5
Sevgili Engin özellikle daha liseden itibaren, öğrencilik döneminden itibaren TÖS’lü, TÖBDER’li öğretmenlerle, gençlik ve sendika kurumlarıyla hep ilişki kurduğu için soru sormaya hazırlandığını fark ettim. Göz kırpmamla, sorusunu sormaya başladı.
Mevlüt Kaplan Hocam, hayatınızda bir de Yüksek Öğretmen Okulu’nda (Gazi Eğitim Enstitüsü) öğrencilik yılları da var. Orada özellikle Fakir Baykurt, yani ülkemizin yüz akı Fakir Baykurt ve Mahmut Makal ile güzel ilişkileriniz var, çok güzel anılarınız var. Ve hatta bu anılara eşlik eden, bir de o dönemin Kültür ve Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ile de anılarınız var.
Ben bunlarla ilgili anılarınızı bu genç kuşakların bilmesini istiyorum. O dönemde öğrenci, öğretmen bakan arasında nasıl bir ilişki vardı? Özellikle Mevlüt Kaplan, Fakir Baykurt ve Mahmut Makal siz üç tane köy çocuğu, bir bakan. Ve bakanın bunlara nasıl arka çıktığı, nasıl destek olduğu, günümüzde herkese hayal gibi gelecek. Ama, bence çok önemli olacak. Bu konuda söyleyeceklerini merakla bekliyorum. Lütfen, anlatır mısınız?
“Efendim, gerçekten bu konuda üzerinde durmaya değer. Biz Mahmut Makal’la aynı okuldan mezunuz. Aynı yıllarda birlikte okuduk. Aynı zarfa şiirler koyar ve halk evlerinin çıkardığı dergilere gönderirdik. Orada yayınlanması bizi mutlu ederdi.
Destekliyorduk birbirimizi, Fakir Baykurt da dahil, uzaktan da olsa halklarımızı tanıyorduk. Bizi okutan öğretmen Ali İhsan Beyhan, üçümüzün de öğretmeni, Mahmut Makal’ın da öğretmeni, benim de öğretmenim, Fakir Baykurt’un da öğretmeniydi Ali İhsan Beyhan.
Önce Isparta Köy Enstitü’nde Fakir’i okutmaya başlamış. Daha sonra bizim İvriz Köy Enstitü’ne geldi Ali İhsan Beyhan. Mahmut Makal’la bizi okuttu.
Ve biz onun sayesinde, bir ağacın dalları gibi her an onun gözetimi altında şiirler yazıyorduk, öyküler yazıyorduk. İvriz Köy Enstitü’nde de İvriz adlı bir dergi çıkıyordu. O dergide de hem Mahmut Makal’ın, hem Fakir Baykurt’un, hem benim şiirlerim yayınlanıyordu.
Ayrıca Hasan Oğlan Yüksek Köy Enstitü’nün de bir dergisi vardı. Köy Enstitüler adlı bir dergiydi o. Oralarda da şiirler yazıyorduk. Ne zaman, öğretmenlikte 3-4 yılı doldurduk, ben 1953 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü’ne girdim.
Aynı yıl Mahmut Makal da girdi,. Fakir Baykurt da girdi, aynı yıl. Biz iki yıl birlikte, üçümüz, Köy Enstitüsü’nde birbirimizi tanımış olmamıza rağmen, Gazi Eğitim Enstitüsü’nde de birlikte olduk yine beraberdik.
Hep köy konularını düşünürdük biz. Birçok dergiye yazdığımız şiirleri, yazdığımız öyküleri Mahmut Makal, Fakir Baykurt ve ben aynı zarf içerisinde, gönderiyorduk. Ve oralardan yayınlanıyordu.
Postada fazla masraf olmasın, pul masrafı fazla olmasın diye aynı zarfa üçümüz birden birer şiir koyuyorduk, birer öykü koyuyorduk. Gönderiyorduk ve yayınlanıyordu. Birçokları da bize, herhalde Köy Enstitülü bu çocuklar fakirdir diye yardımda bulunuyorlardı, telif hakkı ödüyorlardı.
Biz Gazi Eğitim’e gittikten sonra bizi koruyan ve bizim ufkumuzu açan, beş yüz yetmiş bir adet dünya klasiğini Türkçeye çevirtip yayınlayan Hasan Ali Yücel’i nasıl bırakabilirdik? Nasıl onlar bizden uzak durabilirlerdi? Her ne kadar yönetimden ayrılmış da olsalar halkın içerisinde, geride durmuş kendi köşelerinde okuyor, yazıyor olsalar da biz onları unutamazdık. Onlar da bizi unutmuyorlardı. Evlerini öğrendik, evlerine gitmeye başladık.
Hasan Ali Yücel eski bir Milli Eğitim Bakanı olarak, eski bir Köy Enstitüsü lideri olarak bizi seviyor, tanıyor ve adımızla birlikte çağırıyor. Gazi Eğitim Enstitüsü’nde okumuş olmamızdan dolayı da mutluluk duyuyordu. Bizi evine götürüyordu.
Hiç unutmuyorum. Birlikte yemek yediğimiz günleri, sohbet ettiğimiz günleri hiç unutmuyordum. Bir keresinde, İlköğretim Genel Müdürü olarak İsmail Hakkı Tonguç, bizi Keçiören’deki bağına götürmüştü.
Bağının içerisinde çeşitli meyve ağaçları vardı. Çevrede başka çok bağlar da vardı, ama hiçbirisinin İsmail Hakkı Tonguç’un bağı kadar güzel olduğunu sanmıyorum. Çok beğenmiştik o zaman. Hatta “Sayın Genel Müdürüm, bağlar içerisinde sizin bağınız çok güzel. Aynı toprak olduğu halde neden böyle?” dediğim zaman şöyle demişti: ‘Sen bunu çok iyi bilirsin Mevlüt Kaplan. İvriz Köy Enstitüsünde sen krizma yapmadın mı hiç? Ben bağı dikerken herkesten farklı olarak güzel gelişmesi için bir metre derinliğinde kazdırdım. Bahçenin toprağını baştan başa kazdırdım.
Görkemleşmesi için ağaçlarımı zaman zaman budadım. Zaman zaman suladım. Bakımını iyi yaptığım için benim bağım başkalarının bağından daha güzel,“ demişti.
Devam edecek














