Babamım bakkal dükkanında çıraklık, ardından eczacı kalfalığı derken çocukluğum Bodrum Çarşısında geçti. Çarşı esnafının kendisine normal insan denilmesinden hoşlanmadığına şahit oldum.
Her fert kendine farklılık yaratacak bir karakter yakıştırır ve öyle davranırdı. Normal davranmak ancak yüksek rütbeli Kaymakam ya da Belediye Başkanı gibi yöneticilere, doktor veya Hâkim gibi üst düzey memurlara mahsus olurdu.
Ethem DEMİRÖZ amcadan sık sık eski Bodrum yaşamından anekdotlar dinlerim. Bu da onlardan biridir. Ethem Amcanın gündeme aktarılmak üzere hazırladığı üç yüz küsür başlık altında numaralandırdığı yaşanmışlıklardan. Dostu ve arkadaşı Kör KEMAL sohbetlerinden bir tutam aktarayım.
Bir gözü az gördüğü için lakabı “KÖR KEMAL” olan ve “DEĞİRMENCİOĞLU ALİ” lakaplı iki müteşebbis Bodrum çarşısında ortak bakkal açmışlar. 60 öncesi yıllarda. Dükkanları Bodrum Çarşısının belkemiği, çarşıyı limana bağlayan Kale Caddesi girişinin sol köşesindedir. Mevki olarak çok iyidir ancak bu iki ortak bonkörlük ve hovardalık konularında birbiriyle yarıştadırlar. Dükkânı bazen biri bazen diğeri dönüşümlü olarak çalıştırırlarmış. Her ortak o günkü hasılatın büyük bölümünü kendine alıp hovardalıkta yediğinden belli bir süre sonra sermayeyi tüketince iflas ederler. Dükkânı kapatmak zorunda kalırlar ve iflas ettiklerini çarşı esnafına duyurmak isterler. Bunun için de kendilerince bir usul saptayıp uygulamaya koyarlar.
Dükkânın önüne bayrak direği misali bir direk dikip direğin tepesine yarım dinamit lokumunu çekip fitilini ateşleyip kaçarlar. Büyük bir gürültüyle patlayan dinamit çarşıda dükkanlarda çam çerçeve bırakmaz. Büyük bir korku yaratır. Çarşıya yakında konuşlanmış olan (Liman Meydanında) polis karakolu harekete geçip failleri yakalarlar. Zaten onlar da suç mahallinden uzaklaşmamışlardır. Yaptıklarını da inkâr etmezler.
Önüne getirilen iki ortağı komiser sorgular.
— Anlatın bakalım nedir bu yaptığınız.
— Komiserim ortağım paraları yedi ve bizim dükkân iflas etti. Diye birbirlerini suçlamaya başlamışlar.
— Komiser; bırakın iflası da dinamiti niye patlattınız onu anlatın demiş.
— Komiserim bizim iflasımızı ilan etmemiz gerekiyordu. Bizim buralarda iflas edene “İFLAS BAYRAYINI ÇEKTİ ya da TOPU ATTI” derler. Biz de gerçeğine uygun olsun diye önce beyaz iflas bayrağını direğe astık ancak kimse görmedi anlamadı biz de topu patlatarak iflasımızı duyurmak istedik. Kimseye zarar vermek niyetiyle yapmadık. Diye savunmuşlar.
— Komiser; Bodrumlunun rutin bir yaşamdan hoşlanmayıp her gün bir muziplik peşinde koşan insanlar olduğu gerçeğini bildiğinden fesuphanallah çekip bu iki ortağı, bir daha karşıma gelirseniz mahkemeye sevk ederim bilmiş olun diye korkutup salıvermiş.
Kör Kemal daha sonra Davazlı Han’ın altında yeniden bir bakkal dükkânı açmış. “DAVAZLI HAN” bu günkü Belediye Meydanının büyük bir bölümünde inşa edilmişti. 60 lı yılların ortalarında Belediyece meydan yapmak maksadıyla istimlak edilip yıkıldı.
Kör Kemal’in bakkal dükkanında her türlü mal satılırmış.
O zamanlar neredeyse her bahçenin su ihtiyacı bahçe kenarına kazılmış kuyulardan sağlanırdı. Kuyunun yanında bahçe sulamada kullanılan büyükçe bir havuz bulunur ve bu havuz sık sık bu kuyudan çekilen su ile doldurulurdu. O zamanlar henüz su motorları hayatımıza girmediğinden kuyudaki su, dönme su dolabı dediğimiz bir düzenekle havuza aktarılırdı. Kuyu üzerine oturtulmuş su dolabı, kuyunun içine girip çıkan palet üzerine monte edilmiş küçük çanaklar ile su yukarı taşınır ve bir oluğa boşaltılarak havuza aktarılır, bu dönme hareketini sağlayan büyük bir çark ve bu çarkı döndürecek en üstte bir uzun sırık bulunur, bu sırık ucuna bağlanan genellikle eşek kuyu etrafında dönerek çarkı döndürürdü.


Sisteme koşulan eşeğe, aynı yerde döndüğünü görüp yürümeye ayak diremesin diye gözlerini kapatacak gözlük benzeri palmiye yapraklarından örülen eşek gözlüğü takılır ve bir ip ile hayvanın başının arkasına, gözlükler düşmesin diye de üst taraflarından eşeğin kulak üzerinden geçen bir ip takılırdı.
Kör Kemal’in dükkanında bu eşek gözlükleri de satılırmış. Genellikle bu gibi mallar “BENDE VAR” diyebilmek için dükkân kapılarına ya da yan duvara asılıp sergilenirdi. Palmiye yapraklarından çıkarılan şeritlerle örülen bu eşek gözlükleri iri olmaları nedeniyle bir gözlük görünümünden çok bir sütyene daha çok benzerdi. O zamanlar henüz yeni yeni başlayan turizm hareketliliğinde çarşıyı gezen yabancı turistlerin ilgisini çeken bu gözlükleri Kemal Amca sutyen diye satarmış. Üstelik kendi üzerine takarak mankenlik de yaparmış. Turist için egzotik bir hatıra olarak görülen bu gözlükler sutyen olarak epeyce ilgi görmekteymiş.
Pazarlama böyle bir şeydir. Eşek gözlüğü deseydi pek rağbet görmeyeceği kesindi.
Saygılarımla. Ali DİZDAR.














