Mahir Çayan
Mahir Çayan, (15 Mart 1946, Samsun – 30 Mart 1972, Kızıldere, Niksar, Tokat), Türk Marksist–Leninist militandır. Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi’nin kurucu lideri ve teorisyenidir. Mahir Çayan yaralı, Hüseyin Cevahir ise ölü olarak yakalanınca Mahir ve birçok arkadaşı da idamla yargılandı. Şehir gerillası modelini benimseyen Mahir Çayan buna uygun çok sayıda silahlı eylemin planlanmasında ve gerçekleştirilmesinde bizzat bulunur. Hüseyin Cevahir, Ulaş Bardakçı, Ziya Yılmaz, Kamil Dede ve Oktay Etiman’la birlikte İstanbul‘da örgütlemesini sürdürür.
Maltepe Cezaevi’ne getirildi. Dava sürerken 29 Kasım 1971’de THKP-C‘den Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı, Ziya Yılmaz ile Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’ndan (kısaca THKO) Cihan Alptekin ve Ömer Ayna, kazılan tünelden çıkarak firar ederler
19 Şubat’ta Ulaş Bardakçı, Arnavutköy’de kaldığı evde kuşatılır ve güvenlik güçleriyle girdiği çatışmada öldürülür. Mahir Çayan ve arkadaşları bir yandan sürekli yer değiştirerek yakalanmamaya çalışırken öte yandan idam cezası verilmiş olan Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan‘ın kurtarılmaları için eylem olanakları araştırırlar. Koray Doğan‘ın polis tarafından öldürülmesi ve diğer yakalanmalar sonrasında da Mahir Çayan, Cihan Alptekin, Ömer Ayna ve Ertuğrul Kürkçü Karadeniz’e geçerler. Burada Mahir Çayan ve arkadaşları, 26 Mart 1972 günü Ünye Radar Üssü’nde çalışan biri Kanadalı, ikisi İngiliz üç teknisyeni kaçırıp Tokat’ın Niksar ilçesi Kızıldere köyündeki bir kenar eve götürürler. Tutuklu bulundukları İstanbul Kartal Askerî Cezaevi’nden tünel kazarak kaçan Mahir Çayan ve arkadaşları, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı Bir No.’lu Askerî Mahkemesi’nce ölüm cezasına çarptırılan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan için verilen kararın infaz edilmemesini isterler.
30 Mart 1972 tarihinde Tokat‘ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyünde dokuz arkadaşıyla birlikte askerlerle girdikleri çatışmada vurularak yaşamını yitirir. Burada bir tek Ertuğrul Kürkçü kurtulur.
İbrahim Kaypakkaya:
İbrahim Kaypakkaya Türkiye devrimci sosyalist hareketinde önemli bir simgedir.
1949 yılında Çorum‘un Sungurlu ilçesinin Karakaya köyünde Alevi bir ailede doğdu. Babası Ali, Annesi Mediha Kaypakkaya’dır İlkokulu bitirdikten sonra Hasanoğlan Öğretmen Okulu’nu bitirdi ve İstanbul‘daki Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’nda okumaya başladı. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi – Fizik Bölümü öğrencisi olan Kaypakkaya, sol düşüncelerle burada tanıştı. Mart 1968’de Çapa Fikir Kulübü’nün kurucuları arasında yer aldı. Çapa Fikir Kulübü’nün başkanı olan Kaypakkaya, 6. Filo’ya karşı yapılan protestoda yer aldı. Kasım 1968’de okuldan atıldı.
