Genç yaşta şunu anladım; İçimize katılan insanların önemli bölümünün Sosyalizm talebi yoktu. Tek dertleri kendi geleceklerini güvence altına almaktı.
Bu nedenle İGD ye CHP ye, AP ye ANAP, AKP aklınıza kim ne gelirse oraya katılır, işe girdikten sonra DİSK, Misk, Türk İş fark etmez, her yerde olur, kendi çıkarları için hepimizi satarlar.
İşte bu nedenle sendika ve sendikacıların niteliği önemlidir. İşçiye sınıf bilinci ulaştırma derdi olmayan sendikacılar, işçiyi “Ekmek teknesi” olarak görür.
Tıpkı siyasi davalara bakan kötü avukat gibi!
Kötü avukat mahkemenin çok ceza vereceğini düşünürse, mahkemede müvekkiline ajitasyon etkisi yapacak sözler sarfeder.
Sanık da bu ajitasyon üzerine “Beni güzel savundu ama yapacağı bir şey yoktu” Diye düşünür.
Sendikacının sarısı da turuncusu da böyle davranır. Keskin konuşur ki üyesi onu bir mücadele veriyor zannetsin.
Oysa kaç paranın kabul edilip edilemeyeceğini kendi baştan biliyordur.
Erdal şimdi nerede ne yapıyor bilmiyorum. Bu Erdallar o kadar fazlalar ki, şimdi Kim bilir hangi işyerinde “Ömrümü devrim için mücadeleye verdim. Mücadele olmasa şimdi kim bilir neredeydim!” Diyorlardır.
Sendikası sarı olanın işçisi kızıl olmazmış! Benim lafım, bir yer de yazmıyor…
…
Grev sendika ağalarının Belediyenin şartlarını kabul etmesiyle bitti.
Sendikacılar grevin böyle biteceğini bilmiyor muydu?.
Bu konuda dün paylaştığım gönderimde kötü avukat, kötü sendikacı benzerliğini şöyle vurgulamıştım.
Mealen.
“Kötü avukat müvekkilinin çok ceza alacağını düşündüğünde, mahkemede yaptığı savunma daha çok sanığa ajitasyon anlamına gelecek şekilde olur. Sanık da hukuk eğitimi olmadığı için, avukatının iyi savunma yaptığı kanısı oluşur ve avukatı değil hakimi suçlar. Sendikacılar da böyledir. Aslında pazarlıkla alacağı ücreti öngörür, ancak üyelerine en keskin söylemler de bulunur ki kendi varlığının anlamı olsun.”
Bu yönteme akıllı ve dürüst sendikacılar başvurmazlar. Bu sendikacılar işverenin de kazanması gerektiğini bilir ve onların iflas etmesine neden olacak ücret talebinde bulunmazlar. Emeğin değerini bilir ancak işverenin batacağı ücreti değil, ödeyebileceği ücreti talep ederler.
Bunu yapabilmek için de sendikaların profesyonel kadroları olur.
Bunca eziyeti neden çektik?
İzmirli günlerdir çöp kokusu ile salgın korkusu arasında kaldı. Kimi saatlerce yağmur altında otobüs bekledi. Yirmi küsur bin lira aylık aldığı işinden atılmamak için taksi tutmak zorunda kaldı.
İşçileri yönlendiren sendika sorumlu davranmalı. Sınıf sendikacılığı çocuk oyuncağı değil! “Sınıf” ne demek bilmeyen sendikacı, şehrin insanlarını karşı karşıya getirir!..














