GAZETECİ OLMAK YA DA GAZETECİ OLMAK!
————-
Gazetecilik, demokrasi ile yönetilen ülkelerde en sıkıcı meslektir, aslında…
Meselâ…
İsveç, Norveç, Finlandiya…
Ya da benzer bir ileri ülkede gazetecilik yapıyor olsanız neyi yazacaksınız ki?
— Hazine arazilerinin yağmalanması?
— Çok yerden maaş alan bürokratlar?
— Yerelden genele bir yığın ihale yolsuzlukları?
— Rüşvet alan yargı mensupları eliyle bataklığa dönüşen yargı?
— Fail-i meçhul cinayetler?
Güçlünün her türlü şekilde DOKUNULMAZ olması?
Bunların birinin bile olmadığı bir ülkede gazeteci ne yazar ki?
Ya Türkiye gibi, insan hakları konusunda… Dünya ligiden küme düşmüş bir ülkede?
Türkiye için…
En çok gazeteci ölümlerin yaşandığı…
Yine…
En çok gazetecinin hapsedildiği ülkeler sıralamasında…
Uzak ara birinci ülkedir dersek?
Şaşırır mısınız?
Diktatörler ve mafya örgütleri gazetecileri sevmeler…
Çünkü her ikisi de suç işler ve bunun da açığa çıkmasından hiç hoşlanmazlar!
Gazeteci…
Bilginin ve haberin köprüsüdür…
O köprüyü yıktığınız da…
Halkı gerçeğe ulaşma hakkı dan yoksun kılarsınız…
Nerede çok gazeteci öldürülüyor ve hapse atılıyor ise…
Biliniz ki o ülkede büyük SUÇ DAĞLARI oluşmuş demektir!
Tolga Şardan…
Mesleğinde 30 yılı devirmiş bir gazetecidir…
Yaptığı haberde yalanlanmamıştır…
Dün tutuklandı…
Hem de,”… kaçma şüphesi” gerekçesi ile…
Tutuklamaya karar veren (mahkeme demeye dilim varmıyor) heyete göre…
Tolga’nın suçu, ” katalog suçlar” kapsamına giriyormuş…
××× ××× ×××
GASP, UYUŞTURUCU VE SİLAH KAÇAKCILIĞİ vs.
Suçlar girer katalog suçlar kapsamına…
Yani..
Tolga ŞARDAN’ı tutuklayan heyete göre gazetecilik böyle suçlar kadar tehlikeli işte..
William Shakespeare’nin ünlü oyunu Hamlet’te geçer o tirad;
“Olmak yada olmamak, işte bütün mesele bu!”
Gazetecinin bu ülkede iki sonu var artık…
Ölmek ya da hapse girmek!…
40 katır mı?
40 satır mı?
Kaçma şüphesi ha?
Suç işleyen kaçmayı düşünür, gazeteci niye kaçsın ki?
Yoksa içinizden geçeni mi, gazeteci üzerinden dillendiriyorsunuz?
.
.
FAŞİZM!
———-
Cumhuriyetin 100. Yıldönümü vesilesiyle bir konuşma yapıyor öğretmen…
Kendisi…
Özel bir eğitim kurumunda… Türk Dili ve Edebiyatı hocası…
Hem bir Türk kadını olarak hem de gerçek bir CUMHURİYET ÖĞRETMENİ olarak konuşmasının da hakkını veriyor…
100 yılı özetlerken…
İhanetin üzerine projektör tutuyor aynı zamanda…
Adı: Emine Karataş!
Demokratik bir ülkede Emine öğretmene yaptığı konuşma nedeniyle Takdirname verilir…
Cumhuriyete sahip çıktığı için sadece yılın değil … Yüzyılın öğretmeni seçilir…
Oysa Emine hoca, alelacele gözaltına alındı…
Nedeni:
“…halkı kin ve düşmanlığa sevketmek!”
YAAA?
VAYYY!
××× ××× ×××
Artık korkmayın!
Ve yaşadığınız rejimin adını koyun!
Georgi Dimitrov, Bulgar siyasetçi… (1882-1949)
Hayatı örgütçü mücadele içinde geçti…
Bulgar Devrimciler ile birlikte Nazilere karşı savaştı…
FAŞİZME KARŞI BİRLEŞİK CEPHE, en önemli kitabıdır!
Tam bir başucu bir kitaptır!
FAŞİZM, Kapitalizmin en vahşi ve saldırgan halidir…
İslami FAŞİZM ise…
Sahi biz ne ile idare ediliyoruz?
Cumhuriyet?
Monarşi?
Oligarşi?
Efendim?
Dimitrov’un kitabını okumayan varsa mutlaka okusun!
Biz okuduğumuzda henüz terlemişti bıyığımız…
Üzerinden yarım asırdan fazla geçti…
Düzenin sahipleri…
Okuduklarımızı nice yaşamlara tatbik ettiler…
12 Mart…
12 Eylül…
2002?
Diktatörler faşizmin desteği ile yaşam bulurlar ve ayakta kalırlar…
Özgür olmak isteniyorsa…
Faşizme karşı birleşmek gerek…
O bugün değilse daha ne zaman?














