İki elti emekli oldular. Yeni yaşamlarına dernek kurarak başladılar. Dernekte kısa zamanda, kadınların çoğunlukta olduğu arkadaş grubu oluştu. Ortak hayalleri, kız çocuklarını okutmak ve birlikte gezmekti.
İsimleri aynı olan eltileri ayırmak kolay olmadı. Esmer ve sarışın , isimlerinin başına yerleşti.
Esmer Canan kıvırcık saçlı, ince uzun boyluydu. Sarışın Canan düz saçlı, renkli gözlü, biraz daha kısaydı.
Aslında isimlerinin dışında benzerlikleri yok gibiydi.
Yurtdışı gezilerinde pasaport kontrolleri ve otel yerleşimlerinde kısa süreli karışıklar hep yaşanırdı.
Baki ve Nevres seyahat acentesi sahibiydiler. Baki Fransızca ve Almanca biliyordu. Derneğin üyesi olarak gezi programlarını hazırlıyorlar. Dernek başkanı sarışın Canan gezilecek yerleri önceden tespit ediyor.
İtalya göller bölgesi gezi programına büyük bir katılım oldu. Katılanların çoğunluğu yine kadınlardan oluşuyordu. Gençler ya yoklar ya da tek tük vardılar.
Gezi programı önceden açıklandı. Gün be gün, yapılacaklar belliydi. Bazen erken biter, bazen geç olurdu. Grup gezerken, akşam yemeklerinde yarınki program açıklanır, sabah kalkış, kahvaltı ve otelden ayrılma saati kararlaştırılırdı.
Baki yine yarın gezilecek yerleri açıklıyordu.
– Arkadaşlar size bir sürprizim var. Programda yoktu ama, yarın sizi Milano’ya götüreceğiz. Otobüsümüzü şehir girişinde bırakacağız. Merkeze metro ile ulaşacağız. Ancak, sizi çok uyarıyorum. Dikkatli olmalısınız. Dünyanın en iyi yan kesicileri, tırnakçıları bu şehirde. Çantalarınızı, cüzdanlarınızı, takılarınızı iyi korumalısınız. Özellikle pasaportlarınızı en güvenli yerinizde taşıyın. Bunları önceki tecrübelerime dayanarak anlatıyorum. Çantanızdan cüzdanınızı, pasaportunuzu alırlar, ruhunuz duymaz. Aman dikkat!
Baki benzer açıklamayı Moskova metrosunu gezmeden önce de yapmıştı. Ama orada hırsızlık vurgusu yoktu. Gezginleri kaybetme korkusu vardı. “Aman, birbirinizden ayrılmayın. Üç durak gidip, ineceğiz” gibi konuşmaların nedenini az sonra anlayacaktık.
Burası bir inanç merkezi gibiydi. Kapıdan girince ayakkabılarını çıkarmak duygusunu yaşıyordun. Tavanlar, duvarlar resimlerle süslü. Her istasyon birbirinden farklı güzellikte. Bir kapıdan başka bir hatta geçtiğin çok sayıda giriş, çıkış. Yolculuk yapmaya değil de, müzeye gelmişiz. Batı dünyası bize Stalin’i bir canavar olarak tanıtmış. Moskova Metrosu’nda Sovyetler yönetiminin sanata verdiği değeri, toplumcu ruhunu hissediyorsun.
Otobüsümüzü Milano Metrosu’na yakın bir yerde park ettik. Başkan Canan son uyarıları yaptı.
“Arkadaşlar Baki beyin söylediklerini unutmayın. Birbirimizden ayrılmıyoruz. Değerli eşyalarınızı iyi koruyorsunuz.”
Metro girişinde Baki biletleri dağıttı.
– Arkadaşlar, beş durak gideceğiz. Beşinci durakta ineceğiz. Ayrılmamaya çalışın. Olur da gruptan ayrı düşerseniz, 5. durakta bekleyeceğim. Durakta inince Milano meydanında, Katedralin önünde olacağız.
Derken, Metro geldi. Hızlıca iki kapıdan içeri girdik. İki vagon birbirine geçişli. Hemen hemen aynı bölge içerisindeyiz. Bazılarımız oturacak yer buldu. Çoğunluk ayaktayız. Orta yaşlı grubun içerisinde yaşlıca olan arkadaşlarımızda var. Bir yere tutunmadan ayakta kalmak zor. Gerçi mantar gibi herkes sırt sırta. İğne atsan yere düşmez.
Duraklarda inecek olanlar zorlukla kapıya ulaşıp kendilerini dışarı atıyorlar. Canlarını kurtardıklarına dua ediyorlar.
Üçüncü durakta durduk. Genç bir kız kalabalıktan sıyrıldı, hızla dışarı atladı. Kızın arkasından, Türkçe bir ses duyuldu, “Kızım cüzdanını düşürdün”
Kapı çoktan kapanmış, metro hareket etmişti. Ayağının dibine düşen cüzdanı zar zor yerden aldığında, aynı sesin çığlığı yükseldi, “Bu benim cüzdanım” Boynunda takılı vücuduyla bütünleşmiş çantasının fermuarı açık duruyordu.
Beşinci durakta hepimiz indik. İnsan kaybı yoktu. Üçüncü durakta ki cüzdan kaybından başka Murat’ın da banka kartlarının olmadığı anlaşıldı.
Beş durak yolculukta iki kişi soyulursa, kırk kişi kaç durakta soyulur, denklemi ile katedrale girdik.
Tarihi kilisedeki fresk, bu güne kadar duyduklarımızı alt üst eder nitelikteydi. Başka bir inanç sisteminin peygamberinin cehenneme atılışı resmediliyordu. Dinlerin kardeşliği söylemlerine olan inancımızı yıkmıştı.
Yaşadığımız tecrübe ile pür dikkat, dönüş yolunda beş durak, sorunsuz, Metrodan otobüse ulaştık.
Büyük katedral, tarihi çarşı ve kilise, araç trafiğine kapalı meydanda güzel lokantalar, kafeler anılarımıza yerleştiler.
Milano metrosu unutulmayacak.
Duran Çoban
04-12-2024
BURSA














