Dün itibariyle Suriye’de Şam yönetimi ve DSG arasında 14 maddelik bir ateşkes ve barış antlaşması imzalandığı açıklandı.
Sahadaki görüntüye bakılırsa , DSG güçlerinin önemli bir kısmı taraf değiştirdiler. Çünkü, özellikle Rakka , Deyr-i zor , Menbic , Tabka ve Cezire kantonlarındaki Demokratik Suriye Güçlerinin omurgasını Arap aşiretleri oluşturuyor… Bunlar Şam yönetimiyle çatışmaya girmeden ” teslim olma ” adı altında taraf değiştirdiler.. Çatışmalar başlamadan önce , hem Türk Dışişleri bakanı , hem MİT Teşkilat başkanı ve hem de Genelkurmay başkanının Suriye’de çok yoğun görüşme ve toplantı trafiği yaşadıkları biliniyor.. Bu trafiğin sonucunda Suriye’deki Arap aşiretleri üzerinde oldukça
” ikna edici” sonuçlar alındığı dün belli oldu… Bu, Türkiye’nin açık bir başarısıdır.
Son haberler ve görüntüler bize gösteriyor ki ; Kürtler , Amerika ve Araplar tarafından bir kez daha
“Satış” a geldiler !
Amerika bir kaç günlüğüne koruma şemsiyesini kaldırdı ; Arap savaşçılar taraf değiştirdi ve Şam yönetimi 15 yıldır Kürtletin fiilen yönettiği kentlere “yeni fetih ” gücü edasıyla giriş yaptı..
Amerika izin vermeseydi , bunlar olmazdı..
Türkiye destek vermeseydi , Şam yönetimi değil operasyon yapmak , kontak bile açamazdı!
Belli ki , Amerika , Türkiye ve İsrail önümüzdeki süreçte İran’a karşı yürütülecek yeni stratejide Ortadoğu’nun göbeğinde baş ağrıtıcı hiç bir yerel- ulusal mesele olmasın istiyor.
Rojava’nın Özgürlük Misyonu ve Demokratik Konfederalizmi de belli ki “başka bahara” kalıyor..
Kürtler açısından eldeki tek teselli ( amorti !) ise , Haseke Valiliğinin ( Mazlum Abdi’ye ) Kürtlere verilecek olmasının Başkanlık Kararnamesi nezdinde kabul edilmiş olması… Kürtçenin ulusal dil olarak kabul edilmesi , Kürt şehirlerinde devlet kadrolarına Kürtlerin alınacak olması vaadi de , şimdilik sadece bir “ateş düşürme” önlemi olarak görünüyor..
Binlerce kadın ve erkek savaşçının , neredeyse her santimetresine kanlarını dökerek savundukları Kobani’nin söz konusu sözleşmede “silahlardan arındırılması ve hükümet güćlerine teslim edilmesi” maddesi ise gelecekte Kürt hafızasında epey kanayan bir yara olacağa benziyor.. Kobani’yi silahla ele geçiremeyen Selefi güçler , şimdi kamyonetlerinin üzerinde fetihçi edasıyla oraya girmeye hazırlanıyorlar..
Öz – güçlerine , emekçi yığınlarına dayanmadan ; emperyalist yalan ve oyalamalarla yola çıkan Kürt Ulusal hareketi bir kez daha ” acı gerçekle” yüzleşmiş oldu..
Bu ‘acı gerçeklerden’ biri de şudur : Amerika ve diğer emperyalistler Kürtlerin yerle-yeksan edilmesine izin vermezler. Ama , Ortadoğu’da ve diğer Kürt coğrafyalarında Türkiye’ye rağmen bir Kürdistani oluşumu da desteklemezler…
Kürt hafızası bir kez daha yeni kaç-göçler , yeni ağıtlar ve ‘Havar’lar ile sarsılacak görünüyor..
Çünkü yeni iklim , orada Selefilerin bir kez daha güçlenerek yeni saldırılara ve kitlesel katliamlara başlayacağına uygun görünüyor..
Umut , Abdullah Öcalan’a kaldıysa da , O zaten İslami Birliği işaret etmişti :
” Haydi Hevaller !
Hep birlikte Allah-u Ekber !”
19 Ocak 2026.














