Manchester Cıty in İspanyol teknik direktörü Pep Guardiola, futbol camiasında az kişide gördüğüm bilgece bir laf etti.
“İnsanların kendi mutluluklarını dünyaya kanıtlamaya çalıştığı bir süreci yaşıyoruz”
Üstteki cümle Marx’ın “Sevgimiz sadece bir kişiye odaklanıyor, diğer insanları umursamıyorsa, onun adı sevgi değil genişletilmiş bencilliktir” Sözlerini yan yana koyduğumuzda, konu bence daha anlaşılır oluyor.
Kapitalizm geliştikçe insanların çok daha bencilleştiğini izliyoruz.
Bunun sonu neye varır bilmiyorum.
Birer canavara dönüşüyor adını gelişim koyuyoruz!.
Hiç tanımadığımız bir insan ölmek üzereyken onu kurtarmaya çalışmıyor, videoya çekiyor lıke bekliyoruz!.
Daha kötüsü de var! Çok insan bu durumu sorgulamıyor bile.
Bir insanın “Mutluluğunu” Kanıtlama çabası varsa, onun “mutluluğu” Arama süreci sınırsızdır!
Şunu söylemek istiyorum; Mutluluk kanıtlamaya çalışan kişi onun ne olduğunu bilmeden ölecektir.
Mutluluk ve sevgi ölçüsü olmayan duygulardır. Bu nedendir ki “Çok sevmek” veya “Çok mutlu olmak” diyerek ölçü belirlemeye çalışırız.
Duygu göreceli olduğu için, hali vakti yerinde olan bir kişi, kendi davranışı nedeniyle kötü şey yaşamışsa, diğer insanlar o kişiye kendi durduğu yerden bakarlar. “Ne sorunu vardı, gül gibi işi/eşi vb vardı. Her şeyi tamamdı” Diyerek mutluluğu kendi göreceliğinden değerlendirirler.
Her akşam içki içmek, neden her insan için Mutluluk ölçüsü olsun?
Yıllar önce Manisa’ya Alpaslan Savaşır’ın “Agop’un” Davetlisi olarak gitmiş, oturacak içkili mekan bulamamıştık.
Ramazana denk gelen o gün sadece tenis kulübünde bira içebilmiştik.
Gayet de mutluyduk!
Yaşadığımız anın tadını alıyorsak mutluluğu kanıtlamaya gerek kalmıyor.
Kaf dağı sadece masallar da var!..
***
Eski Sağlık Bakanı Koca doğru söylüyormuş!
“Hastalığa karşı en iyi çare hasta olmamak” mış!.
Hava durumu hepimizin malumu. Dışarı hiç çıkmamak lazım ancak mecbur kaldığınız anlar oluyor.
Terliyor, havanın da etkisiyle yoruluyor sunuz. “Duşu sonra alırım hele biraz dinleneyimde” Derken hapşırık, titreme ve kaçınılmaz son!.
Sabah kahvaltı hazırladım fakat nefes ciddi zorluyor. Klima 22 de ama hava boğazıma sıcak geliyor.
“Yalnız yaşıyorsun, bir şey olursa mutlaka ara” Diyen iki kişiyi aradım. Duymadılar!
Kızgın olmaya hakkım yok. İnsanlar hafta içi turşu gibi oluyor. Bir pazarları var, kimbilir ne tür talebim olacak. Duymamak en iyisi diye düşündükleri zaman, onlara gönül koyamazsınız.
“Sonunu düşünen kahraman olamaz! ” Demişti bir dayı!.
Komşumu aradım eşi döndü bana. İşe gitmiş kocası. “Arabayla gitti ama sen kötü olursan söyle. Ben seni taksiyle götürürüm hastaneye” Dedi, ağrı kesicileri pencereden verirken..
Konyalı biliyordum kadını. Kürd müş, yıllar yıllar önce yerleşmişler Konya ya. Beş vakit namaz kılması ailesinden miras!.
Mardin li genci “Antibiyotik varsa kendime gelirim.” Diye aradım.
Buldu getirdi. “Çekinme sakın abi. Kötü olursan ara beni”..
İlaç içmek için zorla iki lokma yedim. İki saat uyumuşum.
Şimdi epey toparladım. Kalan ilaçlarıda içerim yarına bir şeyim kalmaz..
Siz yine de bakanı dinleyin. İyileşmek için en önemli silah hasta olmamaktır!.














