Yezd’de ilk günümüz otelde kahvaltı ile başladı.
Otobüsle “Sönmeyen Ateş Tapınağı”na geldik. Ziyaretin ardından, havalandırma ve soğutma için kullanılan “Badgir” diye adlandırılan kulelerin olduğu parkı gördük. Dünyadaki ilk klima Sistemini ağzımız açık dinledik ve bu çöl sıcağında denemiş olduk.
Sonrasında şehrin dışında bulunan ve 1978 yılında yasaklana kadar Zerdüştlerin ölülerini akbabalara terk ettikleri “Sessizlik Kuleleri (Mezarlık)” merdivenlerini zor bela çıkıp, kayaların tepesindeki alanı ve kemik kuyusunu gördük.
Öğlen sıcağı şiddetini artırırken öğle yemeği için lokantaya ulaştık. Mekan, temiz, serin . Gezimizin bir ayağı da Gastronomi olduğu için yemek saatini şaşırmıyoruz. Türkiyede kahvaltı, akşam yemeği şeklinde olan düzenimiz bozuldu. Öğle yemekleri eklendi. Geçiştireceğim diyoruz ama lokantaya varınca durum değişiyor. İran yemekleri harika. Sıkıntı yaşamıyoruz. Şikayetçi olan arkadaşa rastlamadım.
Dün akşam Yezd’e gelirken tur firmamızın sahibi, arkadaşımız, Nevres hanım rahatsızlandı. Onlar hastaneye biz yemeğe gittik. Bozkırın ortasında gölgelere sığınmaya çalışarak dolaşmıştık. Persepolis’te güneş çarpmış. Hatanede serum takmışlar, gerekli müdahaleyi yapmışlar. İlaçlarını alıp otele geldiler. Ödedikleri para 300 TL.
Genel olarak her şey Türkiye’den ucuz.
Öğle yemeği sonrası otele geldik. Siesta zamanı, sıcakta dolaşmak mümkün değil. Akşam üzeri çıkıp kalan yerleri gezeceğiz.
Çöl şehri Yezd, Müslümanlarla yan yana yaşayan büyük Zerdüşt topluluğu ile İran’daki İslâm öncesi Zerdüşt kültürünün en yoğun hissedildiği yerdir. Lut çölünün kuzey güney çizgisinde en eski medeniyet izlerini barındıran bir şehirdir.
İran’da sekiz, on tane dine mensup insan topluluğu var. Çok çeşitli milletler var. Farslar, Türkler, Yahudiler, Ermeniler, Kürtler, Zerdüştler, saymakla bitecek gibi değil.
İslamın yayılmacı tavrından kaçan Zerdüştler çölde barınmışlar. Yine de devlet, İslam’a geçiş koşullarını cazip hale getirerek İslam’a geçişi sağlamaya çalışmıştır. Zerdüşt ailede bir kişi Müslüman ise bütün miras ona kalır gibi cazip kurallar getirmişler. Direnenlerin bir kısmı burada kalırken, çoğu Hindistan’a gitmiş.
Zerdüştler kendi içlerinde evleniyorlar. Kapalı bir toplum. Başka dinden biriyle evlenen toplumun dışına çıkıyor. Zerdüşt anne babadan doğanlar Zerdüşt oluyor. Sonradan Zerdüştlüğe girmek olası değil.
Zerdüşt Kabristanı, Ölenleri cenaze evlerinde yıkıyorlar. Dört gün bekletiyor, beşinci gün tepeye kayaların üstündeki alana bırakıyorlar.
Bedenlerini akbabalar yiyor, kalan kemikleri kuyuya atıyorlar. Bu alanın çevresi duvarla çevrili, başka hayvanlar ulaşamasınlar diye. Başka hayvanlar yerse, doğayı kirletir. Başka yere taşır, toprak kirlenir diye duvar yapmışlar.
Akşam tekrar dışarı çıktık. Yarım kalan, Cuma Mescit, Fahadan mahallesi, İran’ın en iyi korunmuş evlerinden, Han-ı Lari, 18.yüzyılın başlarından kalma on iki imam türbesi anlamına gelen Maghbareh-ye Davazdah Emam, Zendan-e Eskandar yani İskender’in Zindanı, gördüğümüz yerler oldu. Bunların hepsi eski şehir merkezinde. Tarihi dokunun içinde yürüyerek çarşıya ulaştık. Yarım saatlik serbest zaman sonrası akşam yemeği için dün geceki canlı müzik olan, aynı mekana gittik.
Geç vakitte aldığımız akşam yemeği sonrası gece yarısına doğru otelimize geldik.
Sabah kahvaltı sonrası İsfahan’a doğru yola çıkacağız.
Önce Meybod, sonra Nain, gece konaklama İsfahan’da olacak.
ÇARŞI, Dünyada tarihi dokusunu koruyan Venedik’ten sonra ikinci şehir Yezd’dir.
Yezd ismi, Sasani İmparatoru’ndan gelmektedir. Yezidiler ile bir ilgisi yoktur.
Yezd şehri insanları çok çalışkan. Sanayi şehri olarak biliniyor. Otomobil, tekstil fabrikaları var.
Eski şehir fazla bozulmadan korunmuş. Yeni yapılaşma yok.
Anlatılan hikaye durumu açıklıyor. Tanrı dünyayı dağıtırken sıra Yezd’lilere gelmiş. Tanrı demiş, “burada toprak yoktur, çöl, su yoktur” diye saymaya başlayınca, Yezd’liler; “Tanrım sen bize bir yer ver yeter. Biz onu yaşanacak bir şehir haline getiririz”. Hikaye böyle ama gerçekte farklı değil. İş başa düşünce insanların yapmayacağı şey yok. Yeraltı sularını kullanmada dünyaya örnek işler yapmışlar. Sıcağa karşı geliştirdikleri doğal klima sistemi şeytanın bile aklına gelmez. Bilim adamlarının aklına gelmiş. Dünyaya iz bırakan bilim insanları bu coğrafyadan çıkmış.


