PİŞİK Mİ PİŞKİNLİK Mİ?
Bizle hiç ilgisi olmayan, çoook uzak bir ülkede, çoook uzun süre iktidarda kalan yarı diktatör bir devlet başkanı, seçim dönemi yaklaşınca; görevlileri çağırıp; “ Koltuğumda bir türlü rahat oturamıyorum, bu koltuğu derhal değiştirin!” demiş.
Görevliler beş ayrı koltuk getirmişler, diktatöre rahat yok.
Sonunda, koltuk değiştirmekten vazgeçip, yarı diktatöre pişik kremi önermişler.
Yarı Diktatör kükremiş ;” Siz benle dalga mı geçiyorsunuz? Bu pişik kremi de nereden çıktı?”
Ekibin başı;” Şey efendim!” demiş “ Bunca yıldır o kadar büyük pisliğin üzerine oturuyorsunuz ki…
Koltuğunuzda rahat edememenizin sebebi mutlaka PİŞİK olmalı diye düşündük.” ( Bir Ulvi Puğ fıkrasıdır.)
Bizde; ne Yarı Diktatörlük ne de Pişik sorunu asla olmaz. Sayın Erdoğan’ın koltuktan kalmak istememesinin tek sebebi bu millete aşık olması ve ölünceye kadar hizmet etmek istemesi.
Fakat, sanki biraz Pişkinlik sorunumuz var gibi.
Pişkin Temel’in , Fadime’ye “Senun yerunde olsam asla bensuz yaşayamazdum!” demesi gibi, Sayın Erdoğan da Türk Milletine “ Bensiz yaşayamazsınız!” diye dayatıyor.
Fadime’den yüz bulamayan Temel, bu kez Emine’de şansını denemiş ve “ Emune!” demiş “ Gökyüzundeki milyonlarca yıldız şahittur ki bütün ömrumi senunle geçurmek isteyrum!”
Temel’in geçirmek istediğinden emin olan ama neyi geçirmek istediğinden biraz şüphe eden Emine,
“Ula Temel!” demiş “ Niyetunde cidduysen, milyonlarca yilduzun şahutliğune ne gerek var! Git, iki tane tanık bul, kıy nikahu oldun bitsun!”
Dedik ya, Sayın Erdoğan da bütün ömrünü Türk Milletine hizmet ederek geçirmek istiyor.
Ama ne yazık ki Anayasamız bir daha aday olmasını engelliyor. Aday olabilmesinin tek yolu da TBMM’nin erken seçim kararı alması.
Buna da MHP ve AKP oyları yetmiyor.
Muhalefet de normal seçim tarihine kısa bir süre kala, sırf ona bir daha adaylığın yolunu açmak için erken seçim kararı almaz.
Temel’in sorununun çözümü iki nikah şahidine bağlı.
Sayın Erdoğan’ınkiyse iki şahit bile gerektirmiyor. Çünkü “ İki dudağının arasında!”
“ Hodri Meydan!” deyip bir an önce getirsin sandığı da hepimiz:
“El mi yalan, Bey mi yalan!” görelim.
Türkiye yönetilemez, Türk Milleti karnını doyuramaz, kirasını ödeyemez durumda.
Ve bu iş; Belediyeleri silkeleyip, Ana Muhalefet Partisini düşmanlaştırmaya çalışmakla çözülmez!
Demokrasinin Er Meydanı seçimlerdir.
Yani, yalancı pehlivan gibi sırf nara atıp, peşrev çekmek yetmez!
Ulvi Puğ














