TAM ZAMANI
Temel rüyasında Allah ile konuşuyormuş;
“Allahum bir milyon yıl senun için ne kadar bir süredur?”
“Bir milyon yıl, benim için 1 saniye kadardır.”
“Allahum bir milyar dolar senun içun ne kadardur?”
“Bir milyon dolar benim için bir cent kadardır.”
Temel’in gözleri parlamış ve;
“Peki Allahum,” demiş “bana bir centcuk verir misun? “
Gülümsemiş Allah ve; “ Bir saniye bekleyebilirsen” demiş “gidip getiririm!”
Zaman üzerine bir çok düşünür görüşünü bildirmiş. Belki ortak kanaatleri zamanın biriktirilemediği ve göreceli olduğu olabilir.
Onun için çoğu kez yanlış değerlendirilir zaman.
Temel, THY’na telefon açmış ve çıkan görevli kadına;
“Hanımefendiciğum” demiş “ acaba İstanbul’dan New York’a kaç saatte gidilur?”
“Bir saniye efendim!” demiş görevli kadın, ekrandan süreye bakıp, soruya cevap verebilmek için.
“Çok teşekkürler Hanumefendiciğum!” diyerek gururlu ve memnun bir şekilde telefonu kapatmış Temel, “İşte Yeni Türkiye bu! İstanbul’dan New York’a bir saniyede…” diye düşünerek.
Eskiden;” Türkiye’de en kısa süre, trafikte sarı ışığın yanmasıyla, arkanızdaki aracın kornaya basması arasındaki süredir.” denirdi.
Şimdi en kısa süre, bir CHP’linin iktidarı eleştirmesiyle hakkında gözaltına alınma kararı çıkması arasındaki süre, olarak tarif ediliyor.
Zamanın göreceli olmasına örnek verirsek; parmağınızın kapıya sıkışması anındaki o yarım saniyenin size ne kadar uzun, sevgilinizle geçirdiğiniz saatlerin de ne kadar kısa geldiğini hatırlatmak sanırım yeterli olur.
Türkiye Cumhuriyetinin son yirmi üç yılı, bazıları için ikinci fıkradaki Temel gibi, sevdikleri iktidarla buluşmanın aşkıyla bir saniyede geçmiş gibi olsa da biz 23 yıldır, parmağımız kapıya sıkışmış gibi geçmek bilmeyen bir acıyla yaşıyoruz.
Ve son CHP Kongresinde nihayet bir umut ışığı ve bir slogan doğdu:
“Şimdi İktidar Zamanıdır!”
Bence de tam zamanıdır!
Tam zamanıdır, deyince aklıma geldi.
Fıkra bu ya; AKP 2027 yılında yapılan genel seçimi de kazanmış ve 2032 seçimlerine hazırlanırlarken sabahın köründe gözaltına alınan üç asgari ücretli
İşçi nezarethanede konuşuyorlarmış.
Birinci işçi;” Olacak şey değil!” demiş “ Sırf işe on dakika geç geliyorum diye hükümet çalışmalarını sabote etmekten tutuklandım!”
“ Ya ben ne yapayım? Demiş ikinci işçi “ İşe hep on dakika erken geliyorum diye Provokatör Ajan olmakla suçlandığım için buradayım!”
Sonra ikisi birden şaşkın şaşkın oturan Temel’e dönüp sormuşlar;” Peki, ya sen?”
“ Vallahi ben işe her gün tam zamanunda geleyidum!” demiş Temel “ Ula bu devurde asgari ücretlu bir işçu çalar saat alacak parayu nereden bulacak? Kesun rüşvet yemişdur deyup, tutukladular!
CHP’nin dikkat etmesi gereken de tam olarak bu!
Yani bir işi tam zamanında yapmak da suç olabilir.
Daha doğrusu, öyle bir hukuk anlayışı doğdu ki; neredeyse ceza almak için suç işlemeye gerek kalmadı. Tutuklama cezalandırmaya dönüştü ve muhalif olmak ve seçmene umut vermek tutuklanmak için yeterli hale geldi.
O yüzden bence CHP’nin sloganını şöyle anlamakta yarar var;
“ İlk seçimde iktidar olmak için!
Şimdi çok çalışma zamanı!”
Akılcı bir cesaretle, çok çalışmaktan başka çaremiz yok!
Hafta sonu belirlenecek CHP MYK’sı, benim için iktidar yolculuğunun işaret fişeği olacak!
İnşallah MYK; seveceğimiz, ümidimizi arttıracak, yüzümüzü güldürecek isimleren oluşur.
Yüreğinizden sevgi, içinizden ümit, yüzünüzden tebessüm eksik olmasın!
Çünkü; Sevgi, ümit ve tebessüm, en iyi ilaçtır!
Ve biz tebessüm ettikçe, uykusu kaçan hep başkaları olacaktır.
Ulvi Puğ














