Temel ortamın etkisiyle, pek güzel sayılmayan ve kendinden epey yaşlı olan Halime’ye;” Benumle evlenir misun?” diye soruvermiş.
Halime soruyu havada kapmış ve “Evetttt!” diye bağırmış “ Elbette evlenirum!”
Sonra 24 dakika Temel’den hiç ses çıkmayınca, Halime Temel’e sokulmuş ve “ Temel’um!” demiş “Niye hiç konuşmaysun?”
“Şeyy Halume Hanumciğum!” diye lafı gevelemiş Temel “ Az önce gereğunden fazla konuştiğumi farkettum de…”
Neyse ki Temel yaptığı hatayı 24 dakikada farkedip, Halime’ye gönül vermekten vazgeçmiş.
Peki, aradan 24 yıl geçmesine rağmen hala hatasını anlamayıp çatır çatır konuşup Sayın Erdoğan’ı övenlere ne demeli?
Dursun, genç ve güzel Fadime’ye yanaşıp,
“ Benumle evlenursen senu hayatimun sonuna kadar başımun üstünde taşirum!”
demiş.
“Çok güzel konuşaysun Dursun” demiş Fadime “ Ama ben, benu hayatimun sonuna kadar, son model arabalarla taşuyacak birinu arayrum!”
Kimimiz de başından beri Sayın Erdoğan’ın güzel konuşmalarına kanmayıp ne oyumuzu verdik ne de gölümüzü.
İlyas ise Emine’ye WhatsApp’tan bir şiir göndererek şansını denemiş.
Emine;” Bu şiiri siz mu yazdinuz?” diye mesajı cevaplamış.
“ Evet!” demiş Temel “Her kelimesu bana aittur.”
Emine de şu cevabı vermiş;
“Çok memnun oldum Sayun Yahya Kemal Beyatlu! Ben sizu öldü sanayidum ama yaşıyorsanuz da benum içun çok yaşlisinuz!”
Kimi de Sayın Erdoğan’ın, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize bıraktığı Cumhuriyetimizin kazanımlarını, İlyas misali kendi yapmış gibi anlatan Sayın Erdoğan’a kanıp koştu peşinden.
Aşktan umudunu kesen Temel, İstanbul’a gidip bu tarihi şehri iyice tanımaya karar vermiş. Yerleştiği otelde görevliye yemek saatlerini sormuş.
Görevli cevaplamış;
“Saat yediden on bire kadar sabah kahvaltısı, on ikiden on beşe kadar öğle yemeği, on sekizden yirmi bire kadar da akşam yemeğimiz var efendim!”
Temel sinirlenmiş ve “ Böyle şey olur mi?” diye bağırmış “ Ben İstanbul’u ne zaman göreceğum?”
Şimdi geldiğimiz son noktada, Sayın Erdoğan, otel görevlisi gibi iktidarının hizmetlerini ballandıra ballandıra anlatsa da milletin çoğunluğu olan bizler, son fıkradaki Temel gibi bağırıyoruz;” Böyle şey olur mu? Biz ne zaman rahat bir gün yüzü göreceğiz?”
Nazım Hikmet, Seni Düşünmek şiirinde;
“ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum…” der ya…
Biz de artık vaat dinlemek değil, rahat yaşamak istiyoruz.
Aslında “Biz ne zaman rahat bir gün yüzü göreceğiz?” sorunun cevabı da belli;
“İlk seçimlerde inşallah!”
Yüreğinizden sevgi, içinizden ümit, yüzünüzden tebessüm eksik olmasın!
Herkese İyi Pazarlar!
Ulvi Puğ