FKF ve TİP içinde ortaya çıkan ayrışmada Millî Demokratik Devrim (MDD) tezini savunan kesimde yer aldı. Doğu Perinçek’in denetiminde olan İşçi-Köylü gazetesinin İstanbul’daki bürosunda çalıştı. Ayrıca Aydınlık ve Türk Solu dergilerine yazılar yazdı. Aydınlık içinde meydana gelen ayrışmada Doğu Perinçek‘in başkanlığını yaptığı Türkiye ihtillalci İşçi Partisi (TİİKP)’nin saflarında 1972 yılına kadar yer aldı. Bu tarihte PDA ile yolları ayrıldı. Doğu Perinçek ve çevresinin saptırıcı (revizyonist) ve fırsatçı (oportünist) olduklarını iddia eden Kaypakkaya, ayrılık sonrasında TKP/ML TİKKO‘yu kurdu
1972’de İbrahim Kaypakkaya önderliğinde kurulan TKP-ML, Sinan Cemgil, Kadir Manga ve Alpaslan Özdoğan’ın öldürülmesine yol açtığı söylenen Malatya Kürecik Kâhyalı köyü muhtarı Mustafa Mordeniz’i öldürdü. Bu olayla kurduğu örgüt büyük bir yankı yaparak tanındı. Bu olaydan sonra Tunceli’ye geçti. 24 Ocak 1973’te Tunceli/Merkez ilçesi Gökçek köyündeki Vartinik köyündeki mezrasında kaldıkları bir kömde kolluk güçleri tarafından etrafları sarıldı. Çatışmada Ali Haydar Yıldız yaşamını yitirir. Arkadaşlarından Muzaffer Oruçoğlu ve Hüseyin Bozkurt kaçmayı başardı. İbrahim Kaypakkaya yaralı olarak beş gün dağda kalır ve yakalanır. İbrahim Kaypakkaya, Diyarbakır’da süren dört aylık sorgulama ve işkence sürecinde ayak parmakları kesilir ve bedeninde birçok delik olmakla birlikte kafası kesilmiş ve kasıkları parçalanmış olarak babasına bir çuval içinde bedeni teslim edilir ve 18 Mayıs 1973’te öldüğü kayıtlara yazılır. Ölümü, dönemin bağımsız milletvekili Mehmet Ali Aybar tarafından bir soru önergesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine getirildi. Ancak bir araştırma yapılmadı ve sağlıklı bir yanıt alınmadı. İbrahim Kaypakkaya’nın cansız bedeni köyüne geldiğinde Annesi Mediha Kaypakkaya’nın oğluna yaktığı ağıt şöyle:
” Benim yavrum fakülteyi bitirmiş /Eşi dostu hep yanına getirmiş, getirmiş /
Yaralanınca tümenini yitirmiş /Yaralı gövdene kurban olurum/ Ben de senin yollarına ölürüm.
.
Ordunun askeri de üstüne varmış/ Kafirin biri de yavruma vurmuş, vurmuş
Bu acılı haberin köye duyulmuş/ Acılı haberini duyan ağlasın
Yas çekesin de karaları bağlasın yavrum.
.
Benim yavrum muradını almamış/Bayrak dikilip de düğün olmamış olmamış kuzum oy
Okumuş da muradını almamış almamış/ Yaralı gövdene kurban olurum/
Ben de senin yollarına ölürüm.
,
Yaralı gövdene kurban olurum/Bende senin yollarına ölürüm/Benim yavrum dört ay hapiste yatmış /Uyudum uyandım yüreğim kopmuş kopmuş/Bu yavrum gören ondan efkarım artmış
Yiğit boylarına kurban olurum oy /Ben de senin yollarına ölürüm.
.
Benim yavrum akılların kuyusu/Vurmayın kafirler yiğit kuzusu oy/
Civan boylarına kurban olurum /Ben de senin yollarına ölürüm oy.
.
Benim yavrum ezelinden gülmemiş/Okumuş da muradına ermemiş ermemiş
Kafirin sürüsü de aman vermemiş vermemiş oy/Yaralı gövdene kurban olurum
Bende senin yollarına ölürüm kurban olurum sana neferim
.
Yavrumun yarası de hançer yarası yarası /Ağlayan ağlayana da annesi, annesi oy
Vurmayın kafirler de lise hocası, hocası/Yaralı gövdene kurban olurum
Ben de senin yollarına ölürüm, kuzum
.
Tunceli derler adını duydum, adını duydum/Bir yiğit vurmuşlar da komşular duyun, duyun
Babasına annesine tel vuruk, tel vuruk/Yiğit boylarına da kurban olurum /
Ben de senin yollarına ölürüm kuzum
.
Arayı arayı da seni bulmuşlar/ Getirmişler de bir dergâha koymuşlar koymuşlar, kuzum, kuzum
Yavrumu işkenceye almışlar almışlar /Yaralı gövdene kurban olurum, olurum /
Ben de senin yollarına ölürüm/Melerim kuzum, civan boylu kuzum kurban olduğum kuzum.
.
Bahar gelmiş de herkes gülüp oynuyor, oynuyor/Benim yorgun göynüm de hiç durmuyor, durmuyor/Posta gözlüyom da mektup çıkmıyor çıkmıyor/Yaralı gövdene kurban olurum, olurum
Ben de senin yollarına ölürüm, kuzum.”
Devam edecek…














