyaza bürünür, ayaz ağzınızdan çıkan tükürüğü bile anında dondurmaya yeterdi.

***

Sonra okul bitti, öğretmendik artık.

Bu kez ülke gerçekleri bir polisiye film fragmanı gibi önümüze her sefer yeniden geldi.

Atandığınız yerde iktidar sizi beğenmediyse anında başka yere tayininiz çıkardı.

Arkasından 12 Eylül zulmü.

Mahkemeler, işten atılmalar, pek çok arkadaşın hapse girmesi…

***

PEKİ AMA GEZİ?

Lawrence Durrell, “…En iyi yolculuklar sadece bizi dış mekânda hareket ettirmezler, aynı zamanda içe döndürürler.”1 diyor ya anı yapıtında, bu gezi de benim için öyle oldu.

Nerdeyse elli yıl aradan sonra tekrar bu yerlerde olmak, buralardaki güzelliği ve değişimi görmek benim için ilginçti.

Aynı duygu diğer arkadaşlarda var mıydı?

Sanmıyorum.

Çünkü çoğunun eğitim yaşamı başka yerlerde başlamış ve bitmişti.

***

Gezi, on kişilik bir emekli öğretmen grubuyla gerçekleşiyordu.

Ve kendi binek arabalarımızla çıkmıştık bu geziye.

Uzun burunlu otobüsler yoktu artık.

Oya Baydar’ın, “…İçimiz berrak bir su kadar ışıltılı, gökyüzü kadar geniş, eylül güneşi kadar ılıktı.”2 diye tarif ettiği duygunun da azaldığını söylemek herhalde abes olmaz.

Ne de olsa hepimiz emekliydik çünkü.

Buna karşın, hepimizin içinde daha iyi bir dünya için mücadele etme düşüncesi varlığını koruyor. Buna halel geleceğini sanmıyorum.

Bir de bu gezi, aynı yolu yürümüş ve aynı badireleri atlatmış insanların dayanışma ve dostluk duygularıyla bir araya gelmesinin özetiydi de aynı zamanda.

Unutmayalım, modern yaşam çoğumuza yalnızlığı, bir başına kalmış olma duygusunu dayatıyor.

Buna direnmek, bir arada olmayı başarmak ve o güzelim dostluk duygusunu yaşamak, az şey olmasa gerek.

***

İDA, ASSOS, TROYA…

Verin bir yanınızı Kaz Dağları’na sonra kıyıya paralel sürün arabanızı; Ayvalık, Edremit, Akçay, Güre, Küçükköy, Ayvacık…öyle devam edin, yol sizi ta Çanakkale’ye kadar götürür.

Buralara kısaca Kuzey Ege dendiğini kim bilmez ki!

Koca şair Homeros, İlyada ve Odysseia3 destanında Kaz Dağları’na “Bin Pınar İda” adını vermiş.

Ayrıca destanda; Troya Savaşı’nı yöneten tanrıların da burada, İda’da yaşadığı yazılı. Yani Zeus, Altar, Athena ve diğerleri eğer denildiği gibi buralarda ise ki doğru olabilir, bir yerden sizi görebilirler.

Kaz Dağları (ya da İda) deyip geçmeyin; uzayıp giden bir nehre benziyor, ucu bucağı görünmüyor.

İyi yanı, bizim Doğu’nun dağları gibi rakımları 2 binli sayılar yerine beş-altı yüzde kalmış olması.

Bu nedenle insanlar buralara köyler kurmuş.

***

Arabamızla kıvrıla döne çıktığımız Adatepe köyü tam da İda’nın doruğunda; kesme taşlarla yapılmış evleri, daracık sokaklarıyla antik dönem karşınızda duruyor sanki!

Köyün meydanını süsleyen koca meşe palamudu ve çınar ağaçları da ayrı bir güzellik katıyor yöreye.

Soluklanıp çaylarımızı yudumlarken arkadaşlarımızla buradaki tanrılardan söz ettik.

Adatepe köyünün en tepesinde Zeus’un, Troya Savaşı’nı yönetirken Afrodit’le seviştiği rivayet ediliyor.

Zeus da ne Zeus’muş!..

Burada başka rivayetler de var; Hasan Boğuldu, Sarıkız gibi.

***

Tabii Kuzey Ege’ye gidip de Assos’u görmeden dönmek olmazdı.

Assos, milattan önce 600’lü yıllarda kurulmuş.

Behramkale köyü şu an bu tarihi kalıntının içinde.

En tepede Athena Tapınağı, kiliseler, tiyatro ve agora bölümleri olan andezit taşların kullanıldığı devasa bir tarihi alan burası.

Aristoteles bu kentte felsefe okulu açmış.

Roma, Bizans egemenliğinden sonra 14. yüzyılda bu kez Osmanlılar ele geçirmiş burayı.

Zaten kentin hemen kıyısındaki Hüdavendigar Camisi’nin kitabesindeki 1400 tarihi bunu gösteriyor.

Biliyorum gezilerde bu kadar tarihi bilgi işin tadını kaçırır ama yazmasam da eksik kalacak.

Peki, Homeros’un anlattığı Troya Savaşı ne içindi?

Truva kralının oğlu Paris’in, Aka kralı Menelaos’un karısı Helena’yı kaçırmasıyla Troyalılarla Akalar arasında savaş başlıyor ve on yıl sürüyor.

İlyada, Truva Savaşı’nın 54 gününü, Odysseia ise Aka kralının on yıl denizde süren eve dönüşünün öyküsüdür.

Evet bizim emekli öğretmen dostlarımızla yaptığımız gezi böyleydi.

Benim açımdan geçmişime de ayrı bir yolculuk gibiydi.

…………………………..

1 Acı Limonlar, Lawrence Durrell, Çeviren: Ülker İnce, anı, Can Yayınları, 2007, 288s.

2 Hiçbiryere Dönüş, Oya Baydar, roman, Can Yayınları, 1998, 224s. 

3 İlyada ve Odysseia, Homeros, Çeviri: Azra Erhat-A. Kadir, destan, T. İş Kültür Yayınları, 1000s.

https://www.gazeteyenigun.com.tr/makale/26859385/salim-cetin/kuzey-egeyi-gezmek

Post Views: 195
Önceki yazı

vuruyor başım üstünde ay sarısı

Sonraki Gönderi

Görüş…

Salim Çetin

Salim Çetin

Sonraki Gönderi
Görüş…

Görüş…

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.