ÜÇ FIKRADA TÜRKİYE
Atatürk’le Dertleri Ne?
Dedesi ölen küçük Temel babası Dursun’a öfkeyle bağırmış;” Keşke sen hiç doğmasaydun! Şimdu ne güzel dedemun tüm mirasu bana kalacaktı!”
Bu iktidarın da en büyük yanılgısı bu. Keşke Atatürk hiç doğmasaydı, diyorlar ne güzel Osmanlı’nın tüm mirası bize kalacaktı.
Hesiodos’un;
“Budalalar bilmiyorlar yarımın bütünden ne kadar çok olduğunu,
Ebegümecinde ve çiriş otunda ne büyük yarar bulunduğunu.” demiş.
Bunlar da bilmezden geliyorlar; Atatürk olmasaydı ne Osmanlı’nın mirası kalacaktı ne de kendileri olacaktı.
***
Sizin Yaşam Kalitenizi Çalan Kim?
Aynı banka, aynı adam tarafından 7 kez soyulunca polis, veznedar Temel’e sormuş;
“ Yedi seferinde de aynı adam bankayı soymuş. Adamda en dikkatini çeken şey neydi?”
“ En dikkatimu çeken şey…” demiş Temel bir kaşını yukarı kaldırıp dedektif edasıyla düşünerek “ Herifun her seferunde bankaya daha şık, daha lüks kıyafetlerle gelmesu oldi!”
Benzetmek gibi olmasın, AKP’de tam 7 genel seçim kazandı.
Geçen bu 23 yılda bir kendi kıyafetlerinize bakın bir de onlarınkine.
Ve cevabı siz verin;
Sizin yaşam kalitenizi kim çalmış?
***
Ve Kehanet!
Bir Çin lokantasına giden Temel’e yemeğin üstüne bir de Çin falı bakmışlar ve
“ Çok kısa sürede, çok güzel bir kızla tanışacaksın ve ona yüklü bir para vereceksin! Ve o kız şu anda bu lokantanın kasasında oturuyor!” demişler.
Temel teşekkür edip hesabı ödemeye gitmiş. Bakmış kasada gerçekten çok güzel bir Çinli kız var. Hesaba bakıp yemek ve fal fiyatını görünce Temel’in gözleri de fal taşı gibi açılmış. Yüklüce bir parayla hesabı ödedikten sonra;”Helal olsun!” demiş Temel “ Çok para verdum ama falcinun bütün söyledukleru çiktu!”
Ben size ücretsiz bir fal bakayım.
Ne yaparlarsa yapsınlar, ilk genel seçimlerde bu iktidardan kurtulacaksınız!
Üç vakte kadar, 2025 sonu mu desem, 2026 ortası mı desem, en geç 2027 mi?
Üç vakte kadar ama mutlaka!
Yüreğinizden sevgi, içinizden ümit, yüzünüzden tebessüm eksik olmasın!

***
CUMHURİYET HALK PARTİSİ
Temel, arkadaşı Dursun’a gidip;
“ Akşama seks partisu vereceğum, gelir misun?” diye sormuş.
Dursun ağzı sulanarak ” Hiç gelmez olir miyum uşağum” demiş ve merakla sormuş “ Peçi, kaç kişi olacağuz?”
Temel en masum ifade ile cevaplamış Dursun’u ” Şeyy, Dursunciğum… Yengeyu de getirursen üç kişi olacağuz.”
Gürsel Tekin de, belediye başkanı olamayınca parti kurmaya kalmıştı. Ancak partisine katılım sayısının, Temel’in partisine katılım sayısını geçemeyeceğini görünce vazgeçmişti.
Temel, aslında küçükken de bu tür girişimlere meraklıymış. Bir gün komşu kızı Fadime’yi havuza ittirmiş. Sonra da Fadime’den önce koşup annesine haber vermiş;” Fadume havuza düştü!”
Kadın telaşlanmış;” Ula çıkaramadinuz mi?”
