Gecekondu mahallemizin yoksul sokağının başında akşamın o sarı sarı ışıkları yanarken, babam elinde birkaç paketi yorgun yorgun taşıyordu. Nasırlı elleri, benim küçücük ellerimi sıkıca kavrarken ben o yolun uzun sürmesini isterdim. Çünkü o uzun yürüyüşte, nefes nefese kalmak benim en büyük mutluluğumdu. Hala unutmam, elimi bırakmadığı o anı…
Pazarları, otoyol kenarlarında kurduğumuz sofra vardı bizim. Biraz mangal dumanı, çokça yumurtalı kısır. Annemin “Azıcık da közde patates atalım” dediği, babamın yoğurt kovasından plastik bardaklara su pay ettiği, kardeşimin ayakkabısız koştuğu o anlar… Eksik ne varsa, mutluluğumuzla tamamlanırdı.
“Birlikte olmak, en büyük servettir,” dedi babam, bir keresinde.
“Yine de bir yumurta kırarız, kısır yaparız.”
Ama hayat durmuyor, ne sen dursan, ne ben durayım… Akıp gidiyor yaşam. Yatağımda sürüklenirken, yüreğimden ve bedenimden parçalar bırakıyorum. Çakıl taşları gibi…
“Yoruldun mu?” diyor iç sesim.
“Bitmedik henüz,” diyorum.
Ve devam ediyor hayat, durmadan, acımasızca, ama bazen de umut vererek.
Hep karşılıksız sevdim ben. Ne yazık ki, sevmenin kârı yok. Ama neyse ki, sana yetecek kadar sermayem vardı yüreğimde. Verdim, biriktirmeden, çekinmeden…
Sen karşılık vermesen de, ben yıpranmadım.
Belki biraz paramparça oldum, ama dimdik durdum.
Geceyi renklendirmek istiyorsan içine hayallerini kat diyorlar.
Benim hayallerim o kadar mütevaziydi ki:
Savaşsız bir dünya, genç ölümlerin yaşanmadığı, sömürüsüz bir hayat…
Ütopya mı, gerçek mi? Bilmiyorum.
Ama düşünüyorum, hayal ediyorum, bekliyorum.
İç sesim fısıldıyor:
“Uyan, düşlerini kaybetme.”
Yalnızlık geliyor bazen yanına,
“Hoş geldin yalnızlık,” diyorum.
Bayramlaşıyoruz, ellerinden öpüyorum, büyüksün çünkü.
O da öğretmiş bana sabrı, dayanmayı, en çok da kendinle kalmayı.
Ve bil ki, her yıpranış bir yeniden doğuş,
her kırık bir direniş…
Bazen hayat nanik yapar, ama sen yine de gülümse.
Çünkü gülümsemek, en büyük direniştir.
Bu hayat, bu sokak, bu eller…
Hepsi bir arada, benim sermayem.
Karşılıksız sevdiklerim, nefes nefese koştuğum yollar,
umutla boyadığım karanlık geceler,
ve asla bitmeyecek inanç…
İşte bu benim hikâyem.
Burası, yüreğimde sakladığım o mahalle,
ve ben hala o sokakların çocuğuyum…
.
(Hayatın içinden öyküler)
İ.akan














