YENİDEN BAŞLAMAK
Temel, karısı Fadime’ye sormuş; “ Otuzunci evliluk yıldönümünde kürk manto mu istersun yoksa Paris’e gitmek mu?”
Fadime hiç düşünmeden cevaplamış soruyu pat diye;” Paris’e girmek isterum Temelciğum! Çünkü, orada kürk manto çeşutleru daha çokidur!”
Böylesine zeka dolu cevapları her zaman sevmişimdir. Siyasette, Fadime gibi her istediğini alabilmenin yolunu bulan tek politikacı Sayın Erdoğan.
İlk cumhurbaşkanı olduğunda, genel başkanlığı bırakmak zorunda kalmıştı. Sonra, Paris’e gitmeyi tercih eden Fadime gibi, Başkanlık Sistemine gitmeyi tercih etti. Çünkü, bu sistemde hem Cumhurbaşkanlığı hem de AKP Genel Başkanlığı vardı.
Dediğim gibi, zekice hamlelere diyeceğim yoktur. Ama kurnazlığı oldum olası sevmem.
Aralarındaki farkı da başka bir fıkrayla anlatayım.
Bu kez yaşlı Fadime, genç boyacı ustası Temel’e, “ Bak uşağum!” demiş elindeki kül tablasını göstererek “ salonun bütün duvarlarinu bu kül tablasu ile aynı renk olmasinu isteyrum. Al şu 30 bin lirayu ve bu işu hallet!”
“ Hiç merak etmeyun hanumefendiciğum!” demiş parayı cebine indiren Temel “ Bu akşam salonunizun duvarlaru ile kül tablanizun rengi birebir aynı olacaktur!”
Ve sadece kül tablasını duvarın rengine boyayarak, içinde sözünü yerine getirmenin huzuru ve cebinde 30 bin lirayla, sessizce kapıdan tüyüp gitmiş.
İşte bu kurnazlıktır.
Bu konuda siyasette en başarılı isim kim derseniz, cevabım yine Sayın Erdoğan olur.
Geldiğinden beri oyları alırken verdiği hiç bir sözü yerine getirmeden, yerine getirmiş gibi göstermeyi bildi. Temel’den tek farkı ise sessizce tüyüp gitmemesi.
Bazı sözleri ve davranışları anlamak için de benim bilgi seviyem yeterli olmuyor.
Konu buraya gelince örnek değişiyor. Bu konudaki tartışmasız örnek Sayın Bahçeli.
Emine ile Fadime dertleşiyormuş. “Hiç sorma Fadime’ciğum” demiş Emine “pizum Dursun’da hiçbir faaliyet yok. İktidar kaybu %100.”
“Haline şükret da!” demiş Fadime “pizum Temel’de iktidar kaybı % 300.”
Emine şaşırmış ;”Hiç % 300 kayip mu olur Fadime?”
“Olur” demiş Fadime “pizumkinun kuşu zaten ötmeyidu, pu da yetmezmuş gibu geçen gün merdivenden düştü hem parmağinu kirdu hem de dilinu isirdu.”
Sayın Bahçeli de MHP’nin iktidar ortağı olmadığını söylemiş.
Böyle net konuşunca ne demek istediğini anlayamasak da en azından ne dediğini anlayabiliyoruz.
Çünkü, genellikle ne dediğini anlamak da zor oluyor. Örneğin “Recep Nuri Güntekin’in Yaprak Dökümü eserinde…” dediğinde insanda önce bir bağırsak düğümlenmesi oluyor.
Sonra, “ Herkes Bihter, herkes Behlül olmuş!” deyince işi çözüyoruz.
İsme, Recep diye başlayıp, Türkiye Cumhuriyetinde her işin başında Recep Beyin olduğunun altını çiziyor.
Recep Beyin Saraylarda oturduğunu bakmayın. Onun asıl işi hepinizin bildiği gibi bu millete hizmetkarlık yani uşaklık yapmak. Uşak, Bihter ve Behlül kelimelerini yan yana gerince; kastettiği yazarın Halit Ziya Uşaklıgil olduğunu ve dolayısıyla Yaprak Dökümü derken de Aşk-ı Memnu demek istediğini şıp diye anlıyorsunuz.
Sıkıntı şurada ki konuştuklarını anlasak da bu sefer yaptıklarını anlamak mümkün değil.
Örneğin, emekli aylıklarına “Sefalet Ücreti” diyor, “Ahmet Özer’e verilen ceza evrensel hukuk kuralları ile çeliştiği gibi, terörsüz Türkiye gayreti ile de taban tabana zıttır!” diyor.
İyi de o zaman gel bunları mecliste düzeltelim, deyince, düzeltilmesi gereken hiç bir konuda neden parmak kaldırmıyor?
Dönelim fıkraya…
Sayın Bahçeli’nin konuşmasından iktidar olmadığını anlıyoruz.
Emeklilere verilen maaşın Sefalet Ücreti olduğunu anlıyoruz.
Konuştuklarının çoğunu anlayamasak da konuşabildiğine göre dilini ısırmak gibi bir problemi olmadığını da anlıyoruz.
İyi de o zaman emeklilerin durumunu düzeltmek için niye parmağını bile kıpırdatmıyor, derseniz sebebi herhalde % 200 iktidar kaybı.
İktidarda olmadığı için tek başına karar veremiyor ve herhalde parmağı kırık olduğu için de oy kullanamıyor.
Durumu Temel’den iyi yani…
Hiç değilse dilini kullanıp konuşmaya devam edebiliyor.
Sizler, oylarınızı peşin peşin verdikçe de Sayın Erdoğan, Temel’in kül tablasını boyaması gibi seçmenin gözünü boyamaya, Sayın Bahçeli de düzeltmeye hiç niyetli olmadığı işleri konuşmaya devam edecek.
Ya da bu millet atık; “ Masal dinlemekten bıktık!” diye haykıracak.
Bana, sanki artık ikinci şık gerçekleşecekmiş gibi geliyor.
Yüreğinizden sevgi, içinizden ümit, yüzünüzden tebessüm eksik olmasın!
Herkese İyi Pazarlar!
Ulvi Puğ














