Lafı hiç dolandırmayacağım, canım sıkkın. Geçen hafta yazmıştım; kedimiz Mey hasta, diye. Şimdi gazete için bilgisayarın başına geçtim ama aklım onda. Evin arka odasında sessiz sedasız yatıyor. Başını okşuyorum, yanımıza gel diyorum, ağrısıyla baş başa olmalı ki yerinden kalkmıyor. Gözleri öyle çaresiz, çipil çipil bakıyor.
Geçen hafta veterinere götürmüştük.
Hekim, meme kanseri tanısı koymuş; şimdilik karın bölgesinde açılan yaranın antibiyotikle iyileştirilmesi, daha sonra da diğer tedavi sürecinin başlaması gerektiğini söylemişti.
Ancak verilen antibiyotiği içirmenin mümkünatı yok, tırmalıyor. Sadece o bölgeye krem sürebiliyoruz.
Evin içinde bir hasta…
Kim dayanabilir ki!
Mecburen İzmir’e dönüp başka bir veterinerle işin çaresine bakacağız!
Kısaca hayat hepimizi en hassas yerimizden yakalıyor galiba.

Tıpkı usta yazar Ahmet Büke’nin “Kırmızı Buğday”1 romanındaki Arap Ali gibi.
O da Çanakkale direnişinin ortasında, Eceabat’ta, 1000 rakımlı tepeden düşman donanmasını gözetlemekle görevliyken aklının bir yerinde buğdayların akıbetini düşünüyor.
Acaba bunca yağmur etraftaki buğday tarlalarını harap etmiş, ekinlerin yan yatmasına sebep olmuş mudur?
***
Köylerde yaşayanlar bilir, şiddetli yağmurdan sonra ekinler (buğday tarlaları) yan yatar ve birkaç gün sonra etrafa güzel bir küf kokusu yayılır.
Arap Ali bu kokunun peşindedir çünkü kendi memleketi Akhisar’da bunu çok yaşamıştır.
Büke, roman kahramanlarını dehşetli bir dünyadan geçirir.
Bu dehşetli dünya, Yaşar Kemal’in Çukurova’sı gibi, Akhisar Ovası’dır.
Yaşar Kemal, “İnce Memed”le2 ağalara karşı direnişi başlatır, insanın içindeki dünyayı açığa çıkarır.
Büke ise bunu Akhisar Ovası’nda yapıyor.
Osmanlı’dan alınan topraklar, bu topraklarda ‘yetişen’ gaddar Adnan Bey’ler…
Karşılarında ise Arapoğulları diye anılan ırgat ve topraksız ‘takım’.
İşte bu Arap Ali, Arapoğulları denen boydan.
Bunlar binlerce dönüm toprağı olan Adnan Bey’in inayetine tabiidirler.
O ne verirse o dur.
Karşı gelenler, Adnan Bey’den izinsiz iş yapanlar sevilmez; kulede işkenceye alınır, korkutulur…
***
İşte, bu anaforda Arap Ali’nin anne ve babası kızlarının dağlardaki yörük obasına teslimini kararlaştırır. Ali bir gece yarısı kardeşini götürür bu obaya.
Törelere düşkün bu insanlardan kötülük gelmeyeceğine inancı tamdır.
Ali, askerlik görevinden sonra kız kardeşi Dünya’yı alacak, böylece Adnan Bey’in şerrinden de korumuş olacaktır.
İşte, Arap Ali’nin askerlik işi de tam bu arada olur; Çanakkale Direnişi sırasında Dünya, Yörük obasına teslim edilmiştir.
Arap Ali artık askere gönül rahatlığıyla gidecektir.
Ve öyle de olur. Arap Ali; Conkbayırı’nda, Eceabat’tadır artık.
Taburun komutanı Üstteğmen Cemil’dir.
İşte bu bölükte gözünü budaktan esirgemeyen bir askerdir, bir yandan da aklı Yörük obasına götürdüğü kız kardeşi Dünya’dadır.
Öte yandan 1000 rakımlı tepeden Çanakkale Boğazı’ndaki düşman gemilerini, o gemilerde olabilecek herhangi bir hareketi gözetlemek Arap Ali’nin sorumluluğundadır.
Oradan edinilecek istihbarat değeri taşıyan bilgi, bölükler arasında anında yayılıp tertibat ona göre alınacaktır.

Çalıştığım yıllarda Konak ilçesindeki muhtarları Gelibolu şehitliğine, kazılmış siperlerin olduğu bölgelere götürmüştük.
İnsanın nutku tutuluyor, nasıl bir duygu selidir o…
Onca yiğit asker, verilen mücadele…
Ahmet Büke, bütün bu ayrıntıları bir film şeridinden canlı kareler gibi kitabına aktarmış.
Tabii roman sadece bu hikâyeden ibaret değil. Daha onlarca öykü var.
Arap Ali’ye gelecek olursak…
Arap Ali en alttakilerdendir; ezilmişlerin öfkesi, gözü pekliği tipik özelliğidir.
Gözünü budaktan esirgemez…
Bir yandan da Akhisar Ovası’ndaki ekinlerin yağmurla olan savaşını kendine dert edinir.
Dedim ya hayat hepimizi sevdiğimiz yerden vuruyor; ben Mey’i düşünüyorum, Arap Ali ise cephede biraz sonra düşman gemilerinden atılacak onlarca obüs topu altında can verecek bölüğündeki arkadaşlarının yanına buğday tarlalarını da katabiliyor.
Savaşı da aklından çıkarmıyor, Dünya’yı da ekinlerin yan yatmasını da…
***
Çanakkale’deki savaş…
Arap Ali’nin taburundan sadece iki kişi kalmıştır, biri Arap Ali diğeri yaralı Üsteğmen Cemil.
Romanı daha bitirmedim, Arap Ali’nin kardeşi Dünya’yla buluşması nasıl olacak? Adnan Bey ne yapacak, ben de bilmiyorum.
Onlar da sonraki yazıya…
Tabii Mey’in akıbeti de…
…………………
1 Kırmızı Buğday, Ahmet Büke, roman, Can Yayınları, Nisan 2025, İstanbul, 496s.
2 İnce Memed, Yaşar Kemal, roman, YKY, 75. Baskı: Ocak 2025 (İlk baskılar: 1. Cilt: 1955, 2. Cilt: 1969, 3. Cilt: 1984, 4. Cilt: 1987), toplam: 2142s.














