ET SORUNU
Gittiği devlet hastanesinde, bir deri bir kemik kalan Temel’i muayene eden doktor;
“ Sende hastalık falan yok!” demiş “ Senin sorunun ET! Haftada en az üç gün ET yemen lazım!”
Temel;” Bağırarak söyler misinuz Doktor Beyciğum?” deyince doktor;
“ Senin sorunun ET amca ET!” demiş bağırarak ve sessizce mırıldanmış “ Ooo! Bunda kulak da gitmiş!”
“ Kulağum gayet iyi duyayi doktor beyciğum!” demiş Temel “ Ben emeklu maaşıyla haftada üç gün nasıl ET yiyeyum.
Bağırmanizu da belki Sarayda oturup bizu yönetenler duyar diye istedum!”
Sadece Temel’in değil, bence tüm Türkiye’nin sorunu ET!
GaflET, DalalET, HıyanET, RezalET ne ararsan var!
DiyanET, AdalET, Atatürk’ün bizlere emanet ettiği CumhuriyET…
İçinde ET olan sorunsuz bir tek kurum kalmamış gibi.
Sözcü Gazetesinin haberinden öğrendik ki; bütün işi, gücü ET olan ET VE SÜT Kurumunda da büyük sorun var.
Habere göre; ET Ve Süt Kurumu Genel Müdürü MücahET Taylan’a aldığı 150 bin lira maaş az gelmiş olacak ki Macaristan’da bir şirkET’e ortak olmuş.
Ortağı olduğu şirkETten de Genel Müdürü olduğu ET Ve Süt kurumuna, üç yılda tam 4 milyon kilo ET satın almış.
Macaristan’daki şirkET, kilosunu 7 dolardan aldığı 4 milyon kilo ETi MücahET Bey’in Genel Müdür olduğu ET kurumuna 17 dolardan satınca da doğal olarak 40 milyon dolar yani 1,7 milyar lira kazanmış.
Ama haberden anladığımıza göre, şirkET hemen havaya girmemiş. Yaptığı bu büyük ciroya rağmen, hala içinde bir karı kocanın yaşadığı, kapısında hiç bir şirkET tabelasının bile bulunmadığı mütevazi bir dairede ticari faaliyetlerini sürdürüyormuş.
Koskoca ET Ve Süt Kurumu Genel Müdürü’nün Macaristan’da paravan şirkET kurup oradan kendi kurumuna ET satın alacak hali yok ya…
Bu durum ancak, bu şirkETin parayı bulsa da kendini bozmayan kişilerce yönetildiğini gösterir.
Haberi veren Sözcü Gazetesi olsa da olayı ortaya çıkaran Sayın Turan Çömez. Turan Bey’in çalışmalarına bakınca, insan
“ Çömez’liği buysa bir de Usta olsaymış, kim bilir neler yapardı?” diye düşünmeden edemiyor.
Kasapta çalışan kocası Temel’den, her gün dayak yiyen Fadime sonunda dayanamayıp savcılığa gidip şikayet etmiş.
Tüm olan biteni anlattıktan sonra da
” Üsteluk de kendisu bir hirsuzdur efendum!” demiş “Çaliştiğu kasaptan devamlı olarak ET çalayi !”
Bunu da duyan savcı Temel’i hemen tutuklatmış.
Bir hafta sonra Fadime yine savcının karşısında almış soluğu ve “ Kocamu serbest bırakmanizu isteyrum Haçim Pey.” demiş.
Savcı şaşırmış ve kızmış “ Kızım sen kocanın, tam bir despot olduğunu, üstelik de HIRSIZ olduğunu söylememiş miydin? Şimdi ne oldu da serbest bırakmamı istiyorsun ?”
“Şeyy, Efendum! demiş Fadime;”Evde ETimuz bittu de…”
Bakalım bir CumhuriyET Savcısı çıkıp, bu haberi ihbar kabul edip, bir soruşturma başlatacak mı?
Yoksa, Fadime gibi, MücahET Yaman’ı tutuklarsak Türkiye’de ET biter, korkusu ile “AffET gitsin!” mi diyecekler.
Orhan Veli Denizi Özleyenler İçin şiirinde;
“Gemiler geçer rüyalarımda,
Allı pullu gemiler, damların üzerinden;
Ben zavallı,
Ben yıllardır denize hasret,
Bakar bakar ağlarım.” der ya…
Türkiye’nin bu durumuna bakıp bakıp,
AdalET’e, Atatürk CumhuriyET’ine hasrET çekip ağlayanlara güzel bir şarkıyla moral verelim.
SabrET gönül birgün olur bu hasrET biter
Çekilen acılar canım gün olur geçer!
Biraz tebessüm, biraz cesarET vermesi dileğiyle…
Ulvi Puğ
Not; Değerli Genel Müdürümüzün adı MücahİT ama ET’le bu kadar haşır neşir olan birine MücahET ismi daha çok yakışır diye son iki harfini ET diye yazdım.
Yoksa doğrusu İT olacaktı.














