sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa ÇEVRE

TANRIÇALARIN TORUNLARI

Sedat Kaya Ekleyen Sedat Kaya
Eylül 20, 2025
in ÇEVRE, GÜNCEL, KÜLTÜR VE SANAT, POLİTİKA, YAZARLAR, YEREL YÖNETİMLER
0
TANRIÇALARIN TORUNLARI
0
Paylaş
3
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Antik çağın tarihçileri Muğlalı kadınlardan söz ederken hep aynı şaşkınlığı dile getirmiştir. Onlar sadece evin değil, savaş meydanının da sahibiydiler.

Herodotos’un satırlarında, Romalıların kayıtlarında ve Yunan efsanelerinde hep aynı vurgu çıkar karşımıza.

“Amazon ruhlu kadınlar.”

Karyalı kadınlar, kocalarıyla yan yana savaşa giderdi. Miğferlerini takar, kalkanlarını kuşanır, kılıçlarını kaldırırlardı. Bir erkek düştüğünde, kadın onun yerini alırdı. Bir söylenceye göre Halikarnassos’un surları inşa edilirken kadınlar erkeklerle omuz omuza taş taşımıştı. Bir başka anlatıya göre Mylasa yakınlarında, ölen kocalarının kılıçlarını kaldırıp savaşa devam etmişlerdi. Antik yazarlar onları Amazonlarla özdeşleştirdi. Amazonlar masaldı belki ama Karyalı kadınlar tarihin ta kendisiydi.

Bu topraklarda kadınların gücü sadece savaş meydanında değildi. Karya’nın kalbi sayılan Lagina Tapınağı’nda Tanrıça Hekate hüküm sürüyordu. Geceyle, ayla ve yolların kesiştiği anlarla özdeşleştirilen Hekate, Karyalıların bağımsızlık ruhunun simgesiydi. Her yıl düzenlenen kutsal yürüyüşlerde Lagina’dan Stratonikeia’ya taşınan anahtar, salt bir dini tören değil, kadınların da toplumsal ve siyasal hayattaki rolünü gösteren bir simgeydi.

Ve ardından sahneye tarihin en güçlü kadın amirallerinden biri çıktı: I. Artemisia. Halikarnassos’un kraliçesi, Pers Kralı Xerxes’in yanında Salamis Deniz Savaşı’na katıldı. Donanmayı zekasıyla yönetti, düşmanları bile ona hayran kaldı. Bir kadın olarak savaş gemilerini komuta etmesi, çağının çok ötesinde bir cesaret örneğiydi.

Bodrum’un dalgaları bugün bile onun savaş naralarını taşır gibidir.

İşte bu yüzden Muğla’nın kadınları hala dimdik ayakta. Zeytinliklerini korurken, deniz kıyılarını savunurken, doğasına ve yaşamına sahip çıkarken aslında binlerce yıllık bir mirası sürdürüyorlar. Afrodit’in Knidos’taki kahkahası, Hekate’nin Lagina’daki mumları, Artemisia’nın donanması, Karyalı kadınların savaş meydanındaki çığlığı hala bu topraklarda yankılanıyor.

Belki de bu yüzden Muğla’nın kadınları bugün de tanrıçaların torunları gibi dimdik duruyor. Çünkü bu topraklarda kadınlar, tarih boyunca sadece hayatın değil, mücadelenin de öznesi oldular.

***

TAŞA KAZINMIŞ BİR TARİH

VE  DİPLOMASİ KRİZİ

Kudüs’ün dar sokaklarının altından akan bir su damlasıyla başlar hikaye.

M.Ö. 8. yüzyılda Yahuda Kralı Hezekiah, Asur ordularının kuşatmasından önce halkının susuz kalmaması için dağların içine gizli bir tünel açtırır. İki yandan giren kazıcıların kazmaları, karanlıkta yankılanarak birbirine yaklaşır. Taş, ter, ses… Ve bir gün, iki kazma birbirine çarpar. Tünel tamamlanır. Sular Siloam Havuzu’na akar.

İşte o anı ölümsüzleştiren taş, tünelin duvarına kazınır.

“Bu tünelin hikayesi şudur. İşçiler, karşılıklı olarak kazıyorlardı; kazma kazmaya vuruyordu. Aralarında sadece üç arşın kaldığında, işitilen bir ses vardı: Bir adamın sesi arkadaşına, bir kazma diğer kazmaya vuruyordu. Ve tünel tamamlandığında, su kaynaktan havuza aktı. Tünelin uzunluğu 1200(yaklaşık 500 metre) arşındır.”

Bu satırlar, Kudüs’ün taş kalbine yazılmış bir mühendislik destanıydı. Sadece suyun yolunu değil, insanın sabrını, umudunu da anlatıyordu.

Aradan yirmi yedi yüzyıl geçti. 1880’de, tünelde oynayan bir çocuk o harfleri fark etti. Osmanlı yetkilileri yazıtı İstanbul’a götürdü. Bugün hala İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.

Ama Kudüs bu yazıyı hiç unutmadı. İsrail devleti kurulduktan sonra defalarca dile getirdi.

“Bu yazıt bizim hafızamızdır, geri verin.”

İsrail’in kültür bakanları, Kudüs belediye başkanları, arkeoloji kurumları hepsi aynı dileği tekrarladı ama kapı hep kapalı kaldı. 1998 yılında Benjamin Netanyahu , dönemin Türkiye Başbakanı Mesut Yılmaz’dan yazıtı iade etmesini istemiş ve karşılığında Türkiye’ye “İsrail’in müzelerine gidip Osmanlı dönemine ait istediği tüm buluntuları seçmesini” teklif etmişti. Netanyahu’nun teklifi reddedilmişti.

