2018 yılı 14 şubat günüydü. Babam, Annem için yazdığı , birçoğu daha önce basılmamış şiirlerden oluşan kitabını, tek nüsha olarak bastırıp Annem’e hediye etmişti, adı; İLK AŞKIM SON ŞARKIM dı. Annem o gün çok mutlu olmuş, ‘Kaplan duygulandım, ağlattın beni, gel sana bir sarılayım’ demişti. Annem’in son sağlıklı 14 Şubatı olmuştu o gün. Bir sonraki yılın şubat ayını göremedi yazık ki. Bu anı anımsadıkça duygularıma engel olamaz, her 14 Şubat gününü bu güzel anılarla geçirmeye çalışırdım.
Bu yıl 14 Şubat günü Babam’ı da Annem ’in ardından sonsuzluğa uğurladık. Bu dünyadan çağdaş, Atatürk’çü, demokrat, yurt, doğa ve insan sevgisiyle dolu bir insan geçti, iyi bir Baba geçti. ‘İnsanın gelirken işine, giderken izine bakarlar’ sözünü sıkça söylerdi. Öyle de yaşadı. Yurdu, insanı için çok çalıştı. Kimseyi kırmadı, incitmedi. İncitildiğinde kızmadı. Hep ‘Olur bunlar, hoş görmek gerekir’ dedi.
###
Sivrialan Köyünde Aşık Veysel’i evinde ziyarete gittiğinde -Aşık; Bir şeyler çalar, söyler misin?
– Çalalım Bizimoğlan.
Ben gidersem sazım sen kal dünyada,
. Sen petek misali Veysel de arı
. İnleşir beraber yapardık balı
. Ben bir insanoğlu sen bir dut dalı
. Ben babamı, sen ustanı unutma.
Kitaplarıyla kurduğu bir dünyası vardı. ‘ Sen ve kitaplarım, benim herşeyim, varım, yoğum sizsiniz’ der, bıkıp usanmadan çalışır, üretirdi. Babasının( Dedem) yaşadığı zorlukları hiç unutmadı. Benim de onu, yaşadıklarımızı unutmam mümkün değil. Hem babam, hem ustam, 45 yıl boyunca hep birlikte çalıştık, iş arkadaşı olduk. Mutluydum böyle bir ustaya çırak olabildiğim için.
gönül çiçekleri açsın bahçende
. sular akmasa, kum dolsa da dereler
. yolunu kesse de dağlar, okyanuslar
. ufukların kararmasın
. yitmesin umutların, dik dur ileriye bak
. tütsün ocağın, susmasın içindeki saat
. tadını çıkar yaşamanın.
Umut dolu, yaşama sevinci şiirleri vardı. Önceleri daktilo ile yazardı. Bilgisayara bir türlü ısınmadı. Kağıda yazmaya başladı sonra. Onbinlerce sayfa, defalarca gözden geçirilmiş, üzeri çizilmiş satırlar, dosyalar, klasörler, prototip kitaplar. Hepsi yalnız kaldılar şimdi. 10 yeni kitap hazırladı, son iki- üç yılın harmanı olan . Konuları; eğitim öğretim, Köy Enstitüleri, yaşamdan kesitler, Akşehir Kültürü, Yazarlar-Şairler.
Köy Enstitülü olmak en büyük değeriydi. Onur duyardı. ‘Özgür; Biz nerelerden geliyoruz? Köy Enstitüleri olmasa gün yüzüne çıkmamız mümkün mü? Nereye savrulup giderdik, kimbilir? Demişti.
Yaşamı boyunca aldığı en onurlu, gurur verici, büyük görev olarak Atatürk’ün Etnoğrafya Müzesinden Anıtkabir’e nakledilirken başında tuttuğu ilk nöbeti görürdü.
Sevmek, sahiplenmek, yaşama sevinci, saygı duymak gibi en insani duygulardan olan vefa duygusunu dostları, arkadaşları, sevenleri yaşarken de göstermişti zaten, sonrasında da gördüm onların nezaketini, zarafetini, vefa duygularını. Değer bilmeyenler mi? Onlar her zaman olduğu gibiydiler.
Doğum günü 20 Haziran’dı. Asıl doğum gününü bugün, 17 Nisan Köy Enstitüleri’nin kuruluş günü olarak görürdü. Kutlu olsun Köy Enstitüleri’nin kuruluşu. Kutlu olsun Mevlüt Kaplan’ın doğum günü. Sonsuza dek yaşayacaklar.
Beni An
.
bir rüzgar eserse eğer
elma yanaklarına
çiğ damlayan sabahlarda
beni düşün beni an
.
bir çıkmaza girersen eğer
dalarsan anılara
el salla bulutlara
beni düşün beni an
.
bir fırtınaya sararsan eğer
selam verdi doğaya
çağrı çıkar umuda
beni düşün beni an














