sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa GÜNCEL

Askerde kurşunsuz ölümler: Dönüşen sözcükler

Zeki Gül Ekleyen Zeki Gül
Ağustos 3, 2025
in GÜNCEL, KONUK YAZAR, SAĞLIK
0
Askerde kurşunsuz ölümler: Dönüşen sözcükler
0
Paylaş
6
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

İki asker daha öldü, kurşun değmeden. Ne cephedeydiler, ne çatışmada. Emirle gelen talimde, güneş çarpmasıydı ölüm nedenleri. Milli Savunma Bakanlığı, halkın bildiği bu ifade yerine “dehidratasyon, hipernatremi, çoklu organ yetmezliği” gibi teknik terimler kullanmayı tercih etti. Bu tıbbi dil, ölümü biyolojik bir yazgı gibi sunarak sorumluluğu soyutlaştırıyor, kamusal tepkiyi geciktirmeyi hedefliyor.

Tıbbileştirilmiş bir anlatı, toplumsal, etik ve yönetsel boyutları olan bir ölümün önlenebilirliğini görünmez kılar. Oysa ölüm, özellikle silahsız bir askerin ölümü, yalnızca bireysel bir kayıp değil; sistemin işleyişine dair bir göstergedir.

Birkaç hafta önce, yine askerler metan gazı nedeniyle bir mağarada yaşamını yitirmişti. O günden bu yana değişen sadece ölüm biçimi değil, bu ölümlere verilen toplumsal ve siyasal tepkidir. İlk kez “ihmal”, “sorumluluk”, “neden” gibi kelimeler muhalefetin dilinde yer buldu. Eksik de olsa bu sözler, bir dil değişiminin habercisi.

CHP’den İyi Parti’ye muhalefetin bugünkü dili; barışa emek vermiş toplumsal hareketlerin, yıllardır açtığı siyasal ve ahlaki alandan besleniyor. Asker ölümleri için artık sadece “şehadet” değil, “Hesap sorma” da mümkün olabiliyorsa, bu yalnızca siyasal cesaret değil, dilin dönüşümüdür.

Barış sadece silahların susması değildir; ölümün anlamını değiştiren bir dildir.

Türkiye’de dil, savaşla çevriliydi nicedir. Ölüm yalnızca “şehadet” olarak kutsanmış, sorgulamanın yerine kabullenme konmuştu. Şimdilerde bu sınırların çatlama emareleri var. En azından çatışmasız asker ölümlerinde “neden?​” sorusu, kamusal alanda yankılanabiliyor.

Bu bir eşiktir. Çünkü barış, yalnızca çatışmasızlık değil; ölümün mutlaklığını sorgulamaktır. Kurşun değmeden ölen bir asker için “neden?​” diyebildiğimiz anda, barışın diline adım atmış oluruz. Wittgenstein’ın dediği gibi: “Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır.” Şimdi o sınırlar genişliyor.

Her toplumun bir “karakutusu” vardır. Bastırılmış emirlerin, suskun yasların, unutulmuş ‘kurşunsuz / çatışma dışı’ asker ölümlerinin yer aldığı bu kutular, ancak barış zamanı yeterince açılabiliyor. Türkiye’nin karakutusu, sessizce aralanmakta şimdilerde.

Barış, aynı zamanda anlamın yeniden kurulmasıdır. Metan gazından ya da güneş çarpmasından ölen askerlerin hikayeleri, artık sadece acı değil; siyasal ve etik bir tanıklığa dönüşüyor.

Susan Sontag’ın uyardığı gibi: “Acının estetiği, hakikatin yerini alırsa, hakikat ölür.” Barış, bu ölümün tanığı olarak hakikati yeniden kurmaktır.

1998 yazında Hakkâri-Çukurca’da bir sınır taburunda sivil sağlık görevlisi olarak geçici görevle yaşadığım deneyim, bu çelişkileri daha da görünür kıldı kendi tanıklığımda. Ne tam sivildik, ne asker. Kimliğimiz muğlaktı; statümüz tanımsız. Görev, halka sağlık hizmeti sunmaktı oysa.

İki ayın sonunda ayrılırken, nizamiyede görevli bir askerin söyledikleri, sıcak çarpması ve metan gazından ölen askerlerin gerçekliğine ışık tutuyor: “Biz bu nizamiyede kurşun geçirmez yeleklerle nöbet tutuyorduk. Çatışma çok yoğun. Bir komutan geliyor, ‘Devletin malını eskitiyorsunuz’ diyor, yeleği çıkartmamızı istiyor. Hatta tokat atanı gördük. Sonra başka bir komutan geliyor, ‘Nasıl böyle korunmasız durursunuz?​’ diye azarlıyor.”

Adına talim denen, nihayetinde emir kapsamında güneş / ısı çarpmasından ölüme evrilen son trajedi ile kök benzerliği olan bir tanıklık bu. İki komutan, iki farklı devlet anlayışı ve insan hayatının değeri…

Barış bir söylem değil, bir iklimdir. İyi Parti’nin TBMM’de son sürece dair kurulacak komisyonuna temsilci göndermemesi, resmi pozisyonunun bir ifadesi olabilir. Ancak asker ölümlerine dair kurduğu küsmen yeni dil, pozisyonun dönüşmekte olduğunu gösteriyor. Barış önce siyasal pozisyonları değil, kelimeleri değiştirir.

Bu nedenle barış, sadece bir süreç değil; bir anlam devrimidir.

Asker ölümlerine artık sadece “şehitlik” değil, “ihmal” denebiliyorsa…

Annelerin çığlıkları artık yalnızca “sabır” değil, “soru” içeriyorsa…

O halde barış başlamış demektir. Bu muktedirlerin değil halkların barışıdır ve kimi zaman muktedirlere rağmen devam eder.

Ve bir gün, sadece kayıpların değil, anlamın da yasını tutabildiğimizde; barış tam da orada hayat bulur.

Sağlıcakla kalın.

https://www.evrensel.net/yazi/97404/askerde-kursunsuz-olumler-donusen-sozcukler

Post Views: 135
Önceki yazı

FAİLİ MEÇHUL(!)

Sonraki Gönderi

ALMANYA’NIN ROMANTİK KLASİK ŞAİRLERİ ARASINDA BİR TÜRKİYELİ ŞAİR

Zeki Gül

Zeki Gül

Sonraki Gönderi
ALMANYA’NIN ROMANTİK KLASİK ŞAİRLERİ ARASINDA BİR TÜRKİYELİ ŞAİR

ALMANYA’NIN ROMANTİK KLASİK ŞAİRLERİ ARASINDA BİR TÜRKİYELİ ŞAİR

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.