Meybod şehrinde Narin Kalesi 5000 yıllık bir uygarlık.
Çölün ortasındayız, dışarıda fazla kalamıyoruz. Gölgelere sığınarak tarihi alanı geziyoruz.
İran’ın seramik üretiminin beşte biri bu şehirde üretiliyor.
Binalar Horasan harcı ile sıvanmış. Harran evleri gibi.


Şehrin yakınında bataklık olduğundan kamış çok yetişiyor. İsmi kamış anlamında Nain’dır. Halıları ile ünlüdür.
Burada yemek molası verdik. Adana, Şiş gibi kebaplar var. Yöresel yemekleri haşlama olduğu söylendi. Güveç kabı içerisinde et, patates, nohut, fasulye, soğan, domates ve baharatlar olan tirit yemeği güzel ve doyurucu. Yöresel koyun yoğurdu, içinde, sarımsak ve nane var.
Tarım, hayvancılık, halıcılık yapıyorlar. Zenginleri İsfahan’da oturuyor.

“Kimsenin baharında gözü olmayanın, bahçesi hep çiçek açar”.
İsfahan, Zağros sıra dağlarının eteklerinde, İran’ın üçüncü büyük şehridir.
Tahran’dan sonra ikinci sanayi şehridir. Bakır, gümüş, altın işçiliği gelişmiştir. Ermenilerin çoğu burada yaşar.
Ahameniş ve Sasaniler döneminde de önemli bir şehir olan İsfahan, Büyük Selçuklu İmparatorluğu ve Safevi’lerin başkenti olmuş. Tuğrul bey, X1. yy da başkentini Rey’den merkezi konumu nedeniyle İsfahan’a taşımış.
Tiananmen meydanı’nın ardından dünyanın ikinci büyük meydanı olan İmam Meydanı ( Nakş-ı Cihan) buradadır.
İki gece kalacağımız İsfahan’ı tanımaya çalışacağız.
İsfahan’da tarihi yapıların çoğu Safevi döneminden kalmıştır. Şah Abbas burayı başkent yapmıştır.
Yahudiler Şah Abbas döneminde buraya yerleşmişler. Müslüman toplumu, daha sonra Ortodoks Ermeniler gelmişlerdir.
İran parlamentosunda ulusal veya dinî azınlıkların temsilcileri vardır.
İçki üretmek, içmek yasaktır. Azınlık din mensupları kendileri için üretebilir, içebilir.
Sarhoş yakalanan müslüman hapse girer. Diğer dinlere mensuplar girmez.
Batı dünyasının öcü gösterdiği, bilgi kirliliği içerisinde bildiklerimizin çoğu yanlış.
Nüfus yaşlanıyor. Bu nedenle kürtaj yasaklanmış.
Gençler arasında beyaz evlilik yaygınlaşıyor. Evlenmeden birlikte yaşıyorlar.
Medeni hukukta erkeğin kadından iki kat fazla hakları var. Bu günlerde, meclise yeni kanun tasarısı verilmiş kadın erkek eşit olsun diye. Mecliste ve devlet yönetimi kademelerinde kadınlar var.
“Evliliğin ilk üç ayı, kadın söyler erkek dinler, sonraki üç ay erkek konuşur kadın dinler. Gelen üç ay kadın ve erkek, konuşur, komşular dinler”.
Titreyen Minareler.

Ermeni Kilisesi. Şah Abbas döneminde yapılan 13 kilisenin ilkidir.
Kilisenin içindeki freskler çizgi roman gibidir. isa’nın mucizeleri, cennet, cehennemi anlatır.

40 Sütunlu Saray. Aslında 20 sütun var. Önündeki havuza hepsi yansıdığı için 40 Sütunlu Saray denmiş.


Batıdan doğuya akan, Zayende Rud ( Doğan) nehrinin üzerinde 33 gözlü köprü Şah Abbas döneminde Horasan Harcı ile yapılmıştır. İsfahan’daki 19 köprünün en büyüğüdür. İsfahan’ın simgesi haline gelmiştir.
Aslında 40 gözlü köprüdür. 7 tanesi kaybolmuştur. 33 gözlü köprü adıyla anılmaktadır.



Devam edecek…














