sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa YAZARLAR

YOK DEVEEEE…

Ali Dizdar Ekleyen Ali Dizdar
Ocak 2, 2026
in YAZARLAR
0
YOK DEVEEEE…
0
Paylaş
27
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Bazen anlattıklarımıza inanası gelmeyenler ya da abarttığımızı sananlar “amma da abarttın” anlamında “Yooook Deve!” Diye serzenişte bulunurlar. Eh bizim hikâye de bunun gibi…Karar sizin…

Yıl 1967… O zamanlar imkânı olan Jeep almaya çalışırdı diğer arabalar bize uygun değildi. Bodrum merkezi düz ayak iki adımlık yol arabaya gerek yoktu, bisiklet yetiyordu. Ancak taşıma işlerinde kullanmak ve köylere ulaşım için arabaya ihtiyacımız vardı. Gerçi çoğu işimizi develer ve eşeklerle hallediyor olsak da arabaya ihtiyaç duyuyorduk. Hele turizm başlayınca şart olmuştu. Köy yollarımız da çok kötüydü. Bu kötü köy yollarına ancak “JİP” ler dayanabildiğinden JİP (JEEP) edinmek popüler hale gelmişti.

Marka olarak JEEP ve WILLYS markalı iki çeşit araçlardı ancak halk dilinde “JİP” “CİP” telaffuzu ile anıldığı için JEEP markası su yüzünde kaldı. Hem personel hem yük taşımada en birinci araçlarımız idi. Turizmin ilk yıllarında JEEP’leri dolmuş olarak çalıştırdık. Yolcular arkada iki sıra oturakta kötü yollarda zıplaya zıplaya, toz yuta yuta yolculuk yapardı. Kafasını tavandaki demirlere vurmadan yolculuk yapmak mucize gibiydi.

JEEP ler kısa ve uzun belli olarak iki çeşit idi. Kısa şase, uzun şase diye de anılır. Jeep’in orijinali kısa bellidir. Daha fazla taşıma yapabilmek için Jeep ortadan kesilip uzatılırdı, uzatılan JEEP uzun belli olurdu. O zamanlar her JEEP’in ön camının altında isim yazılıdır. Teknelere yazılan isimler gibi. “YENİLMEZ”, “SARSILMAZ” “GÖZÜTOK” gibi. Genellikle sahibinin soyadı yazılırdı.

Ethem usta da imkân bulunca bir Jeep sahibi olmuş. Ethem usta (Ethem DEMİRÖZ) eski Bodrum yerlilerinden, ayakkabıcılıktan kiremit imalatçılığına kadar birçok iş yapmış sonunda mekanik ustası olmuş, motor tamirinden motor alım satımına varan birçok dalda bir mekanik atölyesi açıp çalışan her tarakta bezi olan biri. Aldığı Jeep’i uzun belli hale getirmiş. İsmini de “MERHABA” koymuş. Mekanik atölyesinde işi başından aşkın olduğundan şoförlük yapacak hali yok. JEEP’i de dükkânın önünde boş boş duracak değil elbet, şoför tutmuş köylere sefer yapıyorlar. Güzergahları da genellikle Bodrum-Farilya arası. “FARİLYA” Gündoğan Köyünün eski adı. Gerçi köy falan kalmadı hepsini mahalle yaptılar. O yıllarda zamanın hükümeti eski isimler Yunan kökenli diye hazmedemeyip Bodrum’daki birçok mahalin süregelen isimlerini değiştirdiler. O hışımla sapasağlam Kiliseyi de depreme dayanaksız raporu verip yıkmışlardı.

Ethem Amca’nın JEEP’i çok sık sefer yaptığı için iki şoförle çalışıyormuş. Şoförler, Bodrum’un ünlü şoförlerinden “Motor Hasan” ve Yalıkavaklı “DAYI İBRAM”. O zamanlar ehliyeti olup şoförlük yapanlar parmakla sayılırdı, toplumun çoğunluğu bu kişileri tanırdı. Jeep gün boyu Gündoğan’a gider gelir Genellikle günün son seferini Gündoğan’a yapar geceyi Gündoğan’da geçirir sabah ilk seferi Bodrum’a yaparlarmış. Arabanın lastikleri çok çabuk yıpranır iki ayda bir değiştirirler kabahati de eski Gündoğan’ın berbat yoluna bulurlarmış. Bodrum’u Milas’a bağlayan ana yol hariç tüm köy yollarımız toprak, çukurlu, berbat yollardı. Ethem Amca bu sık değişen lastiklerden şikayetçi ancak yolların hali de belliydi.

Ethem Usta oldum olası dükkanını erken açarmış. Dükkânı sonradan yıkılan Kilise Meydanında idi. Her sabah gibi yine bir sabah erkenden dükkâna geldiğimde, Jeep’ini dükkânın önünde bulmuş. Ancak neredeyse iki büklüm olmuş. Sanki ortasına beş tonluk bir taş düşmüş gibi ortasından bükülmüş. Arabanın orta kısmı neredeyse yerle bir, önden ve arkadan ortaya doğru yamulmuş haldeymiş. JEEP’i öyle görünce afallamış. Birden can kaybı var mı acaba endişesi sarmış. O arada arabayı yakından inceleyince, üst demirleri eğrilmiş, brandası yırtılmış, arabada bükülmekten başka bir hasar olmadığını görmüş ve bir anlam verememiş. Eş dost gelen geçen arabaya bakıp geçmiş olsun dilekleri yağdırmaya başlamış ancak ne olduğunu bilmediğinden cevap da veremiyormuş. Endişe içinde beklerken bir süre sonra şoför çıka gelmiş. Bakmış şoför sapa sağlam. Rahatlamış.