Netanyahu’nun bu isteğinde ısrarlı olduğu biliniyor ve bu talep bugünlerde yeniden gündemde. 

Ama Türkiye’den her seferinde aynı yanıt geldi.

“Yasal olarak Osmanlı tarafından buraya getirildi. Bizim müzemizin envanterinde, korunuyor.”

Yazıt hala Boğaz’ın kıyısında, Arkeoloji Müzesi’nin taş salonunda duruyor.

Böylece Siloam Yazıtı, iki şehir arasında taş kesilmiş bir diplomasi hikayesine dönüştü. Bir yanda Kudüs’ün kalbini simgeleyen su tünelinin hatırası, diğer yanda İstanbul’un koleksiyonunun gururu.

Ve yazıt hala, sessiz taş harflerinde hem suyun sesini hem de diplomatik çekişmenin yankısını saklıyor

***

KATİLSİNİZ, KATİL

İstanbul Havalimanı’ndan yayılan bu görüntüleri gördünüz mü? Kırık ayağıyla acı içinde kıvranan koca bir köpek, yerde sürüklenerek götürülüyor. Sonrası daha da vahim. Kontrol altına almak” için yapılan müdahale, uyuşturucu iğneyle defalarca vurmak. Ve bir can daha, gözlerimizin önünde yok olup gidiyor.

Bu köpek, aslında hepimizin vicdanı. Onun yerde sürüklenişi, bizim de merhamet duygumuzun ayaklar altına alınışıydı.

Havayolu diyor ki, “Benim sorumluluğum değil.”

Havalimanı yönetimi diyor ki, “Evcil hayvan sahibi kusurlu.”

Belediye topu başkasına atıyor. Herkesin ortak noktası tek. Hiç kimse sorumluluk almıyor.

Oysa bir can söz konusu olduğunda topu taca atmak değil, sorumluluğu üstlenmek gerekir. İnsana, doğaya, hayvana dair en küçük değer kırıntımız varsa, bu olayda hesap sormak zorundayız.

***

FİLİSTİN’DEN AKBELEN’E

KADINLARIN ORTAK AĞIDI

Filistin’de bir kadın, yıkık bir zeytin ağacının gövdesine sarılmış. Çığlığı, göğün kubbesini çatlatacak kadar derin.

“Emeğim, gölgem, bereketim, yuvam!”

O ağaç, onun için sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda kimliği, hafızası, geleceği. İsrail işgalinin paletleri altında paramparça olan bir hayatın simgesi.

Yıllar sonra, kilometrelerce ötede, bu kez Muğla’nın İkizköy’ünde Zehra Nene çıktı karşımıza. Gözleri yaşlı, elleri nasırlı. Çamına, toprağına, köyünün ciğerine sarıldı. Arkasında üniformalar, önünde maden şirketinin kepçeleri. “Burası benim evim, benim köküm” diyor sessizce. O da aynı çığlığı haykırıyor, sadece dil değişiyor, coğrafya değişiyor, ama katliam aynı.

Bugün Akbelen’de artık sadece çamlar değil, zeytinler de sökülüyor. Toprakla en kadim bağımız olan zeytin… Mitolojide tanrıların armağanı, barışın sembolü, bereketin dalı… Şimdi bir şirketin çıkarı uğruna kökünden koparılıyor.

Filistin’de emperyalist işgalin eliyle kesiliyor, Türkiye’de kendi devletinin eliyle.

Ama her ikisi de aynı suçu işliyor. İnsanı köksüz bırakmak, doğayı öksüz bırakmak.

İki kadın, iki toprak, iki ağaç… Ortak bir ağıt.

Onlar, omuzlarında sadece kendi hayatlarını değil, bizlerin de vicdanını taşıyorlar.

***

Akbelen Ormanı’nda köylülerin gözyaşlarına rağmen 151 zeytin ağacının kökünden sökülmesinin arkasındaki isim 2019 yılında AKP Fethiye Belediye Başkan Adayı olan Muhittin Kayabaş çıktı.

***

AKBELEN AĞIDI

Zehra nene toprağa düşer düşmez, kökleri sökmeye geldiler.

Daha gözyaşı kurumadan, kepçeler dişlerini toprağa geçirdi.

Onlarca jandarma, onlarca kamyon, onlarca kepçe…

Ve köylüler, gözlerinin önünde sökülen ataları gibi, ağlıyorlar.

Zeytin ağacıydı onların hafızası, onların duası.

Dalına bez bağlarlardı, köküne su dökerlerdi.

Şimdi kökünden sökülen her ağaç,

Zehra nenenin nefesinden kopmuş bir parça gibi.

Çığlıklar yükseliyor.

“Yuvamızdı burası, ekmeğimizdi, gölgemizdi.”

Ama yankılanan tek şey, motorların uğultusu, jandarmanın sert sesi.

Bir yanda gözaltı, bir yanda gözyaşı.

Bir yanda ölümüyle direnişe dönüşen Zehra nene,

Bir yanda gövdesiyle direnen zeytin ağaçları.

Akbelen’de bugün toprak değil,

Vicdan söküldü kökünden.

Post Views: 183
Önceki yazı

Konak Belediyesi’nin Yeni Binası ve Anılar…

Sonraki Gönderi

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR’LIK): HAFİF

Sedat Kaya

Sedat Kaya

Sonraki Gönderi
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR’LIK): HAFİF

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR’LIK): HAFİF

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.