İPTEN İMZAYA
Fadime, 78 yaşındaki Temel’e seslenmiş;” Çabuk gel! Torinimuz çatuya çıkmış ve aşağuya inemeyi!”
Temel gayet sakin çıkıp, kilerden uzun bir ip almış. İpin ucunu ilmek yapıp, çatıdaki torununa atmış ve;
“Bunu hemen belune geçir uşağum” demiş.
Küçük Dursun ipi beline geçirince de Temel var gücü ile ipi çekmiş ve torun tepe taklak yere yere çakılmış.
Yerde kan revan içinde yatan torununa bakan Temel, sakin şekilde Fadime’ye dönüp sormuş;” Fadume! Yoksa biz bu ipu kuyudan adam çıkarmak içun mi kullanayiduk?”
Sayın Devlet Bahçeli de eskiden Türkiye’yi kurtarmak için, Apo’ya ucunu ilmek yaptığı ipi atıyordu.
Herhalde, fıkradaki Temel gibi, ip atmanın yanlış bir yöntem olduğunu anlamış olacak ki dün Pervin Buldan’ın sözlerinin altına imza atmış.
Hani küçük Temel, uyumakta olan babası Dursun’a;
“ Babaciğum!” demiş en sevimli haliyle “ Karanlukta şurayu imzalayabilir misun?”
“ Tabii imzalayabilurum!” demiş Dursun hem uyku sersemliği etkisi hem de Temel’in sevimliğine aldanıp ve imzayı atıp sormuş;
“Peki, bana neyu imzalattun?”
“ Önemlu bir şey değil babaciğum!” demiş küçük Temel “ Sadece, yarın sabah okula teslum etmem gereken karnemu imzalattum!”
Sayın Devlet Bahçeli uyku sersemliği ile değil, kameraların önünde atmış PKK’nın karnesine sözlü imzasını.
Dün İp atıyordu, bugün imza atıyor, yarın ne olacağı bilinmez.
Benim bildiğim; Türkiye Cumhuriyetinin geleceğine yazı tura atılamayacağı.
İnşallah sayın Bahçeli de ne yaptığını biliyordur.
Terörsüz Türkiye, toplumsal barış, elbette hepimizin ortak arzusu ve ortak amacı.
Ama PKK’nın karnesine bakıp;
2013’deki Akil İnsanlar girişiminde, Devlet kurumlarından TC’lerin kaldırıldığı, gönderden bayrağımızın indirildiğini ve neredeyse PKK’nın yurdumuzun içinde kendi polis teşkilatını kurduğunu ve kafamızı kaldırıp baktığımızda da ufukta bir erken seçim olduğunu görünce…
Ulvi Puğ














