TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE’NİN
BAĞIMLI İNSANLARI
Temel’in birliği, gece yarısı, sessizce düşman birliklerine yaklaşmış.
Komutanlarının hesabı, gece yarısı şok bir saldırı düzenleyip, savaşı kazanmakmış.
Komutan, saldırıdan önce 15 dakika dinlenmelerini emretmiş.
Tiryaki Temel, hemen gecenin karanlığında sigarasını ağzına götürüp çakmağını ateşleyince, yerlerini belli edip, bütün planı bozmasından korkan komutan, büyük bir öfkeyle homurdanmış; ” Ne yapıyorsun Temel? Bu yaptığın çok tehlikeli.”
” Merak etmeyun komitanum” demiş Temel sırıtarak ” İçime çekmeyrum, benum ki sadece dudak tiryakiluği!”
Fıkradan da anlaşılacağı gibi, bazen tiryakilik bile kendimizden başkaları için de tehlikeli olabiliyor.
Peki ya bağımlı olmak?
Önce yaşayan bir kurum olarak Türkiye Cumhuriyeti için Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözüyle konuya açıklık getirelim:
“Tam Bağımsızlık, bizim bugün üzerimize aldığımız vazifenin temel ruhudur!”
Evet, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri istikameti hep Tam Bağımsız Türkiye yönünde olmuştur.
Ancak son yirmi üç yılda geldiğimiz noktaya bakınca neredeyse milletin tamamı bir bağımlılık sorunu yaşamaktadır.
Uyuşturucu Bağımlılığı;
Zenginler ve ünlülerdeki bağımlılık doğal olarak kokain bağımlılığı şeklinde görülmektedir. Çıkan haberlere bakılınca, kokain bağlılığı, gruplar halinde yapılınca, mutlaka bağımlıların birbirlerine sımsıkı bağlanmaları şeklinde sonuçlanmaktadır.
Bazıları buna Grup Sex diyerek küçültmeye çalışsalar da aslında tam bir toplumsal kenetlenme olarak da açıklanabilir.
Fakirler zaten en fazla bonzai alıp bir sokak kenarında tek başlarına öldüklerinden, onların bir haber değeri olmamaktadır.
Yasa Dışı Bahis Bağımlılığı
Bu sadece bir kumar bağımlılığı olarak açıklanamaz ve uyuşturucu bağımlılığından farklı olarak zenginler de fakirler de oynayabilir. Sporcularda ise çok yaygındır.
Atatürk’ün, “ Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim!” sözünü düstur kabul eden ünlü futbolcular bile yasa dışı bahis uygulamarından yararlanmaktadır.
Atatürk’ün sözünü düstur kabul etmeleri ise şöyle açıklanabilir;” Atatürk’ün saydığı kriterlerden hiç biri bende olmadığına göre, Atatürk beni sevmiyor demektir. O halde niye yasa dışı bahis oynamayayım?”
Doğrusu bu kendi mantıkları içinde yerinde bir yaklaşımdır.
Ekonomik Bağımlılar;
Bu da çok geniş bir kitleye ulaşmaktadır.
Ekonomik olarak kendilerini bu iktidara ekonomik olarak bağımlı kabul eden insanlardan oluşur.
Bunlar Yeşiller ve Sarılar olarak ikiye ayrılırlar.
Yeşiller de kendi aralarında açık yeşil ve koyu yeşil olarak ikiye ayrılırlar.
Açık yeşiller Yeşil Kartlılar başlığında değerlendirilip, hükümetin uyguladığı sadaka ekonomisine muhtaç kişilerden oluşurlar. Bu hükümet giderse aldığımız üç kuruş paradan da oluruz korkusuyla hükümete sımsıkı bağlanırlar.
Koyu yeşiller genelde müteahhitlerden oluşup en büyüklerine Beşli derler, yaptıkları işin ekonomik değeri küçüldükçe sayıları büyür.
Koyu yeşiller için değeri olan tek yeşil vardır Dolar Yeşili. O yüzden Doğa Yeşiline hiç değer vermezler. Hükümete göbekten bağlıdırlar ve bu hükümetin gitmesinden, Açık Yeşil Grubundan çok daha fazla korkarlar.
Sarılar ise Sarı Basın Kartı sahibi olanlardır. Bunlar da Sarı Basın Kartını kaleminin gücüyle alanlar ve tatlı diliyle alanlar olarak ikiye ayrılırlar. İktidarlara karşı devamlı olarak Tatlı Dil kullanmayı becerenlerin olduğu grup, aynı zamanda cüzdandalarını koydukları yandan da iktidara bağlı olduklarından, kendilerini Yandaş Basın olarak ananlar da vardır.
Bir de Koltuk Bağımlıları vardır. Koltukları gitti mi yaşayamayacaklarını düşünürler. Koltuklarını korumak için her şeyi yaparlar.
Bunların bazıları da fıkradaki Temel’in sigarayı içine çekmemesi gibi, kendisine bu koltukları hazırlatıp bırakan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkelerini ve devrimlerini içlerine sindiremezler.
Sigarayı içine çekmeyenlere Dudak Tiryakisi denir ama Atatürk İlke Ve Devrimlerini içine sindiremedikleri halde onun hazırlayıp bıraktığı koltuklara mabadını koyanlara ne tiryakisi denir onu bilmem.
Bildiğim, bu iktidar giderse, diye en çok korkan onlardır.
Tam Bağımsız Türkiye anlayışından, bu kadar bağımlı insan nasıl çıktı ona da aklım ermez.
Aklımın erdiği şeyse;
Her gecenin sonunda güneşin mutlaka yeniden doğduğu ve bizi karanlıktan kurtaracak olanın Atatürk’ün aydınlık yolu olduğudur.
Her şeye rağmen;
Yüreğinizden sevgi, içinizden ümit, yüzünüzden tebessüm eksik olmasın!
Herkese İyi Pazarlar!
Ulvi Puğ