                                                                ***

-Ethem Usta… “Ne oldu diye soruyorum. Cevap vermekte zorlanıyor. Gülmekle ağlamak arası bir halde. “ÜSTÜMÜZE DEVE DÜŞTÜ” dedi. YOK DEVEEE!… Diyemedim zaten konu deveydi. Yahu taş düştü desen inanırım da deve nasıl düşer, şunun doğrusunu söyle diyorum. “Valla billa deve düştü” diyor. Arabayı gören meraklı millet toplanmış dükkânın önünde bizi seyrediyor. Bodrum’da kaza her zaman denk gelmez millete seyirlik olduk. Girdik dükkâna otur anlat bakayım şu deve hikayesini dedim. Anlattı. Anlattıkça da yaptıkları kaçamaklar ortaya çıkmaya başladı.

Benim haberim yok, bunlar Gündoğan’dan müşteri alıp Mumcular (KARAOVA) nahiyesine bağlı SAZKöyü’ne kumar oynamaya götürürlermiş. O zaman SAZKöy’de kumarhane varmış. Müşterileri de sabaha karşı geri getirirlermiş. Bizim bir iki ayda eskiyen lastiklerin de foyası meydana çıkmış oldu…

                                                                    ***

O zamanlar şimdiki deniz kenarından ve Güvercinlik üzerinden giden yeni yol henüz yapılmamış idi. Eski Milas yolu dolayısı ile de Bodrum’u Türkiye’ye bağlayan tek yol. İki araba karşılaştığında birinin durup diğerinin geçmesine izin verdiği dar bir yoldu. O yolda sollama yapılamadığı için bizler sollamanın ne olduğunu Bodrum’dan çıktıktan sonra öğrenmiştik.

Mumcular (KARAOVA) nahiyesi ve köyleri, Kızılağaç Köyü, Çamlık Köyü (ZIPZIP) üzerinden giden eski Milas yolu üzerinde idi. Kumarhaneye de o yoldan gidip geliyorlarmış. O gün sabahın ilk ışıklarında Gündoğan’a geri dönerken mecburen Yokuşbaşı’ndan geçecekler. Yokuşbaşı Bodrum’un giriş kapısı gibi bir yerdir. Aynı zamanda üç yol ağzı olduğundan Gündoğan’a giden yola da oradan dönülür. Tepelik olduğu için de Bodrum’a girişte Bodrum’u kuşbakışı seyredersiniz. Bodrum’un ziyaretçilerine “MERHABA” dediği Halikarnas Balıkçısı – Cevat Şakir’in de herkes gibi âşık olduğu manzara seyredilir.

Yokuşbaşı mevkiine geldiklerinde, Kızılağaç Köyü’nden Bodrum’a incir çuvalları taşıyan deve kervanına denk gelmişler. O zamanlar Kızılağaç Köyü inciriyle meşhur idi. Çok büyük miktarlarda incir sevkiyatı olurdu. İncir çuvalları ağır olduğundan ancak develer taşıyabilirdi. Deve kervanının yanından geçerken devenin biri JEEP ten ürkmüş. Devenin her zaman gördüğü bir şey değil ki, dar yolda yanı başında gördüğü JEEP’e bir mana veremeyen hayvan korkmuş besbelli. Ve “APALAMAYA” başlamış. Devenin şuursuzca zıplayarak koşmasına “APALAMAK” deriz. Deve apalayınca kervan karışmış, dar yolda JEEP mecbur durmuş, araçtakiler de apalayan deveden korkup arabayı terk etmişler. Önden ve arkadan diğerlerine bağlı deve apalarken kaçamayınca sırtındaki ağır yükle birlikte JEEP in üzerine devrilmiş. O ağırlıkla da JEEP’i ortasından bükmüş. Deve JEEP’in üstünde yan yatıp sıkışmış kalmış. Kişilerde yara bere olmayışı araçta kimsenin olmaması sebep olmuş. Devenin yükünü çözmüşler deveyi kurtarmışlar sıkıştığı yerden. Deveyi de Kervanı da sakinleştirip işi yoluna koymuşlar ancak olan Ethem Usta’nın JEEP’ine olmuş. İki büklüm çarpık çarpık zar zor dükkânın önüne kadar getirip bırakmışlar. Tamirini yapıp satana kadar arabayı brandalarla örtmüş ki gelen geçen sorup durmasın. Çünkü her sorana hikâyeyi anlatmaktan gına gelmiş.

Hikâye “DEVE DÜŞMÜŞ ARABAYA, DEVE DÜŞMÜŞ ARABAYA” diye milletin ağzında sakız olmuş. Bodrum’da ölümlü kazalara pek rastlamazdık ancak bunun gibi hayret uyandıran kazalar seyrek olur dilden dile de dolaşırdı.

JEEP’ler uzun yıllar, yollarımız asfalt olana kadar en birinci ulaşım aracımız olarak kullanıldı. Yollar düzeldikçe de yeni arabalar devreye girdi ve Jeep’leri emekliye ayırmaya başladık. Nostaljik olarak hala kullananlar var. Çok kahrımızı çektiler. Bizde öyle.

Saygılarımla Ali DİZDAR

Post Views: 122
Önceki yazı

Endonezya Ders Notları Açe’nin Kanlı Yazgısı

Sonraki Gönderi

HANGİ DAĞIN TARİHİ

Ali Dizdar

Ali Dizdar

Sonraki Gönderi
HANGİ DAĞIN TARİHİ

HANGİ DAĞIN TARİHİ

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.