“ Çıkarmaz olur miyum?” demiş Küçük Temel gururla “ Ben de hemen havuza atlayup Fadume’yu kurtardum.
Sonra ıslak elbiselerinu çıkardum. Sonra da suni teneffüs yapmak istedum “
“ Eee! Sonra ne oldi?” demiş telaşla kadın.
“ Vallahi kizunuz çok aksi. Pen yatirup suni teneffüs yapmak istedukçe o kalkup kalkup kaçtu!”
Gürsel Tekin de Küçük Temel gibi…
Dün, parti kurarak havuza ittirmeye kalktığı CHP’yi, bugün kayyum olarak kurtarmaya çalışıyor.
Niyet, Küçük Temel’le aynı; Suni Teneffüs yapmak.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk;
“Benim iki büyük eserim var; biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi’dir.” demişti.
Daha Türkiye Cumhuriyetini ve CHP’yi kurmadan, Erzurum Kongresi için Erzurum’da bulunduğu sırada, Saray hakkında tutuklama kararı vermişti.
Sarayın Mustafa Kemal’i tutuklamakla görevlendirdiği, Şark Fatih’i olarak anılan Kazım Karabekir de Erzurum’a gelmişti.
Durum Mustafa Kemal’e bildirildiğinde, belki de hayatında kendini en çaresiz hissettiği anı yaşar Mustafa Kemal.
Fakat, Kazım Karabekir tarihe geçen şu cümleleri söyler askerlikten istifa etmiş durumdaki Mustafa Kemal’e;
“Paşam dün olduğu gibi bugün de bütün kolordumla emrinizdeyim. Sizi koruması için bir bölük asker getirdim!”
Gürsel Tekin!
Seni de Saray görevlendirdi ve sen ve senin gibiler de demokrasi tarihine nasıl geçeceğinize karar vermek durumundasınız.
Karabekir gibi mi?
Kara leke gibi mi?
Unutmayın; bugün Atatürk’ün iki büyük eserinden biri olan CHP’yi korumamak, bence bizlere en büyük emaneti olan Türkiye Cumhuriyetini korumamakla eş değerdir.
Biz; Mustafa Kemal’in askerleri, dün olduğu gibi bugün de görevimizin başındayız.
Siz de kararınızı bir an önce verin!
Not: Aklınıza yanlış bir şey gelmesin. Gürsel Tekin’i görevlendiren saray;
Adalet Sarayı tabiiki.
Türkiye de “ Tam Bağımsız Yargı” olduğunu unutmayalım.

***
(BİT PAZAR’LIK)
DEDE KUCAĞI
Felsefeye ilgi duymaya başlayan Temel, Konfüçyüs felsefesi eğitimi veren dergaha katılmış.
İlk derste, Konfüçyüs’ün ünlü; “Kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma!” sözünü duyan Temel´in gözleri fal taşı gibi açılmış.
Hemen ayağa fırlayıp, bu dergaha gelmiş olmanın pişmanlığı içinde bağırmış;
“Ne yani, şimdu ben Fadume’yu beceremeyecek miyum?”
Dergahın başı da oturduğu yerden yanındakinin kulağına fısıldamış;
“ Şu Temel’i hemen dışarı atın! Biz Temel’e bir şey öğretemeyiz ama, o 2500 yıllık felsefemizin temeline edebilir!”
Ben de Temel gibi binlerce yıllık felsefelere zarar vermemek için fazla derin felsefi konulara girmem. Felsefeden örnek vermem gerekirse en sevdiğim düşünür Fa-Lanca (ki yazıldığı gibi okunur) felsefesinden yaptığım alıntılarla yetirim.
Fa-Lanca’ın en sevdiğim sözlerinden biri de; “ Kendi yaşam felsefenizi bulmak için ille de bir filozofa ihtiyacınız yoktur!” sözüdür.
Üç sene önce torunum Eren’le yaptığımız sohbette bu sözün doğruluğuna kez daha tanık olmuştum.
