Bu başlık edebiyatçı Seçkin Zengin’in geçen ay (Temmuz 2025)da yayınlanan kitabın adıdır. Kendisi de adı gibi seçkin bir kültür, sanat ve edebiyat insanıdır. Bu alanda gerçekten seçkin çalışmalar yaptı, yapıyor. Ayrıca soyadının Zengin olduğuna bakmayın, mülkiyet zengini değildir. Beyni kültür zenginidir. Yüreği edebiyata tutkundur.
Bu deleme kitabında Hatice Eroğlu Akdoğan, Adil Başoğul, Ali Özenç Çağlar, Nilüfer Uçar’ın yazıları yer alıyor.
Yazar, Şair, Ressam Ali Özenç Çağlar Avrupa’da kitapları en çok satılan yazardır. Ali özenç Çağlar bana da bu kitapta bir sürpriz yapmış ve aşağıdaki yazıyı yazmış. Ben Seçkin Zengin ve Ali Özenç Çağların bu güzel sürprizlerine yürekten teşekkür ediyorum ve sevincimi özellikle bu dostlarımın dostluğa verdikleri önemi sizlerle bölüşmek istedim. Çünkü bu yüz yılda insani değerleri çok zedelendi. Oysa gerçek dostluk, dürüstlük, ciddiyet, ahlak, yardımlaşma bir toplumun var olması için çok önemli değerlerdir.
MOLLA DEMİREL – BİR DOST BİYOGRAFİSİ
Ali Özenç Çağlar
Ben öteden beri söylüyorum bunu, ‘insanın dostları, zenginliğidir’ diye. Dostluk başka bir şeydir çünkü dostluk farklı bir şeydir bana göre. İnsanın çok sevdiği kafa dengi gençlik arkadaşları olmuştur örneğin, asker arkadaşları, hapishane arkadaşları, hatta yoldaşları olmuştur. Ama dostluk başka bir şeydir; o, karşılıksız yanında olmaktır. İyi günde, kötü günde sırtını dayayacağın sağlam bir çınar, sohbetleri ve içtenliğiyle beraber olduğunuzda dinleneceğin sakin bir liman gibidir de aynı zamanda. Dost, öyle küçük şeyler yüzünden alınganlık göstermeyen, küsmeyen, yani ölene dek seni terk etmeyen, her koşulda kucaklayandır. En karanlık ruhsal çöküntülerde bile yanında olabileceğine inandığın biridir dost bildiğin kişi. Bilge Yunus Emre boşuna dememiş: “Dost yüzünü görmez isem/ Bu gözlerim nemdir benim/ Dilim şeker gövdem kamış/ Bu söylenen nemdir benim.” Çünkü dostluk aynı zamanda karşılıklı fedakârlıktır.
İşte şimdi size yaklaşık otuz yıllık bir dostumdan bahsedeceğim. Varlığıyla, yaşamıyla, hayata gösterdiği sabrı, acılara karşı dirençli duruşuyla bir insandan bahsedeceğim. O, her şeyi yaşamın bir parçası, bir cilvesiymiş gibi karşılamasını bilen, yumuşak, olgun, bilge yaklaşımlarıyla haksızlıklara karşı da asla pirim vermeyen bir devrimcidir de. Çünkü O, kendini bildiğinden, bilince erdiğinden bu yana daima açların, yoksulların, işçinin, emekçinin, emeğin yanında olmayı adeta kutsal bir görev gibi kabullenmiştir. Bu gün bile ilerlemiş yaşına aldırmadan oradan oraya yetişmeye çalışan, gerek televizyon programlarına, radyo ve basın çalışmalarına ve gerekse edebiyat alanında şiir, deneme, öykü ve romanlarıyla üretimlerini de sınırsız enerjiyle sürdürmektedir.
