Dursun ile Temel, arkadaşları İlyas’ın resim sergisine gitmişler. Dağın arkasından yarısı görünen bir güneş tablosunun önünde Dursun sormuş;” Ula Temel! Bu resum güneşun batışunu mi yoksa doğuşunu mi anlatayi?”
“ Kesun batuşuni anlatayi!” demiş Temel “ Bilmey misun bizum İlyas öğleden önce asla uyanmaz!”
Şimdi hepimiz Türkiye’deki siyasi manzaraya bakıp, konuşuyoruz.
Kimimiz Ebru Gündeş’in şarkısındaki gibi;
Güneşin doğuşu, batışı farksız
Nasıl yaşanırsa yaşadım ben aşksız, diyor.
Kimimiz, bugün başımızda duran ressama bakıp, kesinlikle güneş batıyor demekte.
Bizse; Türkiye Cumhuriyetini çizen asıl büyük ressamı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü düşünüp, onun Havza’ya giderken yaşadığı olayı hatırlıyoruz.
Türk Milletinin en karanlık döneminde, güneşi doğurmak için Samsun’a çıkan Mustafa Kemal, Havza’ya giderken hurda otomobili bozulur.
Karanlıkta orada kalmamak için araban inip yürümeye ve yürürken de söylemeye başlar;
Güneş ufuktan şimdi doğar,
Yürüyelim arkadaşlar!
Bizde, bu karanlık dönemde güneşin yarısı görünüyorsa, bunun batışı değil doğuşu gösterdiğini biliyoruz.
O yüzden, onlar; “ Durmak yok yola devam!” diye bağırırılarken, biz Mustafa Kemal gibi haykırıyoruz;
Güneş ufuktan şimdi doğar
Yürüyelim arkadaşlar!
Yüreğinizden sevgi, içinizden ümit, yüzünüzden tebessüm eksik olmasın!
Çünkü;
Tebessüm sevgiyi, sevgi ümidi, ümit mücadeleyi güçlendirir!
Ulvi Puğ














