
Çocuktuk henüz, bayrama bir hafta-on gün kala Kemeraltı’na giderdik babam ile. Kartpostal seçerdik, eşe dosta göndermek için. Babam ‘üzeri koç, kuzu resimlileri almayalım’ derdi. İzmir manzaralı olanları seçer, hemen arkasını yazar bayram kutlaması yaparak iyi dileklerde bulunurduk. Postane yakındı, hemen Milli Kütüphane’nin yanındaydı. Oradan gönderirdik özenle seçtiğimiz kutlama kartlarını.
Kemeraltı deyince bayram alışverişi de demekti . Ayakkabı, gömlek, pantalon, eksiğimiz neyse onu alırdık. Hepsini birlikte değil elbette. Bayram sabahına dek yatağımızın başucunda dururdu.
Bayram sabahı evde ilk iş radyo açılır, neşeli şarkılar, türküler dinlenirdi. Hemen bayramlıklarımızı giyer, aile içinde mutlulukla bayramlaşır, keyifle kahvaltımızı yapardık. Sonrası eş, dost, akraba ziyaretleri ve bize gelenleri ağırlar, bir sonraki bayramı özlemle bekleyerek geçer giderdi bayram günleri.
Ah nerede o eski bayramlar? Diyecek yaşlara gelivermişiz. Kutlamalarımız azalmış, anmalarımız artmış. Eksilerek gidiyor herşey. Özenli kartpostalların yerini klişe sms ler almış. Eş, dost ziyaretlerini unutttuk, onun yerine otellerde tatil yapmak uygun görülür olmuş. Telefonda bir çift gülen göz hayal ederek yaptığımız kutlamalar sosyal medyadan ileti ile yapmak kolayımıza geliyor artık.
Umutsuz da yaşanmıyor, bayramlar hayata bağlıyor, geleceğe olan umudumuzu artırıyor. İçimizde bir coşku beliriyor bayram günlerinde. Bu bayramda öyle.
Aklımda çocukluğumun bayramları, ardımda kalan. Ötede kamyonun arkasında gördüğüm “Güzel günler göreceğiz demişlerdi, daha çok ileride mi?“ yazısı.
Sosyal Medyada sayımız çok, affedin. Toplu bir gönderi oldu bu yazdıklarım. Herkese “ÇOCUKLUĞUNDAKİ MUTLULUK TADINDA BAYRAMLAR “ diliyorum.