Size buraya kadar kişiliği ve dostluğu, üretkenliği üzerine değindiğim bu güzel insan hiç kuşkusuz yazar, radyocu, profesyonel fotoğrafçı ve şair Molla Demirel’dir. Peki kimdir bu insan? Size Molla’nın diğer bilgilerini vermeden önce en baştan şunu söylemeliyim. Almanya’da yıllar önce ikili bir sohbet sırasında bana kendinden bahsederken şöyle demişti. Hatta o sohbette rahmetli, değerli yazarımız Fakir Baykurt da vardı. Molla Demirel dedi ki: “İnanın ben Türkçeyi yedi yaşında ilkokula gittiğim sıralar öğrendim. Çünkü ben bir Kürt ailesinin çocuğuydum ve bizler evde daima anadilimiz olan Kürtçeyi konuşurduk. Bu konuda okula gittiğimde Türkçe üzerine yetersizliklerim vardı ve bu yüzden, oradaki halkı bizleri beni anlamayan, anlamak istemeyen öğretmenler tarafından çok dövüldüm, dayak yedim.” Molla dostumun bu itirafı beni öyle acıtmıştı ki anlatamam. Çünkü o sıralarda bizler Almanya’da aynı baskı altındaydık ve bizim de çocuklarımıza okullarda kendi aralarında Türkçe konuşmalarını yasaklıyorlardı. Kendi kendime mırıldanarak şöyle demiştim: “demek egemen toplumlarda nereye gidersek gidelim azınlıkların durumları aynı” Ve bugün bile hala ülkemizde Kürtler henüz özgürce ana dillerini konuşamıyorlar. Şimdi de ülkemizde kendi dillerini konuşan Suriyelilere neden dillerini konuştukları için veryansın ediliyor. Oysa bu onların suçu değil ki. Onlar buraya kendi rızaları ile gelmediler; ama nedense suçlanan her zaman onlar oluyorlar. Halbuki bizim iktidarımız Avrupa birliği ile yaptığı kirli pazarlıklar sonucu saraya ödenen dört milyar dolar karşılığında imzaladıkları bir anlaşma sonucu o insanlar buraya gelmişlerdir. Yani onları buraya getiren iktidardır. Hey hat, bu nasıl bir adalettir böyle?
Yeniden dönelim dostum Molla Demirel’e:
Molla Demirel, 1948 yılında Akçadağ’da doğmuştur. Orta Öğrenimini Malatya’da tamamladıktan sonra, Diyarbakır Eğitim Enstitüsü’nde edebiyat eğitimi gören Molla, 1972 yılından sonra yaşamaya başladığı Almanya’da Meslek Yüksek Okulu Sosyal Danışmanlık, Sosyal Pedagoji bölümünü bitirir. 1983 yılından Beri Sosyal Medya Atölyesi’nde yayın pedagogu olarak çalışmaktadır. Edebiyat uğraşısının yanında, Molla Demirel, yukarıda da söylediğim gibi, profesyonel fotoğrafçı olarak da çeşitli sergilerde yer almaktadır.
Şiir, öykü, deneme ve roman dışında, yazarın çocuk kitapları ve birçok araştırmaları mevcuttur. Molla Demirel, Avrupa ülkeleri ve Türkiye’deki çeşitli edebiyat dergilerine de yazmakta, yazıları, makaleleri yayınlanmaktadır. Eserleri Almanca, Zazaca, Rusça, İngilizce ve Farsça olmak üzere birçok dile çevrilmiştir. Okul ders kitapları ve Öğretmenlerin eğitimi için de çeşitli eğitim kurumlarına kitaplar hazırlamaktadır. Yazarın son kitaplarından: Eylül 2023’te Klaros Yayınlarında çıkan “Bir Kıvılcımdır Şiir” isimli şiir kitabı ile Ekim 2023’te da Liman Yayınları tarafından okuyucu ile buluşan, “Doğa ve Yürekte Deprem”, “Eylül 2024’te” da Liman Yayınları tarafından okuyucuya ulaştırılan “Nefestir Sevda” ve Şubat 2025’te Free Pen”in yayınladığı “Göçmen Alan Bir Toplumda Çok kültürlü ve Çok dilli Eğitimin Önemi” isimli yapıtıdır. Yazarın bugüne kadar toplam 54 kitabı yayınlanmıştır. Arıca kendisi bu çalışmaları ile ilgili çeşitli ödüller almıştır.
Molla Demirel’in büyük emeklerle meydana getirdiği son değerli çalışması da Almanya’nın Münster kentinde kurduğu bir Çocuk Oyuncak Müzesidir ve bu Müze. Almanya’da halk tarafından büyük ilgi görmüştür. Molla dostuma bu alandaki çalışmalarında daha nice başarılar diliyorum.
Bu yazıyı, sevgili şair dostum Molla Demirel’in bir şiiri ile bitirmek istiyorum.
(…)
Eski imparatorluktan kalma bir mirastır
İti ite boğdurmak
Ve kardeşi kardeşe kırdırmak
Aldırmayın siz esen kasırgaya
Dışarıdan gelip ne harman yakan olur
Ne de köy yakan
Sapı ağaçtandır ormanı vuran baltanın
(…)
Madem kaynakları ışıksız
Ve penceresiz evler
Saraylar, fabrikalar batıda
İnanmayın duvarda yazılı olana
“Adalet mülkün temelidir”
İmparatorluktan kalma
Bir yalan…
.
Haziran 2000 / Molla Demirel














