“VATAN SAĞOLSUN …..
Sakarya Meydan Savaşı’nda Atatürk’e ölmek üzere olan bir asker getirilir.
“Vatan sağolsun Paşam”, der ve paşanın kucağında son nefesini verir.
Bu söz,
Her türlü zorluğa, yokluğa, yoksulluğa göğüs gerebilen insanların, Kurtuluş Savaşı zaferinin anahtar sözcüğüdür.
“Vatan Sağolsun”.
Eskişehir yangınında ölen körpecik genç canlarımızın hayat hikayeleri de böyle.
Hiçbir menfaat, çıkar beklemeden, sadece insanları, başkalarının canlarını, ormanlarımızı, orada yaşayan canlıları, börtü böceği kurtarabilmek için dükkanını kapatıp, motorsikletine atlayıp yangına gönüllü koşan gençler var.
“Vatan sağolsun”, diyebilen çocuklar bunlar.
Aralarında maaşlı bir orman işçisi var. Zam bekliyor, alamamış. Ailesi, çocukları var. Belli ki sıkıntıda.
“Vatan sağolsun”, deyip gidiyor.
Bunlar bizim gerçek değerlerimizdir.
Tıpkı Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi, tüm imkansızlıklara rağmen bu toprakları ayakta tutabilen, hala var eden tek güçtür bu insanlarımız.
Böyle bir insan kaynağı, bu ülkenin var olan yegane ve gerçek en büyük sermayesidir.
Heba edilmesine asla izin verilmemelidir.
Yapılması gereken tek şey,
bu topraklara sadakatle bağlı olan bu insanları,
Etnik köken ve inanışları ne olursa olsun ayırmadan,
Vatan duygularını suistimal etmeden,
onlara gereken değerin ve her türlü imkanların verilmesidir.
Ancak o zaman,
yaşadığımız topraklara gerçek barış ve kardeşlik gelir. !!!

***
LİDERE SADAKAT TÖREMİZDİR…….
Bu cümleyi hayatım boyunca anlamakta güçlük çektim.
Ben niye aklımın yanlış dediği bir konuda ,
töremizdir diye yanlışı savunarak,
o utanca ortak olayım ki ?
Tam tersi eğer lider töreye uymayan şeyler yapıyorsa.
Doğru olan itaat değil,
onu oradan indirmektir !!!
***
Nedendir bilinmez,
sabah sabah içimde bir sıkıntı var.
Acaba diyorum, ben de modaya uyup,
Adresi ve kime söylendiği belli olmayan
Bir ÖZLÜ SÖZ yazıp,
Sağa sola atar yapsam, rahatlar mıyım ?
Bu konuda tecrübeli ,
Atar uzmanı arkadaşlar
ne diyorsunuz ?
işe yarar mı ?

***
BİZ TATİLDEYKEN,
SİZ KUMDA OYNAYIN MI DİYORLAR ?
Adına süreç denilen pazarlık için, sürecin bileşenleri tarafından kurulması önerilen bir komisyon var.
Problemler bu komisyonda görüşülecekmiş.
Üye sayısı da parlamentodaki sayıya göre belirlenecek, kararlarda salt çoğunluğa göre alınacakmış.
Yani daha maça başlarken hinlik düşünüyorlar.
Muhalefet salt çoğunluğa göre değil,
3/2 nitelikli çoğunluk geçerli olmalı diye itiraz edince tamam öyle olsun demişler.
Peki bu komisyon,
alınan kararları kanun teklifi olarak meclise gönderecek mi ?
Hayır .
Komisyonun böyle bir yetkisi olmayacakmış.
İyi de yetkisiz ve etkisiz bir komisyonun aldığı kararlar hiç bir işe yaramayacaksa ne olacak.?
Şöyle olacakmış..
Bu komisyon ekim ayına kadar çalışmalarını tamamlayıp, Tatil bittikten sonra,
parlamentodaki yetkili komisyonlara gönderecek,
o komisyonlarda bu kararlar tekrar oylanıp,
kanun teklifine dönüşerek parlamentoya onaya gönderilecekmiş.
iyi de ,
diyelim ki uzun görüşmelerden sonra 3/2 nitelikli çoğunluk ile kabul edilen bir teklif,
parlamentodaki ilgili komisyona gönderildiğinde,
komisyon çoğunluğunu elinde bulunduran AKP+MHP+DEM milletvekillerinin oyları ile tam tersine çevrilip kanun teklifine dönüştürülürse ne olacak ?
Milli irade böyle tecelli etti, yapacak bir şey yok mu denilecek ?
hah işte orası daha belli değil miş.
Yani işin özeti deniliyor ki ;
Meclis şimdi tatile giriyor. Biz de tatile çıkıyoruz.
Siz yaz boyunca komisyon olarak toplanın,
arada biraz gürültü de çıkarın ki,
ümmet zamları, hayat pahalılığını, hukuk ihlallerini falan konuşmasın.
Her çıkardığınız gürültüde ,
” nooluyooooo lan orada ” diye dönüp sizin kavganıza katılsın.
Bu arada kendinizi yetkili sanıp havalara da girmeyin.
Biz de bu arada tatilimizi rahat rahat yapıp geldiğimizde,
kaldığımız yerden devam eder, bildiğimizi okuruz.
Denilen ve yapılmaya çalışılan sanırım bu.