Aslında torunum Eren’le sohbetin başı 6 sene önceye kadar uzanıyor. Eren’in ilk kez ölümü kafasına taktığı andı.
“ Dede, herkes ölecek değil mi?” diye sormuştu kucağımda otururken. “ Evet dedecim” demiştim “ günü gelince herkes ölecek.”
Bu gerçeği biraz içine sindirdikten sonra; “ Bizim ailemizde ilk sen öleceksin değil mi?” diye sormuştu.
“ Evet!” demiştim “Çünkü ailemizde en yaşlı benim.”
“ Dede” demişti “ Ben daha çocuğum”
“Tabii ki sen daha bir çocuksun dedecim” demiştim “ Senin ölümü düşünmen için çok erken. Sen büyüyeceksin, belki evleneceksin, baba olacaksın. Sonra benim gibi dede olacaksın, sonra torununu kucağına alıp, böyle sohbet edeceksin. Onun için şimdi bu konuları hiç düşünme.”
Kendini kurtarınca biraz rahatlamıştı Eren ama içinde onu huzursuz eden bir konu daha vardı. Onu da çözmek için biraz düşünmüş ve “ Ama dede!” demişti “ Sen hala benden daha hızlı koşabiliyorsun ya!”
“ Tabii dedecim!” demiştim “ Benim de şimdilik ölmeye hiç niyetim yok. Hadi şimdi bunları bırakalım da dondurma yemeye gidelim.”
Gelelim sonraki sohbetimize. Eren o akşam bizde kalmıştı. Daha doğrusu, Eren’in çok sevdiği kedisi Sonic’in öleceğini anlayan annesi, üzülmesin diye Eren’i bize göndermişti. Ve aynı akşam kedisi Sonic gerçekten ölmüştü. Gelinim ve oğlum da Sonic’i sarmış ve gömmek için bizim eve getirmişlerdi.
Hep birlikte uygun bir yere gömdük. Çiçeklerle süsledik. Hatta Bantemiz( Erencede babaanne demek) Nalan Hanım, nereden bulduysa mezarı mozoleye çeviren bir taş bile bulup üstüne yerleştirmişti.
Eren hiç ağlamamıştı. Daha doğrusu gözyaşlarını içine doğru akıtmayı başarmıştı.
Ben Eren’in elinden tutup;” Hadi dedecim!” demiştim “Markete gidip hem Bante’nin istediklerini hem de kendi istediklerimizi alalım.
Elimden tutmuş ve “ Dede!” demişti “ Ben her sabah uyandığımda bugün benim için iyi ve kötü neler olabilir?” diye düşünürüm. Bu sabah sizin evde uyandım, bu iyiydi.
Az önce Sonic’i gömdük, bu kötü. Şimdi senin elinden tutup markete gidiyorum. Bu da çok iyi”
“ Aferin dedecim!” demiştim “ Sen yaşam felsefeni çözmüşsün. Hayat, iyi kötü, güzel çirkin, doğru yanlış gibi karşıtlıklardan oluşur. “
“ Dede, beni kucağına alır mısın?” demişti.
Eren’in bebekliğinden beri en sevdiği yerdir dede kucağı. Dedesi için de bütün sıkıntıları, bütün acıları geçiren bir yakı gibidir torununa sarılmak.
Hemen almıştım kucağıma ve “Bunu kulağına söylemek istedim” demişti muzipçe “ Bu akşam yine senden ayrılıp kendi evimize gideceğim. Bu da kötü!”

İkimiz de birbirimize iyice sarılıp gülmüştük ve ben
“ Ooo!” demiştim “ Daha akşama kadar yapacağımız o kadar çok iyi şey var ki…”
Hayatın tüm çocuklarımıza iyilikler getirmesi dileğiyle…
Yüreğinizden sevgi, içinizden ümit yüzünüzden tebessüm eksik olmasın.
Herkese iyi pazarlar!














